أجواء مستباحة وجيوش تشاهد في صمت!!
أجواء مستباحة وجيوش تشاهد في صمت!!

الخبر: نقلت شبكة رصد على موقعها، الثلاثاء 2024/4/16م، قول وزير الحرب في كيان يهود يؤاف جالانت في تصريحات إعلامية إن "أجواء الشرق الأوسط مفتوحة أمام طائراتنا وأي عدو سيقاتلنا سنعرف كيف نضربه أينما كان". وقال: إن "الإيرانيين فشلوا في هجومهم وسيفشلون في ردع (إسرائيل)"، مضيفا: "الإيرانيون لن يتمكنوا من تطبيق معادلة ردع مختلفة ضد (إسرائيل)".

0:00 0:00
Speed:
April 17, 2024

أجواء مستباحة وجيوش تشاهد في صمت!!

أجواء مستباحة وجيوش تشاهد في صمت!!

الخبر:

نقلت شبكة رصد على موقعها، الثلاثاء 2024/4/16م، قول وزير الحرب في كيان يهود يؤاف جالانت في تصريحات إعلامية إن "أجواء الشرق الأوسط مفتوحة أمام طائراتنا وأي عدو سيقاتلنا سنعرف كيف نضربه أينما كان". وقال: إن "الإيرانيين فشلوا في هجومهم وسيفشلون في ردع (إسرائيل)"، مضيفا: "الإيرانيون لن يتمكنوا من تطبيق معادلة ردع مختلفة ضد (إسرائيل)".

التعليق:

هكذا يتكلم من يمثلون كيان يهود بعنجهية القوة التي اكتسبوها من عمالة حكام بلادنا وخنوع جيوشنا التي ترى إجرامهم وتبجحهم دون أن تحرك ساكنا، بل تشاهد في صمت! فلولا هؤلاء الحكام وخياناتهم، وصمت جيوش الأمة التي يمسكون زمامها ما تجرأ يهود على قتل أطفالنا في غزة ولا تدنيس أقصانا الشريف، فضلا عن هذا التبجح في المقال؛ فقد أغراهم أن الأمة مكبلة، ولو أطلقت يدها لأكلتهم بأسنانها وبأياديها العارية، ولما رأيناهم يسرحون ويمرحون في أجواء أمتنا، فالأزمة هنا لا تتعلق بإيران ولا بالرد عليها، فالأمر كله مسرحية ممجوجة ليهود فيها مآرب ولأمريكا مآرب أخرى، وإنما تتعلق بتلك الأجواء المفتوحة التي يصولون فيها ويجولون خلالها؛ يقصفون سفارات وثكنات دون رادع من جيوشنا المدججة بالسلاح والتي تتباهى بقدرتها على الرد والردع، وقد رأيناها أخيرا ترد وتردع لا دفاعا عن الأمة وقضاياها بل دفاعا عن الكيان الغاصب وحماية له، بينما يقتل أهلنا في الأرض المباركة ويحرقون وتهدم فوق رؤوسهم البيوت!

والله إن القلب ليدمى مما يفعله هؤلاء، فلم يحرك واحد منهم سبابته دفاعا عن أهل فلسطين وهم تحت آلة القتل المستعرة، ثم تراهم ينتفضون حماية لقاتليهم أمام صواريخ عبثية يعلم الجميع الغاية منها وعدم جدواها وكونها فقط لذر الرماد في العيون وللضغط على كيان يهود، أي أنها تخدم مآرب أمريكا فقط.

ما قلناه مرارا أثبتته الأيام وهو أن حكامنا هم القبة الحديدية الحقيقية لكيان يهود؛ فمن تصدى لصواريخ إيران ومسيّراتها وأسقطها هم من جيوش الأمة على رأسهم الأردن وملكها بنفسه، وغيرها من جيوش دولنا الكرتونية، ومن يتصدى لمسيّرات الحوثيين هم نظام مصر وآل سعود، والذي يصدر السلاح والمؤن هي تركيا والأردن ومصر والإمارات، والذي يحاصر أهلنا في غزة هي مصر التي تبني سياجا خلف سياج وسورا بعد سور وتضع مناطق عازلة تحاصر أهلنا هناك ما جعل غزة سجناً لا مدينة! وليته سجن حقيقي بل هو مسلخ جزار تركوا فيه أهلنا هناك بلا حول ولا قوة لقمة سائغة يلوكها يهود، حتى شعر اليهود حقا أن لهم جيرانا يهبّون لنجدتهم ويدافعون عنهم، فحكامنا من جنسهم وليسوا جيرانا لهم على الحقيقة فهم منفصلون عن الأمة قلبا وقالبا.

