التّعاطي المزدوج لفرنسا مع رواندا والجزائر يسقط القناع عن وجهها الاستعماريّ
التّعاطي المزدوج لفرنسا مع رواندا والجزائر يسقط القناع عن وجهها الاستعماريّ

الخبر: لا يزال خطاب الرّئيس الفرنسي إيمانويل ماكرون، أمام الرّوانديّين نهاية الأسبوع الماضي، يلقي بظلاله على الجزائر، بعدما أعلن بعبارات لافتة الاعتراف بمسؤوليّة بلاده في حرب الإبادة الجماعيّة، حتّى إنّ الرّئيس بول كاغامي وصفه بأنّه "أهمّ من الاعتذار".

0:00 0:00
Speed:
June 05, 2021

التّعاطي المزدوج لفرنسا مع رواندا والجزائر يسقط القناع عن وجهها الاستعماريّ

التّعاطي المزدوج لفرنسا مع رواندا والجزائر
يسقط القناع عن وجهها الاستعماريّ


الخبر:


لا يزال خطاب الرّئيس الفرنسي إيمانويل ماكرون، أمام الرّوانديّين نهاية الأسبوع الماضي، يلقي بظلاله على الجزائر، بعدما أعلن بعبارات لافتة الاعتراف بمسؤوليّة بلاده في حرب الإبادة الجماعيّة، حتّى إنّ الرّئيس بول كاغامي وصفه بأنّه "أهمّ من الاعتذار".


ومن جانبها رأت رموز النّخبة الجزائريّة في موقف ماكرون، تجاه رواندا، تنازلا من باريس عن العنجهيّة الاستعماريّة التي طالما واجهت بها بلدان القارّة بشأن تسوية الذّاكرة المجروحة لأجل استعادة مصالحها الضّائعة، وإلاّ كيف يمكن تفسير التّعاطي المزدوج لفرنسا مع كيغالي والجزائر، مع أنّه لا مجال للمقارنة بين تورّطها المحدود مع الأولى ومسؤوليّتها الكاملة في الثّانية. (الجزيرة نت 2021/06/01)

التّعليق:


حين تعلّق الحديث بالجزائر وعد ماكرون باتّخاذ "خطوات رمزيّة" ولكنّه وبكلّ عنجهيّة استبعد تقديم اعتذار عن الجرائم التي ارتكبتها بلاده في الجزائر طوال 132 سنة من الاحتلال. واكتفى بتكليف المؤرّخ ستورا، وهو أحد أبرز الخبراء المتخصّصين في تاريخ الجزائر الحديث، في تموز/يوليو 2020 بـ"إعداد تقرير دقيق ومنصف بشأن ما أنجزته فرنسا حول ذاكرة الاستعمار وحرب الجزائر"... تقرير وصفه محسن لحسن زغيدي أستاذ التاريخ في جامعة الجزائر في تصريح له للجزيرة بأنّه "يكرّس فكرة التّبعيّة والوصاية، وأسطورة الإمبراطوريّة الفرنسيّة التي تأمر فتطاع".


نظرة استعلائية في تعاطي فرنسا مع تاريخها الاحتلالي في الجزائر. فمنذ أكثر من 4 سنوات مضت، تتفاوض الجزائر وفرنسا حول 4 ملفات تاريخيّة عالقة: (الأرشيف الجزائريّ الذي ترفض السّلطات الفرنسيّة تسليمه - استرجاع جماجم قادة الثّورات الشّعبيّة - التّعويضات لضحايا التّجارب النّوويّة التي أجرتها فرنسا في الصّحراء الجزائريّة بين عامي 1960 و1966 - ملفّ المفقودين خلال ثورة التّحرير (1954-1962) والذين يبلغ عددهم 2200 شخص).


ملفّات عالقة تكشف الوجه الحقيقيّ لدولة استعماريّة لم تتنازل عن مستعمراتها وإن كانت صوريّا قد خرجت من أراضيها. دولة ذات وجهين متناقضين فمن جهة تتشدّق بالعناوين البرّاقة وتدّعي دفاعها عن الحرّيّات ومن جهة أخرى تصرّ على تثبيت العبوديّة وعلى استغلال الدّول ونهب ثرواتها... دولة تكرّس مفاهيم النّظام الرّأسماليّ النّفعيّ وتدافع عنها.


