الوضع المتوتر في الكونغو بسبب الاستعمار الجديد
الوضع المتوتر في الكونغو بسبب الاستعمار الجديد

الخبر: قالت لجنة الانتخابات في الكونغو، يوم الأحد 31 كانون الأول/ديسمبر، إن رئيس الكونغو فيليكس تشيسكيدي فاز بإعادة انتخابه بأكثر من 70% من الأصوات، فيما شكّك مرشحو المعارضة وأنصارهم في صحّة النتائج، وأعلنت النتائج الأولية لانتخابات 20 كانون الأول/ديسمبر في العاصمة كينشاسا، وسط مطالبات من المعارضة وبعض جماعات المجتمع المدني بإعادة التصويت بسبب مشاكل لوجستية ضخمة قالوا إنها قوضت عملية الاقتراع.

0:00 0:00
Speed:
January 03, 2024

الوضع المتوتر في الكونغو بسبب الاستعمار الجديد

الوضع المتوتر في الكونغو بسبب الاستعمار الجديد

(مترجم)

الخبر:

قالت لجنة الانتخابات في الكونغو، يوم الأحد 31 كانون الأول/ديسمبر، إن رئيس الكونغو فيليكس تشيسكيدي فاز بإعادة انتخابه بأكثر من 70% من الأصوات، فيما شكّك مرشحو المعارضة وأنصارهم في صحّة النتائج، وأعلنت النتائج الأولية لانتخابات 20 كانون الأول/ديسمبر في العاصمة كينشاسا، وسط مطالبات من المعارضة وبعض جماعات المجتمع المدني بإعادة التصويت بسبب مشاكل لوجستية ضخمة قالوا إنها قوضت عملية الاقتراع.

التعليق:

لدى الكونغو تاريخ من الانتخابات المتنازع عليها والتي يمكن أن تتحول إلى أعمال عنف، وهناك القليل من الثقة بين العديد من الكونغوليين في مؤسسات البلاد. وقبل إعلان النتائج، قال مرشحو المعارضة، ومن بينهم كاتومبي، إنهم يرفضون النتائج ودعوا السّكان إلى الاحتشاد. ووفقاً لقوانين الانتخابات في الكونغو، أمام المرشحين الذين يطعنون في النتائج يومان لتقديم طلباتهم أمام المحكمة الدستورية وسبعة أيام للبت فيها. ومن المتوقع أن تظهر النتائج النهائية في 10 كانون الثاني/يناير، ومن المقرّر أن يؤدي الرئيس اليمين في نهاية ذلك الشهر.

تواجه جمهورية الكونغو الديمقراطية، التي تتمتع بمساحة شاسعة وغنية بالموارد ولكنها فقيرة وغير مستقرة بشكل مزمن، العديد من المشاكل الخطيرة منذ "استقلالها" عن بلجيكا في عام 1960. ومن الفساد المستشري إلى عدم الاستقرار، أصبح التضخّم والفقر ظاهرتين متكررتين، بينما البلاد غنية بالموارد الطبيعية الهائلة؛ فهي أكبر منتج للكوبالت في العالم وثالث أكبر منتج للنّحاس - المعادن المستخدمة في تصنيع الأدوات الإلكترونية والسيارات الكهربائية. كما أنّ البلاد غنية بالأراضي الصالحة للزراعة وتزخر بالتنوع البيولوجي - حيث تعدّ غابات الكونغو المطيرة ثاني أكبر غابة في العالم.

لن ينقذ فيليكس تشيسكيدي البلاد أبداً من الدول الغربية الجشعة. ولا يوجد لدى إدارته أي اختلاف كبير عن سلفه جوزيف كابيلا في بيع ثروات البلاد لكبار المليارديرات الرأسماليين، ما يجعل العديد من الكونغوليين يصارعون الفقر المدقع. وقد شابت حكمَه الذي دام خمس سنوات مستوياتٌ عالية من الفساد، بدءاً من الرشاوى الصغيرة التي يتمّ ابتزازها يومياً من الشعب الكونغولي إلى فضائح الاختلاس الضخمة التي هزت شركات التعدين الحكومية في جمهورية الكونغو الديمقراطية.

