السيسي يستجدي وطنية مفقودة في صراع بين اللصوص
السيسي يستجدي وطنية مفقودة في صراع بين اللصوص

الخبر:   قالت سكاي نيوز عربية الخميس 2020/1/2م، إن وزير الخارجية المصري سامح شكري أجرى اتصالا هاتفيا مع مستشار الأمن القومي الأمريكي روبرت أوبراين، للتباحث بشأن أوجه العلاقات الثنائية بين مصر والولايات المتحدة، فضلا عن مستجدات الأوضاع الإقليمية ذات الاهتمام المشترك، وفي مقدمتها التطورات على الساحة الليبية، واستعرض شكري الموقف المصري إزاء التطورات المتسارعة على الساحة الليبية، معربا عن إدانة مصر لقرار البرلمان التركي بتمرير المذكرة المقدمة من الرئيس التركي رجب طيب أردوغان بتفويضه لإرسال قوات تركية إلى ليبيا، وما يمثله ذلك من تصعيد خطير يهدد الأمن والسلم ويزيد من تعقُد الأوضاع في ليبيا.

0:00 0:00
Speed:
January 07, 2020

السيسي يستجدي وطنية مفقودة في صراع بين اللصوص

السيسي يستجدي وطنية مفقودة في صراع بين اللصوص

الخبر:

قالت سكاي نيوز عربية الخميس 2020/1/2م، إن وزير الخارجية المصري سامح شكري أجرى اتصالا هاتفيا مع مستشار الأمن القومي الأمريكي روبرت أوبراين، للتباحث بشأن أوجه العلاقات الثنائية بين مصر والولايات المتحدة، فضلا عن مستجدات الأوضاع الإقليمية ذات الاهتمام المشترك، وفي مقدمتها التطورات على الساحة الليبية، واستعرض شكري الموقف المصري إزاء التطورات المتسارعة على الساحة الليبية، معربا عن إدانة مصر لقرار البرلمان التركي بتمرير المذكرة المقدمة من الرئيس التركي رجب طيب أردوغان بتفويضه لإرسال قوات تركية إلى ليبيا، وما يمثله ذلك من تصعيد خطير يهدد الأمن والسلم ويزيد من تعقُد الأوضاع في ليبيا.

التعليق:

ما يحدث في ليبيا هو صراع على النفوذ بين أمريكا يمثلها حفتر ومن يدعمه، وبين بريطانيا يمثلها السراج وحكومته، ووقود الصراع هم أبناء الأمة سواء من أهل ليبيا أو من يساقون لقتالهم وقتلهم من أبناء مصر وغيرها، وما يروجُ له من تدخلات تركية لمساعدة السراج، مع علمنا بأن أردوغان عميل أمريكي، هو عمل خبيث تحاول به أمريكا جرّ السراج وحكومته إلى أحضان حفتر كما فعلت تماما مع المقاومة السورية بدفعها نحو أحضان بشار حتى صارت جزءا من حمايته ضد الأمة وثورتها، أو الدفع نحو عمل سياسي يمكّن حفتر من الجلوس على الطاولة وتقاسم النفوذ لصالح أمريكا ولو إلى أجل، أما على الصعيد الآخر فإن الداعمين لحفتر من عملاء أمريكا وعلى رأسهم السيسي وبينهم الإمارات عميلة بريطانيا بخبثها ومكرها التي تضع الفخاخ وتطعن في الخلف وتعمل على إفشال مساعي الداعمين خدمة لسيدتها بريطانيا كما تفعل في اليمن تماما، بينما ظاهر فعلها هنا وهناك أنها ضمن التحالف الذي يحارب (الإرهاب) أو الذي يعمل لصالح أمريكا ويقوده عملاؤها.