لم نكن لنسمع تلك الكلمات لو كان في الأمة رجال يغضبون لله ولحرماته، ولم نكن لنرى تغول يهود على أهلنا في فلسطين لو ذاق يهود غضبا حقيقيا من جيوش الأمة، بل لسارعوا فرارا من بلادنا إلى غير رجعة، إلا أنهم اطمأنوا لوجودهم وارتأوهم حرساً يدافعون عنهم ويمنعون غضب الأمة من سحقهم.

فأين رجال الأمة الرجال الذين يغضبون لله فيكون غضبهم كعصف الرعد يقتلع أعداء الأمة؟ ألم تحرك نخوتَهم هذه الدماءُ والأشلاء والجثث التي تتطاير هنا وهناك؟! إن لم تحرككم تلك الدماء ولا انتهاك مقدسات الأمة ولا صرخات الثكالى والأرامل واليتامى ومن يستغيثون بكم ليل نهار، فلنكبر عليكم أربعا فلا حياة لكم وباطن الأرض خير لكم.

أيها المخلصون في جيش الكنانة: إنكم تتفاخرون بما شرفكم به رسول الله ﷺ بأنكم خير أجناد الأرض، فكيف تستحقون هذه الخيرية وأنتم تشاركون يهود في قتل إخوانكم في غزة هاشم بحصارهم ومنع العون عنهم وصمتكم على جرائم يهود في حقهم؟! ألا تعلمون أنه من خذل مسلما في موطن يجب فيه نصرته خذله الله؟ فبأي وجه تقفون أمام ربكم وتنظرون لوجه نبيكم ﷺ وهؤلاء يختصمونكم أمام الله ويقولون لنبيه الذي يشرفكم: خذلونا يا رسول الله وأسلمونا لعدوك وعدونا؟! فجهزوا جوابكم أو انتفضوا غضبا لله ولحرماته وانتصروا لإخوانكم هناك واقتلعوا هذا الكيان الغاصب وكل من يدعمه ويحول بينكم وبينه وكل من يحميه من حكام بلادنا، حكام الضرار هؤلاء، واعلموا أن هذا أوجب ما يكون عليكم أنتم دون غيركم.

يا أجناد الكنانة، يا خير أجناد: إن تحرير فلسطين ونصرة أهلها المستضعفين هو واجب على كل جيوش الأمة وهو أوجب ما يكون على دول الطوق كونها الأقرب، وهو ما يكون عليكم أنتم كونكم أقرب الأقرب، وإننا نعلم شوقكم لنصرتهم وتحرير أرض الإسلام وأن الذي يحول بينكم وبين هذا هو النظام فابدأوا به واقتلعوه، فتحرير فلسطين يبدأ من القاهرة وبتحرير القاهرة وإقامة دولة الإسلام التي توحد الأمة وتجيش جيوشها لنصرة المستضعفين في كل الأرض بدءا من أهلنا في الأرض المباركة وكل بلاد الإسلام، فكونوا أنتم رجالها وأعيدوا سيرة أجدادكم العظام الذين قهروا الصليبيين ودحروا التتار، فمن للإسلام إن لم يكن أنتم ومن ينصره غيركم؟ فأعلنوها لله عسى الله أن يفتح بكم فتفوزوا فوزا عظيما، وستذكرون ما أقول لكم وأفوض أمري إلى الله.

﴿يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اسْتَجِيبُواْ لِلّهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُم لِمَا يُحْيِيكُمْ وَاعْلَمُواْ أَنَّ اللهَ يَحُولُ بَيْنَ الْمَرْءِ وَقَلْبِهِ وَأَنَّهُ إِلَيْهِ تُحْشَرُونَ

كتبه لإذاعة المكتب الإعلامي المركزي لحزب التحرير

سعيد فضل

عضو المكتب الإعلامي لحزب التحرير في ولاية مصر

More from Haber ve Yorum

Türkiye ve Arap Rejimleri Hamas'tan Silah Bırakmasını İstedi

Türkiye ve Arap Rejimleri Hamas'tan Silah Bırakmasını İstedi

(Tercüme)

Haber:

Fransa ve Suudi Arabistan'ın öncülüğünde, Filistin meselesine barışçıl bir çözüm bulmak ve iki devletli çözümü uygulamak amacıyla 29-30 Temmuz tarihlerinde New York'ta Birleşmiş Milletler Uluslararası Üst Düzey Konferansı düzenlendi. Filistin'i devlet olarak tanımayı ve Gazze'deki savaşı sona erdirmeyi amaçlayan konferansın ardından ortak bir bildiri imzalandı. Avrupa Birliği ve Arap Birliği'nin yanı sıra Türkiye de bildiriyi 17 ülke ile birlikte imzaladı. 42 madde ve ekten oluşan bildiri, Hamas'ın gerçekleştirdiği Aksa Tufanı operasyonunu kınadı. Katılımcı ülkeler Hamas'ı silah bırakmaya çağırdı ve yönetimini Mahmud Abbas rejimine devretmesini talep etti. (Ajanslar, 31 Temmuz 2025).

