القمة الأمريكية الخليجية في الميزان الصحيح لحزب التحرير
القمة الأمريكية الخليجية في الميزان الصحيح لحزب التحرير

الخبر:   من موقع المكتب الإعلامي المركزي لحزب التحرير في 2016/04/24م: جواب سؤال حول زيارة أوباما للسعودية: جاء في الجواب:

0:00 0:00
Speed:
May 02, 2016

القمة الأمريكية الخليجية في الميزان الصحيح لحزب التحرير

القمة الأمريكية الخليجية في الميزان الصحيح لحزب التحرير

الخبر:

من موقع المكتب الإعلامي المركزي لحزب التحرير في 2016/04/24م: جواب سؤال حول زيارة أوباما للسعودية: جاء في الجواب:

"... إن أهداف الزيارة لم تكن لحل مشاكل المنطقة، فأمريكا وضعت مشاريع الحل من قبل زيارة أوباما، وضعتها لسوريا وأكدتها منذ إنشاء هيئة الرياض للتفاوض، ووضعتها لليمن وأكدتها منذ عاصفة الحزم التي أبرزت الحوثيين ليزاحموا على المشاركة في الحكم بعد أن كانوا معزولين في صعدة وحولها، ووضعتها لفلسطين بالاعتراف بدولة يهود، وهكذا العراق وليبيا... فمشاريع أمريكا موضوعة لها من قبل أن يصبح أوباما بطة عرجاء! ولم يكن ذكر هذه القضايا في البيان الختامي إلا لزيادة سطور البيان! إن هذه ليست هي الأهداف الرئيسة المقصودة من الزيارة،... ويمكن إجمال هذه الأهداف في هدفين رئيسين وهما كما يلي:

1. ضمان سيطرة أمريكا على منطقة الخليج والحيلولة دون تركز نفوذ آخر وخاصة البريطاني، ...

2.  موازنة دور السعودية بدور إيران، فتكون إيران في شرق الخليج والسعودية في غرب الخليج، ثم يتقاسمان الأدوار في دول المنطقة الأخرى بتنافس رياضي دون اعتبار للنفوذ التقليدي لبريطانيا في الخليج أو لعملائها، بل بتوكيل ملك السعودية سلمان بضبط تشويشات عملاء الإنجليز في الخليج وخاصة قطر على مخططات أمريكا، وإعطاء سلمان أهمية خاصة في هذا الأمر...

أما عن العلاقة بين السعودية وإيران، فإن أمريكا تريد حل هذه الإشكالية وإعادة العلاقات بين الطرفين، لأن أمريكا حريصة جدا على جعل المنطقة تقبل بالدور الإيراني الذي يصب في صالح أمريكا. ..."

التعليق:

بينما تُذبح الأمة الإسلامية بسكين أمريكا وأذنابها من الوريد إلى الوريد وبينما نجد حكام المسلمين لم يعودوا حكاما بل حطاما تتكئ عليهم أمريكا لمزيد من السيطرة على الأمة ومقدراتها، وفي خضم الإبادة الجماعية التي تتعرض لها الشام بشكل همجي وحشي لا يتصور إنسان أنه يحصل في عالم يدعي التحضر والمدنية في قرن هو القرن الواحد والعشرون، نجد أن علماء الأمة وقد أعرضوا عن نجدة أمتهم المكلومة، فلم نعد نرى بينهم علماء ربانيين يصدعون بكلمة الحق ولا يخشون فيها لومة لائم! لم نعد نسمع عن فارس مغوار وقف موقف سيد الشهداء فنصح ونهى وقام بما يمليه عليه دينه وعقيدته! لم نعد نرى قلماً مخلصاً يحق الحق ويبطل الباطل بين ثنايا الإعلام العربي المأجور. بل لقد توسعت دائرة الرويبضات حتى شملت ليس فقط الحكام بل العلماء والإعلاميين ووسائل البث الفضائي والإلكتروني وأكثر من هذا..

لقد جند أولئك المأجورون أموالهم وأقلامهم قبل فترة للتهجم على حزب التحرير وشبابه لأنهم رفعوا راية العقاب التي اتخذها رسول الله راية له ولدولته، فكالوا لهم ولها التهم وجعلوها قضية مصيرية خدمة لأجندات الغرب، بينما لم نجد منهم قزماً واحداً ينكر على أصحاب اللحى من تيارات سلفية وصوفية ينتمون لها أن يضعوا أياديهم بيد دي ميستورا يصافحونه ويتبسمون له ويجالسون مجرمي النظام في جنيف بينما أعراض هؤلاء السلفيين والصوفيين تُنتهك ويُداس عليها في نفس اللحظة في سوريا من قبل القوات الدولية التي ترعى جنيف! وبعد كل هذا يسكت عالم رباني عن كلمة حق؟!