إن وضع جمهورية الكونغو الديمقراطية له علاقة كبيرة بالاستعمار الجديد حيث إنّ اللاعبين الدوليين وخاصة الولايات المتحدة وأوروبا اللتين غذيتا صراعات الدول التي تدور أساساً حول المعادن الهائلة. وتستخدم الولايات المتحدة دولاً مثل أوغندا وبوروندي ورواندا لدعم قوى المعارضة لوضع الكونغو تحت نفوذها. وفي الاجتماع الأخير قبل أسبوع من الانتخابات، شكر وزير الخارجية الأمريكي أنتوني بلينكن تشيسيكيدي والرئيس الرواندي بول كاغامي على قيادتهما ومساهماتهما في هذا الجهد. وتدفع أوروبا (بريطانيا وبلجيكا وفرنسا) دولاً مثل كينيا وزيمبابوي وزامبيا وجنوب أفريقيا إلى التحقق من طموحات أمريكا.

تظهر دعوة الولايات المتحدة إلى حلّ سلمي للنزاعات المتعلقة بالانتخابات تفضيلها لتشيسكيدي بسبب الخوف من العنف الذي تدعمه الدول الأوروبية التي تعمل من خلال وكلائها السياسيين من المعارضة. ومن الجدير بالذكر أنّ فرنسا وبريطانيا تدعمان بعض المتمردين ضدّ الرغبات الأمريكية. ولذلك فإن صراع المصالح الاقتصادية بين القوى الأجنبية قد أدى إلى تحول الكونغو إلى دولة تهيمن عليها الحرب.

إن نهضة جمهورية الكونغو الديمقراطية تتم من خلال اعتناق مبدأ الإسلام الذي تطبقه الخلافة كبديل للاستعمار الغربي الذي يعدّ السبب الرئيسي لمآسي العالم. إن الخلافة القادمة على منهاج النبوة تضمن الرخاء السياسي والاقتصادي والاجتماعي بفضل تطبيقها للعقيدة الإسلامية وأحكامها. علاوةً على ذلك، ستستخدم مواردها بشكل شامل في التخفيف من حدة الفقر.

كتبه لإذاعة المكتب الإعلامي المركزي لحزب التحرير

شعبان معلم

الممثل الإعلامي لحزب التحرير في كينيا

More from Haber ve Yorum

Türkiye ve Arap Rejimleri Hamas'tan Silah Bırakmasını İstedi

Türkiye ve Arap Rejimleri Hamas'tan Silah Bırakmasını İstedi

(Tercüme)

Haber:

Fransa ve Suudi Arabistan'ın öncülüğünde, Filistin meselesine barışçıl bir çözüm bulmak ve iki devletli çözümü uygulamak amacıyla 29-30 Temmuz tarihlerinde New York'ta Birleşmiş Milletler Uluslararası Üst Düzey Konferansı düzenlendi. Filistin'i devlet olarak tanımayı ve Gazze'deki savaşı sona erdirmeyi amaçlayan konferansın ardından ortak bir bildiri imzalandı. Avrupa Birliği ve Arap Birliği'nin yanı sıra Türkiye de bildiriyi 17 ülke ile birlikte imzaladı. 42 madde ve ekten oluşan bildiri, Hamas'ın gerçekleştirdiği Aksa Tufanı operasyonunu kınadı. Katılımcı ülkeler Hamas'ı silah bırakmaya çağırdı ve yönetimini Mahmud Abbas rejimine devretmesini talep etti. (Ajanslar, 31 Temmuz 2025).

Yorum:

Konferansı yöneten ülkelere bakıldığında, Amerika'nın varlığı açıkça görülüyor ve karar alma yetkisi veya nüfuzu olmamasına rağmen, Suudi rejiminin hizmetkarı olarak Fransa'ya eşlik etmesi bunun en açık kanıtıdır.

Bu bağlamda, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron 24 Temmuz'da Fransa'nın Eylül ayında Filistin devletini resmen tanıyacağını ve bunu yapan ilk G7 ülkesi olacağını belirtti. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan Al Suud ve Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, konferansta New York Bildirgesi'nin hedeflerini ilan eden bir basın toplantısı düzenlediler. Aslında, konferansın ardından yayınlanan bildiride, Yahudi varlığının katliamları kınandı, ancak aleyhinde herhangi bir cezai karar alınmadı ve Hamas'tan silahlarını bırakması ve Gazze yönetimini Mahmud Abbas'a devretmesi istendi.

Amerika'nın İbrahim Anlaşmaları'na dayanarak uygulamaya çalıştığı yeni Orta Doğu stratejisinde, Selman rejimi öncü rolü temsil ediyor. Savaşın ardından Suudi Arabistan ile Yahudi varlığı ile normalleşme başlayacak; ardından diğer ülkeler de takip edecek ve bu dalga, Kuzey Afrika'dan Pakistan'a uzanan stratejik bir ittifaka dönüşecek. Ayrıca, Yahudi varlığı bu ittifakın önemli bir parçası olarak güvenlik garantisi alacak; daha sonra Amerika, bu ittifakı Çin ve Rusya'ya karşı mücadelesinde yakıt olarak kullanacak ve Avrupa'yı tamamen kanatları altına alacak ve tabii ki, Hilafet devletinin kurulma ihtimaline karşı.