Yorum:

Konferansı yöneten ülkelere bakıldığında, Amerika'nın varlığı açıkça görülüyor ve karar alma yetkisi veya nüfuzu olmamasına rağmen, Suudi rejiminin hizmetkarı olarak Fransa'ya eşlik etmesi bunun en açık kanıtıdır.

Bu bağlamda, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron 24 Temmuz'da Fransa'nın Eylül ayında Filistin devletini resmen tanıyacağını ve bunu yapan ilk G7 ülkesi olacağını belirtti. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan Al Suud ve Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, konferansta New York Bildirgesi'nin hedeflerini ilan eden bir basın toplantısı düzenlediler. Aslında, konferansın ardından yayınlanan bildiride, Yahudi varlığının katliamları kınandı, ancak aleyhinde herhangi bir cezai karar alınmadı ve Hamas'tan silahlarını bırakması ve Gazze yönetimini Mahmud Abbas'a devretmesi istendi.

Amerika'nın İbrahim Anlaşmaları'na dayanarak uygulamaya çalıştığı yeni Orta Doğu stratejisinde, Selman rejimi öncü rolü temsil ediyor. Savaşın ardından Suudi Arabistan ile Yahudi varlığı ile normalleşme başlayacak; ardından diğer ülkeler de takip edecek ve bu dalga, Kuzey Afrika'dan Pakistan'a uzanan stratejik bir ittifaka dönüşecek. Ayrıca, Yahudi varlığı bu ittifakın önemli bir parçası olarak güvenlik garantisi alacak; daha sonra Amerika, bu ittifakı Çin ve Rusya'ya karşı mücadelesinde yakıt olarak kullanacak ve Avrupa'yı tamamen kanatları altına alacak ve tabii ki, Hilafet devletinin kurulma ihtimaline karşı.

Şu anda bu planın önündeki engel, Gazze savaşı ve ardından patlamaya hazır, giderek artan ümmetin öfkesidir. Bu nedenle, Amerika Birleşik Devletleri, New York Bildirgesi'nde inisiyatifin Avrupa Birliği, Arap rejimleri ve Türkiye tarafından alınmasını tercih etti. Bildiride yer alan kararların kabulünün daha kolay olacağını düşünerek.

Arap rejimleri ve Türkiye'nin görevi ise Amerika Birleşik Devletleri'ni memnun etmek, Yahudi varlığını korumak ve bu itaate karşılık olarak kendilerini halklarının öfkesinden korumak ve değersiz iktidar kırıntılarıyla aşağılık bir hayat yaşamak, ta ki atılana veya ahiret azabına maruz kalana kadar. Türkiye'nin bildirgeye sözde iki devletli çözüm planının uygulanması şartıyla ihtiraz kaydı koyması, bildirgenin gerçek amacını örtbas etme ve Müslümanları yanıltma çabasından başka bir şey değildir ve hiçbir gerçek değeri yoktur.

Sonuç olarak, Gazze'yi ve tüm Filistin'i kurtarma yolu, Yahudilerin yaşadığı hayali bir devletten geçmiyor. Filistin'e İslami çözüm, gasbedilmiş topraklarda İslam'ın hüküm sürmesi, gaspçılarla savaşmak ve Müslüman ordularını mübarek topraklardan Yahudileri söküp atmak için seferber etmektir. Kalıcı ve köklü çözüm ise, Raşid Hilafet devletini kurmak ve İsra ve Miraç'ın mübarek topraklarını Hilafet'in kalkanıyla korumaktır. İnşallah, o günler uzak değildir.

Resulullah ﷺ şöyle buyurmuştur: «Müslümanlar Yahudilerle savaşmadıkça kıyamet kopmaz. Müslümanlar onları öldürecekler, öyle ki Yahudi taşın ve ağacın arkasına saklanacak, taş veya ağaç şöyle diyecek: Ey Müslüman, ey Allah'ın kulu, arkamda bir Yahudi var, gel onu öldür.» (Müslim rivayet etmiştir)

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi Radyosu için yazan:

Muhammed Emin Yıldırım

Amerika'nın İstediği, Silah Kalsa Bile Yahudi Varlığının Resmen Tanınmasıdır

Amerika'nın İstediği, Silah Kalsa Bile Yahudi Varlığının Resmen Tanınmasıdır

Haber:

Lübnan'daki siyasi ve güvenlik haberlerinin çoğu, diğer silahlardan ziyade Yahudi varlığını hedef alan silah konusuna odaklanıyor ve çoğu siyasi analist ve gazeteci tarafından vurgulanıyor.