وحين يتعلّق الأمر برواندا والتي تتحمّل فرنسا مسؤوليّة جسيمة في جرائم الإبادة التي تعرّضت لها عرقية التّوتسي فيها عام 1994، وذلك من خلال تحالفها مع نظام الهوتو الحاكم في البلاد، فقد تعمّدت تقديم دعم عسكريّ كبير ومتواصل لرئيس رواندا آنذاك جوفينال هابياريمانا، رغم سياسته العنصريّة التي شجّعت على ارتكاب جرائم بحقّ هذه العرقية، حين يتعلّق الأمر برواندا يتغيّر خطاب ماكرون رئيس فرنسا فيؤكّد في تغريدة له على حسابه بتويتر وقبل صعوده الطّائرة المتوجّهة إلى العاصمة الرّوانديّة كيغالي، قائلا "لديّ قناعة عميقة أنّه في السّاعات القليلة المقبلة سنكتب معا صفحة جديدة في علاقتنا مع رواندا وأفريقيا".


كيلٌ بمكيالين وتعاطٍ مزدوج لفرنسا مع رواندا والجزائر وهو ما يكشف حقيقة هذه الدّولة الاستعماريّة التي تتصارع مع الدّول العظمى على ثروات الدّول لبسط نفوذها عليها. فنراها ترقب أمريكا وسعيها لنهب ثروات الكونغو المعدنية الضّخمة بالاستعانة بقوات رواندا وأوغندا لوضع الكونغو تحت نفوذها؛ ولذلك تعمل مع بلجيكا وبريطانيا لكسب عملاء سياسيّين ودعم بعض المتمرّدين ضدّ ما تطمح أمريكا لتحقيقه من أهداف.


هذا بالإضافة إلى ما أصبحت عليه رواندا، فقد تحوّلت إلى وجهة سياحيّة متميّزة وسط أفريقيا، وتعتبر العاصمة كيغالي من أكثر المدن أمنا على مستوى القارة، وتحتلّ مكانة كبيرة بوصفها واحدة من أنظف المدن الأفريقيّة وأجملها ممّا يسيل لعاب فرنسا لتنفيذ استثمارات ومشاريع فيها تنعش بها اقتصادها.


هكذا تتعامل الدّول الاستعماريّة: مصالح تتحقّق ونفوذ يُبسَط وصراع من أجل التّوسّع والسّيطرة. وفرنسا دولة استعماريّة بامتياز تسعى لتحتل لها مكانة بين الدّول العظمى وتلبس قناع الدّولة المحبّة للسّلام الدّاعية لحرّيّات الشّعوب وحقّها في تقرير مصيرها، وفي الآن نفسه تذيق شعب أفريقيا الوسطى وغيره الويلات.


هكذا تتعامل فرنسا وغيرها من دول الغرب مع بلاد المسلمين بتكبّر واحتقار؛ لأنّها لم ولن تنسى أنّ حضارة الإسلام هي الحضارة الوحيدة التي تهدّد مصالحها وتزعزع كيانها فتمعن في إذلال شعوبها وتفقيرها لضمان السّيطرة عليها وبقائها تحت نفوذها وفي ظلّ حضارتها العلمانيّة.

كتبته لإذاعة المكتب الإعلاميّ المركزي لحزب التّحرير
زينة الصّامت

More from Haber ve Yorum

Türkiye ve Arap Rejimleri Hamas'tan Silah Bırakmasını İstedi

Türkiye ve Arap Rejimleri Hamas'tan Silah Bırakmasını İstedi

(Tercüme)

Haber:

Fransa ve Suudi Arabistan'ın öncülüğünde, Filistin meselesine barışçıl bir çözüm bulmak ve iki devletli çözümü uygulamak amacıyla 29-30 Temmuz tarihlerinde New York'ta Birleşmiş Milletler Uluslararası Üst Düzey Konferansı düzenlendi. Filistin'i devlet olarak tanımayı ve Gazze'deki savaşı sona erdirmeyi amaçlayan konferansın ardından ortak bir bildiri imzalandı. Avrupa Birliği ve Arap Birliği'nin yanı sıra Türkiye de bildiriyi 17 ülke ile birlikte imzaladı. 42 madde ve ekten oluşan bildiri, Hamas'ın gerçekleştirdiği Aksa Tufanı operasyonunu kınadı. Katılımcı ülkeler Hamas'ı silah bırakmaya çağırdı ve yönetimini Mahmud Abbas rejimine devretmesini talep etti. (Ajanslar, 31 Temmuz 2025).

Yorum:

Konferansı yöneten ülkelere bakıldığında, Amerika'nın varlığı açıkça görülüyor ve karar alma yetkisi veya nüfuzu olmamasına rağmen, Suudi rejiminin hizmetkarı olarak Fransa'ya eşlik etmesi bunun en açık kanıtıdır.