خلاصة القول كما أسلفنا في مواضع كثيرة أن هذا الصراع هو صراع نفوذ للاستحواذ على ثروات الأمة وليس للأمة في هذا الصراع ناقة ولا جمل، فهو صراع بين لصّيْن، فهل يتقاتل أصحاب الحق ليمكنوا أحد اللصين من ثروتهم؟! أم يجمعون أمرهم لطرد اللصين من بلاد الإسلام واستعادة ثروتهم التي يسرقها؟

إعلان تركيا استعدادها لمساعدة السراج لم يكن ليحدث دون إشارة أمريكية وفي حدود مصالحها وبعد فشل السيسي الذي أوكلت له أمريكا ملف ليبيا منذ سنوات وبعد نجاح أردوغان في تطويع قادة الفصائل في الشام وإخضاعهم للنظام، بما يتميز به من تلون وما يتمتع به من حظوة لدى الإسلاميين المخدوعين بما يطلقه من شعارات للاستهلاك الإعلامي، ولقي النظام المصري هذا التدخل التركي بغضب وحذر، فهم عملاء للسيد نفسه حتى إن أردوغان ساعد السيسي كثيرا في احتواء الإخوان واحتضانهم في تركيا حتى لا تتلقفهم بريطانيا أو غيرها، أو يصبح وجودهم في مصر خطرا على النظام وتهديدا جديا بإسقاطه، إلا أن السيسي وكأنما يخشى أن تتخلى عنه أمريكا وخاصة مع دعوات محمد علي لإسقاطه، فيسعى جاهدا لمنع تدخل تركيا وحشد الناس ضد هذا التدخل واعتباره تهديدا لأمن مصر ويستوجب الحرب رغم أن التهديد الأكبر لم يتخذ السيسي معه الإجراء نفسه وهو المتعلق بسد النهضة وأمن مصر المائي، فلم يحشد السيسي نحوه بل تمسك بالحل السياسي رغم تعنت إثيوبيا!

خلاصة الأمر أن السيسي يحاول أن يستدعي من هذا التدخل روح الوطنية ونعرتها عله يجد تأييدا ودعما يقول به لأمريكا إن الشعب يرغب في بقائه خاصة مع تأجيله لبعض قرارات وتوصيات البنك الدولي ومحاولة تثبيت أسعار الوقود لما بعد ذكرى يناير على الأقل، وما سبق ذلك من إعلانات، وإن كانت وهمية، لمؤشرات تقول بانخفاض التضخم ومعدل البطالة، ودعاية وإظهار لما ينسب للسيسي من إنجازات، فالصراع هو ما بين صراعِ نفوذٍ بين أمريكا وبريطانيا وصراعِ عملاء وتنافس على العمالة بين عملاء أمريكا، وفي كل الأحوال فهو صراع بين اللصوص ليس على الأمة أن تشارك فيه ولا حتى بتشجيع طرف على آخر بل يجب أن تتوحد الأمة ضد عدوها الأول وتخرج الغرب كله من بلادنا بأنظمته وقوانينه وثقافته وعملائه، وتنهي كل أنواع التبعية للغرب بكل أشكالها وصورها وتقيم لها دولة على أساس عقيدتها تنسجم مع بيئتها وتوافق فطرتها؛ خلافة راشدة على منهاج النبوة، عندها فقط ستشعر الأمة بالأمن...

وفي النهاية، أيها المخلصون في جيوش الأمة في مصر وتركيا وليبيا والسودان وغيرها من بلاد الإسلام! أنتم أهل القوة والمنعة، أنتم من بيدكم القدرة على التمكين أو نزع السلطان، وفي ظل ما يحاك للأمة من مكر الليل والنهار يتعاظم واجبكم، أليس فيكم رجل رشيد يغضب لله غضبة تقتلع هؤلاء الحكام الخونة وأنظمة حكمهم إلى غير رجعة وتقيم للإسلام دولة تطبقه وتحميه وتحمي الأمة كلها من بطش الغرب وعملائه وتغولهم؟! أليس فيكم رجل يغار على نساء الأمة وأعراضها؟! أليس فيكم رجل ينتفض نصرة لشيبها وشبابها؟! ألا كفاكم خذلانا لأمتكم وكونوا لها نعم الناصر والنصير، فوالله ليختصمنكم من الأمة رجالها وشيوخها قبل نسائها وأطفالها أمام الله على ما أسلمتموهم لعدوهم وعدوكم، فكفاكم! عسى الله أن يغفر لكم ما قد سلف ويبدلكم به حسنات على أن تنصروا دينكم وتحتضنوا العاملين المخلصين لإقامة دولته التي تطبقه على الناس في الداخل وتحمله للعالم فيعم نورها وخيرها العالم كله وتفوزوا بذلك فوزا عظيما... عجل الله بها وجعلنا وإياكم من جنودها وشهودها وشهدائها.