لم يبق إلا حزب التحرير ومن فيه من علماء مخلصين وعلى رأسهم أميره العالم الصادق الصادع بالحق الشيخ أبو ياسين يفند ويحلل ويبين للأمة داءها ويعطيها الدواء لتشفى، ولكنها بفعل أولئك المأجورين من تلك التيارات تأبى أن تتجرعه فتزداد شقاء على شقاء حتى يصل حالها أن يأتي هذا المجرم الأفاك أوباما إلى عقر دارها أرض الحرمين ليطأها بقدميه النجستين متحدياً المسلمين ومصابهم معلناً أنه سيستمر بذبحنا وتقتيلنا وتشريدنا دون رحمة ولا هوادة!

هذا بيان للأمة من حزب التحرير يبين من هو أوباما وماذا يريد من الأمة، إنه الجزار الذي وضع رويبضات المسلمين مصائرنا بيده، بل وطالبوه بالمزيد من القتل والذبح لأبناء الأمة للحفاظ على عروشهم، فلم يبق أمل لكم أيها المسلمون إلا بالالتفاف حول رافعي راية الحبيب المصطفى المتمسكين بحق بطريقته في قلع المستعمر وأذنابه الرويبضات من بلاد المسلمين، أما غير ذلك فإنها تعني لكم المزيد من التقتيل والذبح والمزيد من الدمار والخراب لجيل تلو جيل، فها هم الخونة قد بانوا لكم، وها هم المخلصون قد بانوا لكم فلمن أنتم متبعون؟

وصدق الحزب التقي النقي حين ختم جوابه أعلاه بقوله: "وفي الختام فإنه من المؤلم حقاً أن تمد أمريكا أذرعتها عبر المحيط لتتحكم في برنا وبحرنا، وفي مصادر قوتنا وثرواتنا... ولكن أمريكا لا تجد أمامها إلا رويبضات يسعون للمحافظة على كراسيهم وثرواتهم واستدامة حكم عائلاتهم، فيخضعون لها ويلبون مطالبها، فهم يخشونها ولا يخشون الله، وبذلك تتمكن من تمرير أهدافها من خلالهم في بلاد المسلمين! ولكن هذا الحال لن يستمر بإذن الله، فقد وعدنا الله العزيز الحكيم وبشرنا رسوله eبعودة الخلافة الراشدة، فيعز الإسلام والمسلمون ويذل الكفار المستعمرون ﴿وَسَيَعْلَمُ الَّذِينَ ظَلَمُوا أَيَّ مُنْقَلَبٍ يَنْقَلِبُونَ﴾."

كتبه لإذاعة المكتب الإعلامي المركزي لحزب التحرير

المهندس هشام البابا

More from Haber ve Yorum

Türkiye ve Arap Rejimleri Hamas'tan Silah Bırakmasını İstedi

Türkiye ve Arap Rejimleri Hamas'tan Silah Bırakmasını İstedi

(Tercüme)

Haber:

Fransa ve Suudi Arabistan'ın öncülüğünde, Filistin meselesine barışçıl bir çözüm bulmak ve iki devletli çözümü uygulamak amacıyla 29-30 Temmuz tarihlerinde New York'ta Birleşmiş Milletler Uluslararası Üst Düzey Konferansı düzenlendi. Filistin'i devlet olarak tanımayı ve Gazze'deki savaşı sona erdirmeyi amaçlayan konferansın ardından ortak bir bildiri imzalandı. Avrupa Birliği ve Arap Birliği'nin yanı sıra Türkiye de bildiriyi 17 ülke ile birlikte imzaladı. 42 madde ve ekten oluşan bildiri, Hamas'ın gerçekleştirdiği Aksa Tufanı operasyonunu kınadı. Katılımcı ülkeler Hamas'ı silah bırakmaya çağırdı ve yönetimini Mahmud Abbas rejimine devretmesini talep etti. (Ajanslar, 31 Temmuz 2025).

Yorum:

Konferansı yöneten ülkelere bakıldığında, Amerika'nın varlığı açıkça görülüyor ve karar alma yetkisi veya nüfuzu olmamasına rağmen, Suudi rejiminin hizmetkarı olarak Fransa'ya eşlik etmesi bunun en açık kanıtıdır.