Bu bağlamda, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron 24 Temmuz'da Fransa'nın Eylül ayında Filistin devletini resmen tanıyacağını ve bunu yapan ilk G7 ülkesi olacağını belirtti. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan Al Suud ve Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, konferansta New York Bildirgesi'nin hedeflerini ilan eden bir basın toplantısı düzenlediler. Aslında, konferansın ardından yayınlanan bildiride, Yahudi varlığının katliamları kınandı, ancak aleyhinde herhangi bir cezai karar alınmadı ve Hamas'tan silahlarını bırakması ve Gazze yönetimini Mahmud Abbas'a devretmesi istendi.

Amerika'nın İbrahim Anlaşmaları'na dayanarak uygulamaya çalıştığı yeni Orta Doğu stratejisinde, Selman rejimi öncü rolü temsil ediyor. Savaşın ardından Suudi Arabistan ile Yahudi varlığı ile normalleşme başlayacak; ardından diğer ülkeler de takip edecek ve bu dalga, Kuzey Afrika'dan Pakistan'a uzanan stratejik bir ittifaka dönüşecek. Ayrıca, Yahudi varlığı bu ittifakın önemli bir parçası olarak güvenlik garantisi alacak; daha sonra Amerika, bu ittifakı Çin ve Rusya'ya karşı mücadelesinde yakıt olarak kullanacak ve Avrupa'yı tamamen kanatları altına alacak ve tabii ki, Hilafet devletinin kurulma ihtimaline karşı.

Şu anda bu planın önündeki engel, Gazze savaşı ve ardından patlamaya hazır, giderek artan ümmetin öfkesidir. Bu nedenle, Amerika Birleşik Devletleri, New York Bildirgesi'nde inisiyatifin Avrupa Birliği, Arap rejimleri ve Türkiye tarafından alınmasını tercih etti. Bildiride yer alan kararların kabulünün daha kolay olacağını düşünerek.

Arap rejimleri ve Türkiye'nin görevi ise Amerika Birleşik Devletleri'ni memnun etmek, Yahudi varlığını korumak ve bu itaate karşılık olarak kendilerini halklarının öfkesinden korumak ve değersiz iktidar kırıntılarıyla aşağılık bir hayat yaşamak, ta ki atılana veya ahiret azabına maruz kalana kadar. Türkiye'nin bildirgeye sözde iki devletli çözüm planının uygulanması şartıyla ihtiraz kaydı koyması, bildirgenin gerçek amacını örtbas etme ve Müslümanları yanıltma çabasından başka bir şey değildir ve hiçbir gerçek değeri yoktur.

Sonuç olarak, Gazze'yi ve tüm Filistin'i kurtarma yolu, Yahudilerin yaşadığı hayali bir devletten geçmiyor. Filistin'e İslami çözüm, gasbedilmiş topraklarda İslam'ın hüküm sürmesi, gaspçılarla savaşmak ve Müslüman ordularını mübarek topraklardan Yahudileri söküp atmak için seferber etmektir. Kalıcı ve köklü çözüm ise, Raşid Hilafet devletini kurmak ve İsra ve Miraç'ın mübarek topraklarını Hilafet'in kalkanıyla korumaktır. İnşallah, o günler uzak değildir.

Resulullah ﷺ şöyle buyurmuştur: «Müslümanlar Yahudilerle savaşmadıkça kıyamet kopmaz. Müslümanlar onları öldürecekler, öyle ki Yahudi taşın ve ağacın arkasına saklanacak, taş veya ağaç şöyle diyecek: Ey Müslüman, ey Allah'ın kulu, arkamda bir Yahudi var, gel onu öldür.» (Müslim rivayet etmiştir)

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi Radyosu için yazan:

Muhammed Emin Yıldırım

Amerika'nın İstediği, Silah Kalsa Bile Yahudi Varlığının Resmen Tanınmasıdır

Amerika'nın İstediği, Silah Kalsa Bile Yahudi Varlığının Resmen Tanınmasıdır

Haber:

Lübnan'daki siyasi ve güvenlik haberlerinin çoğu, diğer silahlardan ziyade Yahudi varlığını hedef alan silah konusuna odaklanıyor ve çoğu siyasi analist ve gazeteci tarafından vurgulanıyor.

Yorum:

Amerika, Yahudilerle savaşan silahın Lübnan ordusuna teslim edilmesini istiyor ve çıkarı olduğunda veya komşu ülkelerdeki Müslümanlar arasında kullanılabilecek tüm insanların elinde kalan silahları umursamıyor.