﴿يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اسْتَجِيبُواْ لِلّهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُم لِمَا يُحْيِيكُمْ وَاعْلَمُواْ أَنَّ اللّهَ يَحُولُ بَيْنَ الْمَرْءِ وَقَلْبِهِ وَأَنَّهُ إِلَيْهِ تُحْشَرُونَ

كتبه لإذاعة المكتب الإعلامي المركزي لحزب التحرير

سعيد فضل

عضو المكتب الإعلامي لحزب التحرير في ولاية مصر

More from Haber ve Yorum

Türkiye ve Arap Rejimleri Hamas'tan Silah Bırakmasını İstedi

Türkiye ve Arap Rejimleri Hamas'tan Silah Bırakmasını İstedi

(Tercüme)

Haber:

Fransa ve Suudi Arabistan'ın öncülüğünde, Filistin meselesine barışçıl bir çözüm bulmak ve iki devletli çözümü uygulamak amacıyla 29-30 Temmuz tarihlerinde New York'ta Birleşmiş Milletler Uluslararası Üst Düzey Konferansı düzenlendi. Filistin'i devlet olarak tanımayı ve Gazze'deki savaşı sona erdirmeyi amaçlayan konferansın ardından ortak bir bildiri imzalandı. Avrupa Birliği ve Arap Birliği'nin yanı sıra Türkiye de bildiriyi 17 ülke ile birlikte imzaladı. 42 madde ve ekten oluşan bildiri, Hamas'ın gerçekleştirdiği Aksa Tufanı operasyonunu kınadı. Katılımcı ülkeler Hamas'ı silah bırakmaya çağırdı ve yönetimini Mahmud Abbas rejimine devretmesini talep etti. (Ajanslar, 31 Temmuz 2025).

Yorum:

Konferansı yöneten ülkelere bakıldığında, Amerika'nın varlığı açıkça görülüyor ve karar alma yetkisi veya nüfuzu olmamasına rağmen, Suudi rejiminin hizmetkarı olarak Fransa'ya eşlik etmesi bunun en açık kanıtıdır.

Bu bağlamda, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron 24 Temmuz'da Fransa'nın Eylül ayında Filistin devletini resmen tanıyacağını ve bunu yapan ilk G7 ülkesi olacağını belirtti. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan Al Suud ve Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, konferansta New York Bildirgesi'nin hedeflerini ilan eden bir basın toplantısı düzenlediler. Aslında, konferansın ardından yayınlanan bildiride, Yahudi varlığının katliamları kınandı, ancak aleyhinde herhangi bir cezai karar alınmadı ve Hamas'tan silahlarını bırakması ve Gazze yönetimini Mahmud Abbas'a devretmesi istendi.

Amerika'nın İbrahim Anlaşmaları'na dayanarak uygulamaya çalıştığı yeni Orta Doğu stratejisinde, Selman rejimi öncü rolü temsil ediyor. Savaşın ardından Suudi Arabistan ile Yahudi varlığı ile normalleşme başlayacak; ardından diğer ülkeler de takip edecek ve bu dalga, Kuzey Afrika'dan Pakistan'a uzanan stratejik bir ittifaka dönüşecek. Ayrıca, Yahudi varlığı bu ittifakın önemli bir parçası olarak güvenlik garantisi alacak; daha sonra Amerika, bu ittifakı Çin ve Rusya'ya karşı mücadelesinde yakıt olarak kullanacak ve Avrupa'yı tamamen kanatları altına alacak ve tabii ki, Hilafet devletinin kurulma ihtimaline karşı.