Bu bağlamda, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron 24 Temmuz'da Fransa'nın Eylül ayında Filistin devletini resmen tanıyacağını ve bunu yapan ilk G7 ülkesi olacağını belirtti. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan Al Suud ve Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, konferansta New York Bildirgesi'nin hedeflerini ilan eden bir basın toplantısı düzenlediler. Aslında, konferansın ardından yayınlanan bildiride, Yahudi varlığının katliamları kınandı, ancak aleyhinde herhangi bir cezai karar alınmadı ve Hamas'tan silahlarını bırakması ve Gazze yönetimini Mahmud Abbas'a devretmesi istendi.

Amerika'nın İbrahim Anlaşmaları'na dayanarak uygulamaya çalıştığı yeni Orta Doğu stratejisinde, Selman rejimi öncü rolü temsil ediyor. Savaşın ardından Suudi Arabistan ile Yahudi varlığı ile normalleşme başlayacak; ardından diğer ülkeler de takip edecek ve bu dalga, Kuzey Afrika'dan Pakistan'a uzanan stratejik bir ittifaka dönüşecek. Ayrıca, Yahudi varlığı bu ittifakın önemli bir parçası olarak güvenlik garantisi alacak; daha sonra Amerika, bu ittifakı Çin ve Rusya'ya karşı mücadelesinde yakıt olarak kullanacak ve Avrupa'yı tamamen kanatları altına alacak ve tabii ki, Hilafet devletinin kurulma ihtimaline karşı.

Şu anda bu planın önündeki engel, Gazze savaşı ve ardından patlamaya hazır, giderek artan ümmetin öfkesidir. Bu nedenle, Amerika Birleşik Devletleri, New York Bildirgesi'nde inisiyatifin Avrupa Birliği, Arap rejimleri ve Türkiye tarafından alınmasını tercih etti. Bildiride yer alan kararların kabulünün daha kolay olacağını düşünerek.

Arap rejimleri ve Türkiye'nin görevi ise Amerika Birleşik Devletleri'ni memnun etmek, Yahudi varlığını korumak ve bu itaate karşılık olarak kendilerini halklarının öfkesinden korumak ve değersiz iktidar kırıntılarıyla aşağılık bir hayat yaşamak, ta ki atılana veya ahiret azabına maruz kalana kadar. Türkiye'nin bildirgeye sözde iki devletli çözüm planının uygulanması şartıyla ihtiraz kaydı koyması, bildirgenin gerçek amacını örtbas etme ve Müslümanları yanıltma çabasından başka bir şey değildir ve hiçbir gerçek değeri yoktur.

Sonuç olarak, Gazze'yi ve tüm Filistin'i kurtarma yolu, Yahudilerin yaşadığı hayali bir devletten geçmiyor. Filistin'e İslami çözüm, gasbedilmiş topraklarda İslam'ın hüküm sürmesi, gaspçılarla savaşmak ve Müslüman ordularını mübarek topraklardan Yahudileri söküp atmak için seferber etmektir. Kalıcı ve köklü çözüm ise, Raşid Hilafet devletini kurmak ve İsra ve Miraç'ın mübarek topraklarını Hilafet'in kalkanıyla korumaktır. İnşallah, o günler uzak değildir.

Resulullah ﷺ şöyle buyurmuştur: «Müslümanlar Yahudilerle savaşmadıkça kıyamet kopmaz. Müslümanlar onları öldürecekler, öyle ki Yahudi taşın ve ağacın arkasına saklanacak, taş veya ağaç şöyle diyecek: Ey Müslüman, ey Allah'ın kulu, arkamda bir Yahudi var, gel onu öldür.» (Müslim rivayet etmiştir)

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi Radyosu için yazan:

Muhammed Emin Yıldırım

Amerika'nın İstediği, Silah Kalsa Bile Yahudi Varlığının Resmen Tanınmasıdır

Amerika'nın İstediği, Silah Kalsa Bile Yahudi Varlığının Resmen Tanınmasıdır

Haber:

Lübnan'daki siyasi ve güvenlik haberlerinin çoğu, diğer silahlardan ziyade Yahudi varlığını hedef alan silah konusuna odaklanıyor ve çoğu siyasi analist ve gazeteci tarafından vurgulanıyor.

Yorum:

Amerika, Yahudilerle savaşan silahın Lübnan ordusuna teslim edilmesini istiyor ve çıkarı olduğunda veya komşu ülkelerdeki Müslümanlar arasında kullanılabilecek tüm insanların elinde kalan silahları umursamıyor.