En büyük düşmanımız Amerika, bunu açıkça, hatta küstahça söyledi, elçisi Barrack bunu Lübnan'dan açıklarken, Lübnan devletine teslim edilmesi gereken silahın, mübarek Filistin'i gasp eden Yahudi varlığına karşı kullanılabilecek silah olduğunu, diğer bireysel veya orta düzeydeki hiçbir silahın Yahudi varlığına zarar vermediğini, aksine tekfirci, aşırılıkçı, gerici veya geri kalmışlar bahanesiyle Müslümanlar arasında çatışmayı körükleyerek ona, Amerika'ya ve tüm Batı'ya hizmet ettiğini, ya da mezhepçilik, milliyetçilik, ırkçılık bahanesiyle, hatta bizimle yüzlerce yıl yaşamış ve bizden canlarının, mallarının ve namuslarının korunmasından başka bir şey görmemiş olan Müslümanlar ve diğerleri arasında, kanunları kendimize uyguladığımız gibi onlara da uyguladığımızı, onlara ne hakkımız varsa onların da hakkı olduğunu, onlara ne yükümlülüğümüz varsa onların da yükümlülüğü olduğunu söyleyerek Müslümanlar arasında besledikleri diğer sıfatlarla. Çünkü İslami hüküm, Müslümanlar arasında olsun, devletin tebaası olan Müslümanlar ve diğerleri arasında olsun, yönetimde temeldir.

Mademki en büyük düşmanımız Amerika, Yahudi varlığına zarar veren silahı imha etmek veya etkisiz hale getirmek istiyor, o halde siyasetçiler ve medya mensupları neden buna odaklanıyor?!

Ve neden en önemli konular, Amerikan düşmanının talebi üzerine medyada ve Bakanlar Kurulu'nda derinlemesine araştırılmadan ve ümmet üzerindeki tehlikesinin boyutu açıklanmadan gündeme getiriliyor, bunların en tehlikelisi Yahudi varlığıyla kara sınırlarının çizilmesi, yani bu gaspçı varlığın resmen tanınmasıdır, öyle ki bundan sonra hiç kimsenin Filistin uğruna, yani sadece Filistin halkına aitmiş gibi bizi ikna etmeye çalıştıkları gibi sadece Filistin halkının değil, tüm Müslümanların malı olan Filistin için hiçbir silah, yani hiçbir silah taşıma hakkı kalmaz?!

Tehlike, bu konunun bazen barış, bazen uzlaşma, bazen bölgedeki güvenlik, bazen de ekonomik, turistik ve siyasi refah başlığı altında, bu ucube varlığı tanırsak Müslümanlara vaat ettikleri bolluk başlığı altında gündeme getirilmesidir!

Amerika, Müslümanların Yahudi varlığını tanımayı asla kabul etmeyeceklerini çok iyi biliyor, bu nedenle onları en önemli kader belirleyici meseleden uzaklaştırmak için başka yollarla onlara sızmaya çalışıyor. Evet, Amerika silah konusuna odaklanmamızı istiyor, ancak Lübnan resmi olarak onunla sınırları çizerek onu tanırsa, silah ne kadar güçlü olursa olsun fayda sağlamayacağını ve Yahudi varlığına karşı kullanılamayacağını, böylece Filistin topraklarındaki haklılığını Müslüman yöneticilere ve Filistin Otoritesine sığınarak kabul edeceğini biliyor.

Bu Yahudi varlığını tanımak, Allah'a, Resulüne ve müminlere ihanettir, Filistin'i kurtarmak için dökülen ve hala dökülmekte olan tüm şehitlerin kanlarına ihanettir ve tüm bunlara rağmen, Gazze-i Haşim'de ve Filistin'de savaşan ve bize kanlarıyla Yahudi varlığını asla tanımayacağımızı, bunun bedeli ne olursa olsun söylüyorlar... Peki Lübnan'da şartlar ne kadar zor olursa olsun Yahudi varlığını tanımayı kabul edecek miyiz?! Onunla sınırları çizmeyi, yani onu tanımayı, silah bizimle kalsa bile kabul edecek miyiz?! Vakit kaybetmeden cevaplamamız gereken soru bu.

Hizb-ut Tahrir Merkezi İletişim Bürosu Radyosu İçin Yazılmıştır

Dr. Muhammed Caber

Hizb-ut Tahrir Lübnan Vilayeti Merkezi İletişim Komitesi Başkanı