Yorum:

Amerika, Yahudilerle savaşan silahın Lübnan ordusuna teslim edilmesini istiyor ve çıkarı olduğunda veya komşu ülkelerdeki Müslümanlar arasında kullanılabilecek tüm insanların elinde kalan silahları umursamıyor.

En büyük düşmanımız Amerika, bunu açıkça, hatta küstahça söyledi, elçisi Barrack bunu Lübnan'dan açıklarken, Lübnan devletine teslim edilmesi gereken silahın, mübarek Filistin'i gasp eden Yahudi varlığına karşı kullanılabilecek silah olduğunu, diğer bireysel veya orta düzeydeki hiçbir silahın Yahudi varlığına zarar vermediğini, aksine tekfirci, aşırılıkçı, gerici veya geri kalmışlar bahanesiyle Müslümanlar arasında çatışmayı körükleyerek ona, Amerika'ya ve tüm Batı'ya hizmet ettiğini, ya da mezhepçilik, milliyetçilik, ırkçılık bahanesiyle, hatta bizimle yüzlerce yıl yaşamış ve bizden canlarının, mallarının ve namuslarının korunmasından başka bir şey görmemiş olan Müslümanlar ve diğerleri arasında, kanunları kendimize uyguladığımız gibi onlara da uyguladığımızı, onlara ne hakkımız varsa onların da hakkı olduğunu, onlara ne yükümlülüğümüz varsa onların da yükümlülüğü olduğunu söyleyerek Müslümanlar arasında besledikleri diğer sıfatlarla. Çünkü İslami hüküm, Müslümanlar arasında olsun, devletin tebaası olan Müslümanlar ve diğerleri arasında olsun, yönetimde temeldir.

Mademki en büyük düşmanımız Amerika, Yahudi varlığına zarar veren silahı imha etmek veya etkisiz hale getirmek istiyor, o halde siyasetçiler ve medya mensupları neden buna odaklanıyor?!

Ve neden en önemli konular, Amerikan düşmanının talebi üzerine medyada ve Bakanlar Kurulu'nda derinlemesine araştırılmadan ve ümmet üzerindeki tehlikesinin boyutu açıklanmadan gündeme getiriliyor, bunların en tehlikelisi Yahudi varlığıyla kara sınırlarının çizilmesi, yani bu gaspçı varlığın resmen tanınmasıdır, öyle ki bundan sonra hiç kimsenin Filistin uğruna, yani sadece Filistin halkına aitmiş gibi bizi ikna etmeye çalıştıkları gibi sadece Filistin halkının değil, tüm Müslümanların malı olan Filistin için hiçbir silah, yani hiçbir silah taşıma hakkı kalmaz?!

Tehlike, bu konunun bazen barış, bazen uzlaşma, bazen bölgedeki güvenlik, bazen de ekonomik, turistik ve siyasi refah başlığı altında, bu ucube varlığı tanırsak Müslümanlara vaat ettikleri bolluk başlığı altında gündeme getirilmesidir!

Amerika, Müslümanların Yahudi varlığını tanımayı asla kabul etmeyeceklerini çok iyi biliyor, bu nedenle onları en önemli kader belirleyici meseleden uzaklaştırmak için başka yollarla onlara sızmaya çalışıyor. Evet, Amerika silah konusuna odaklanmamızı istiyor, ancak Lübnan resmi olarak onunla sınırları çizerek onu tanırsa, silah ne kadar güçlü olursa olsun fayda sağlamayacağını ve Yahudi varlığına karşı kullanılamayacağını, böylece Filistin topraklarındaki haklılığını Müslüman yöneticilere ve Filistin Otoritesine sığınarak kabul edeceğini biliyor.

Bu Yahudi varlığını tanımak, Allah'a, Resulüne ve müminlere ihanettir, Filistin'i kurtarmak için dökülen ve hala dökülmekte olan tüm şehitlerin kanlarına ihanettir ve tüm bunlara rağmen, Gazze-i Haşim'de ve Filistin'de savaşan ve bize kanlarıyla Yahudi varlığını asla tanımayacağımızı, bunun bedeli ne olursa olsun söylüyorlar... Peki Lübnan'da şartlar ne kadar zor olursa olsun Yahudi varlığını tanımayı kabul edecek miyiz?! Onunla sınırları çizmeyi, yani onu tanımayı, silah bizimle kalsa bile kabul edecek miyiz?! Vakit kaybetmeden cevaplamamız gereken soru bu.

Hizb-ut Tahrir Merkezi İletişim Bürosu Radyosu İçin Yazılmıştır

Dr. Muhammed Caber

Hizb-ut Tahrir Lübnan Vilayeti Merkezi İletişim Komitesi Başkanı