Şu anda bu planın önündeki engel, Gazze savaşı ve ardından patlamaya hazır, giderek artan ümmetin öfkesidir. Bu nedenle, Amerika Birleşik Devletleri, New York Bildirgesi'nde inisiyatifin Avrupa Birliği, Arap rejimleri ve Türkiye tarafından alınmasını tercih etti. Bildiride yer alan kararların kabulünün daha kolay olacağını düşünerek.

Arap rejimleri ve Türkiye'nin görevi ise Amerika Birleşik Devletleri'ni memnun etmek, Yahudi varlığını korumak ve bu itaate karşılık olarak kendilerini halklarının öfkesinden korumak ve değersiz iktidar kırıntılarıyla aşağılık bir hayat yaşamak, ta ki atılana veya ahiret azabına maruz kalana kadar. Türkiye'nin bildirgeye sözde iki devletli çözüm planının uygulanması şartıyla ihtiraz kaydı koyması, bildirgenin gerçek amacını örtbas etme ve Müslümanları yanıltma çabasından başka bir şey değildir ve hiçbir gerçek değeri yoktur.

Sonuç olarak, Gazze'yi ve tüm Filistin'i kurtarma yolu, Yahudilerin yaşadığı hayali bir devletten geçmiyor. Filistin'e İslami çözüm, gasbedilmiş topraklarda İslam'ın hüküm sürmesi, gaspçılarla savaşmak ve Müslüman ordularını mübarek topraklardan Yahudileri söküp atmak için seferber etmektir. Kalıcı ve köklü çözüm ise, Raşid Hilafet devletini kurmak ve İsra ve Miraç'ın mübarek topraklarını Hilafet'in kalkanıyla korumaktır. İnşallah, o günler uzak değildir.

Resulullah ﷺ şöyle buyurmuştur: «Müslümanlar Yahudilerle savaşmadıkça kıyamet kopmaz. Müslümanlar onları öldürecekler, öyle ki Yahudi taşın ve ağacın arkasına saklanacak, taş veya ağaç şöyle diyecek: Ey Müslüman, ey Allah'ın kulu, arkamda bir Yahudi var, gel onu öldür.» (Müslim rivayet etmiştir)

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi Radyosu için yazan:

Muhammed Emin Yıldırım

Amerika'nın İstediği, Silah Kalsa Bile Yahudi Varlığının Resmen Tanınmasıdır

Amerika'nın İstediği, Silah Kalsa Bile Yahudi Varlığının Resmen Tanınmasıdır

Haber:

Lübnan'daki siyasi ve güvenlik haberlerinin çoğu, diğer silahlardan ziyade Yahudi varlığını hedef alan silah konusuna odaklanıyor ve çoğu siyasi analist ve gazeteci tarafından vurgulanıyor.

Yorum:

Amerika, Yahudilerle savaşan silahın Lübnan ordusuna teslim edilmesini istiyor ve çıkarı olduğunda veya komşu ülkelerdeki Müslümanlar arasında kullanılabilecek tüm insanların elinde kalan silahları umursamıyor.