En büyük düşmanımız Amerika, bunu açıkça, hatta küstahça söyledi, elçisi Barrack bunu Lübnan'dan açıklarken, Lübnan devletine teslim edilmesi gereken silahın, mübarek Filistin'i gasp eden Yahudi varlığına karşı kullanılabilecek silah olduğunu, diğer bireysel veya orta düzeydeki hiçbir silahın Yahudi varlığına zarar vermediğini, aksine tekfirci, aşırılıkçı, gerici veya geri kalmışlar bahanesiyle Müslümanlar arasında çatışmayı körükleyerek ona, Amerika'ya ve tüm Batı'ya hizmet ettiğini, ya da mezhepçilik, milliyetçilik, ırkçılık bahanesiyle, hatta bizimle yüzlerce yıl yaşamış ve bizden canlarının, mallarının ve namuslarının korunmasından başka bir şey görmemiş olan Müslümanlar ve diğerleri arasında, kanunları kendimize uyguladığımız gibi onlara da uyguladığımızı, onlara ne hakkımız varsa onların da hakkı olduğunu, onlara ne yükümlülüğümüz varsa onların da yükümlülüğü olduğunu söyleyerek Müslümanlar arasında besledikleri diğer sıfatlarla. Çünkü İslami hüküm, Müslümanlar arasında olsun, devletin tebaası olan Müslümanlar ve diğerleri arasında olsun, yönetimde temeldir.

Mademki en büyük düşmanımız Amerika, Yahudi varlığına zarar veren silahı imha etmek veya etkisiz hale getirmek istiyor, o halde siyasetçiler ve medya mensupları neden buna odaklanıyor?!

Ve neden en önemli konular, Amerikan düşmanının talebi üzerine medyada ve Bakanlar Kurulu'nda derinlemesine araştırılmadan ve ümmet üzerindeki tehlikesinin boyutu açıklanmadan gündeme getiriliyor, bunların en tehlikelisi Yahudi varlığıyla kara sınırlarının çizilmesi, yani bu gaspçı varlığın resmen tanınmasıdır, öyle ki bundan sonra hiç kimsenin Filistin uğruna, yani sadece Filistin halkına aitmiş gibi bizi ikna etmeye çalıştıkları gibi sadece Filistin halkının değil, tüm Müslümanların malı olan Filistin için hiçbir silah, yani hiçbir silah taşıma hakkı kalmaz?!

Tehlike, bu konunun bazen barış, bazen uzlaşma, bazen bölgedeki güvenlik, bazen de ekonomik, turistik ve siyasi refah başlığı altında, bu ucube varlığı tanırsak Müslümanlara vaat ettikleri bolluk başlığı altında gündeme getirilmesidir!

Amerika, Müslümanların Yahudi varlığını tanımayı asla kabul etmeyeceklerini çok iyi biliyor, bu nedenle onları en önemli kader belirleyici meseleden uzaklaştırmak için başka yollarla onlara sızmaya çalışıyor. Evet, Amerika silah konusuna odaklanmamızı istiyor, ancak Lübnan resmi olarak onunla sınırları çizerek onu tanırsa, silah ne kadar güçlü olursa olsun fayda sağlamayacağını ve Yahudi varlığına karşı kullanılamayacağını, böylece Filistin topraklarındaki haklılığını Müslüman yöneticilere ve Filistin Otoritesine sığınarak kabul edeceğini biliyor.

Bu Yahudi varlığını tanımak, Allah'a, Resulüne ve müminlere ihanettir, Filistin'i kurtarmak için dökülen ve hala dökülmekte olan tüm şehitlerin kanlarına ihanettir ve tüm bunlara rağmen, Gazze-i Haşim'de ve Filistin'de savaşan ve bize kanlarıyla Yahudi varlığını asla tanımayacağımızı, bunun bedeli ne olursa olsun söylüyorlar... Peki Lübnan'da şartlar ne kadar zor olursa olsun Yahudi varlığını tanımayı kabul edecek miyiz?! Onunla sınırları çizmeyi, yani onu tanımayı, silah bizimle kalsa bile kabul edecek miyiz?! Vakit kaybetmeden cevaplamamız gereken soru bu.

Hizb-ut Tahrir Merkezi İletişim Bürosu Radyosu İçin Yazılmıştır

Dr. Muhammed Caber

Hizb-ut Tahrir Lübnan Vilayeti Merkezi İletişim Komitesi Başkanı