En büyük düşmanımız Amerika, bunu açıkça, hatta küstahça söyledi, elçisi Barrack bunu Lübnan'dan açıklarken, Lübnan devletine teslim edilmesi gereken silahın, mübarek Filistin'i gasp eden Yahudi varlığına karşı kullanılabilecek silah olduğunu, diğer bireysel veya orta düzeydeki hiçbir silahın Yahudi varlığına zarar vermediğini, aksine tekfirci, aşırılıkçı, gerici veya geri kalmışlar bahanesiyle Müslümanlar arasında çatışmayı körükleyerek ona, Amerika'ya ve tüm Batı'ya hizmet ettiğini, ya da mezhepçilik, milliyetçilik, ırkçılık bahanesiyle, hatta bizimle yüzlerce yıl yaşamış ve bizden canlarının, mallarının ve namuslarının korunmasından başka bir şey görmemiş olan Müslümanlar ve diğerleri arasında, kanunları kendimize uyguladığımız gibi onlara da uyguladığımızı, onlara ne hakkımız varsa onların da hakkı olduğunu, onlara ne yükümlülüğümüz varsa onların da yükümlülüğü olduğunu söyleyerek Müslümanlar arasında besledikleri diğer sıfatlarla. Çünkü İslami hüküm, Müslümanlar arasında olsun, devletin tebaası olan Müslümanlar ve diğerleri arasında olsun, yönetimde temeldir.

Mademki en büyük düşmanımız Amerika, Yahudi varlığına zarar veren silahı imha etmek veya etkisiz hale getirmek istiyor, o halde siyasetçiler ve medya mensupları neden buna odaklanıyor?!

Ve neden en önemli konular, Amerikan düşmanının talebi üzerine medyada ve Bakanlar Kurulu'nda derinlemesine araştırılmadan ve ümmet üzerindeki tehlikesinin boyutu açıklanmadan gündeme getiriliyor, bunların en tehlikelisi Yahudi varlığıyla kara sınırlarının çizilmesi, yani bu gaspçı varlığın resmen tanınmasıdır, öyle ki bundan sonra hiç kimsenin Filistin uğruna, yani sadece Filistin halkına aitmiş gibi bizi ikna etmeye çalıştıkları gibi sadece Filistin halkının değil, tüm Müslümanların malı olan Filistin için hiçbir silah, yani hiçbir silah taşıma hakkı kalmaz?!

Tehlike, bu konunun bazen barış, bazen uzlaşma, bazen bölgedeki güvenlik, bazen de ekonomik, turistik ve siyasi refah başlığı altında, bu ucube varlığı tanırsak Müslümanlara vaat ettikleri bolluk başlığı altında gündeme getirilmesidir!

Amerika, Müslümanların Yahudi varlığını tanımayı asla kabul etmeyeceklerini çok iyi biliyor, bu nedenle onları en önemli kader belirleyici meseleden uzaklaştırmak için başka yollarla onlara sızmaya çalışıyor. Evet, Amerika silah konusuna odaklanmamızı istiyor, ancak Lübnan resmi olarak onunla sınırları çizerek onu tanırsa, silah ne kadar güçlü olursa olsun fayda sağlamayacağını ve Yahudi varlığına karşı kullanılamayacağını, böylece Filistin topraklarındaki haklılığını Müslüman yöneticilere ve Filistin Otoritesine sığınarak kabul edeceğini biliyor.

Bu Yahudi varlığını tanımak, Allah'a, Resulüne ve müminlere ihanettir, Filistin'i kurtarmak için dökülen ve hala dökülmekte olan tüm şehitlerin kanlarına ihanettir ve tüm bunlara rağmen, Gazze-i Haşim'de ve Filistin'de savaşan ve bize kanlarıyla Yahudi varlığını asla tanımayacağımızı, bunun bedeli ne olursa olsun söylüyorlar... Peki Lübnan'da şartlar ne kadar zor olursa olsun Yahudi varlığını tanımayı kabul edecek miyiz?! Onunla sınırları çizmeyi, yani onu tanımayı, silah bizimle kalsa bile kabul edecek miyiz?! Vakit kaybetmeden cevaplamamız gereken soru bu.

Hizb-ut Tahrir Merkezi İletişim Bürosu Radyosu İçin Yazılmıştır

Dr. Muhammed Caber

Hizb-ut Tahrir Lübnan Vilayeti Merkezi İletişim Komitesi Başkanı