Şu anda bu planın önündeki engel, Gazze savaşı ve ardından patlamaya hazır, giderek artan ümmetin öfkesidir. Bu nedenle, Amerika Birleşik Devletleri, New York Bildirgesi'nde inisiyatifin Avrupa Birliği, Arap rejimleri ve Türkiye tarafından alınmasını tercih etti. Bildiride yer alan kararların kabulünün daha kolay olacağını düşünerek.

Arap rejimleri ve Türkiye'nin görevi ise Amerika Birleşik Devletleri'ni memnun etmek, Yahudi varlığını korumak ve bu itaate karşılık olarak kendilerini halklarının öfkesinden korumak ve değersiz iktidar kırıntılarıyla aşağılık bir hayat yaşamak, ta ki atılana veya ahiret azabına maruz kalana kadar. Türkiye'nin bildirgeye sözde iki devletli çözüm planının uygulanması şartıyla ihtiraz kaydı koyması, bildirgenin gerçek amacını örtbas etme ve Müslümanları yanıltma çabasından başka bir şey değildir ve hiçbir gerçek değeri yoktur.

Sonuç olarak, Gazze'yi ve tüm Filistin'i kurtarma yolu, Yahudilerin yaşadığı hayali bir devletten geçmiyor. Filistin'e İslami çözüm, gasbedilmiş topraklarda İslam'ın hüküm sürmesi, gaspçılarla savaşmak ve Müslüman ordularını mübarek topraklardan Yahudileri söküp atmak için seferber etmektir. Kalıcı ve köklü çözüm ise, Raşid Hilafet devletini kurmak ve İsra ve Miraç'ın mübarek topraklarını Hilafet'in kalkanıyla korumaktır. İnşallah, o günler uzak değildir.

Resulullah ﷺ şöyle buyurmuştur: «Müslümanlar Yahudilerle savaşmadıkça kıyamet kopmaz. Müslümanlar onları öldürecekler, öyle ki Yahudi taşın ve ağacın arkasına saklanacak, taş veya ağaç şöyle diyecek: Ey Müslüman, ey Allah'ın kulu, arkamda bir Yahudi var, gel onu öldür.» (Müslim rivayet etmiştir)

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi Radyosu için yazan:

Muhammed Emin Yıldırım

Amerika'nın İstediği, Silah Kalsa Bile Yahudi Varlığının Resmen Tanınmasıdır

Amerika'nın İstediği, Silah Kalsa Bile Yahudi Varlığının Resmen Tanınmasıdır

Haber:

Lübnan'daki siyasi ve güvenlik haberlerinin çoğu, diğer silahlardan ziyade Yahudi varlığını hedef alan silah konusuna odaklanıyor ve çoğu siyasi analist ve gazeteci tarafından vurgulanıyor.

Yorum:

Amerika, Yahudilerle savaşan silahın Lübnan ordusuna teslim edilmesini istiyor ve çıkarı olduğunda veya komşu ülkelerdeki Müslümanlar arasında kullanılabilecek tüm insanların elinde kalan silahları umursamıyor.

En büyük düşmanımız Amerika, bunu açıkça, hatta küstahça söyledi, elçisi Barrack bunu Lübnan'dan açıklarken, Lübnan devletine teslim edilmesi gereken silahın, mübarek Filistin'i gasp eden Yahudi varlığına karşı kullanılabilecek silah olduğunu, diğer bireysel veya orta düzeydeki hiçbir silahın Yahudi varlığına zarar vermediğini, aksine tekfirci, aşırılıkçı, gerici veya geri kalmışlar bahanesiyle Müslümanlar arasında çatışmayı körükleyerek ona, Amerika'ya ve tüm Batı'ya hizmet ettiğini, ya da mezhepçilik, milliyetçilik, ırkçılık bahanesiyle, hatta bizimle yüzlerce yıl yaşamış ve bizden canlarının, mallarının ve namuslarının korunmasından başka bir şey görmemiş olan Müslümanlar ve diğerleri arasında, kanunları kendimize uyguladığımız gibi onlara da uyguladığımızı, onlara ne hakkımız varsa onların da hakkı olduğunu, onlara ne yükümlülüğümüz varsa onların da yükümlülüğü olduğunu söyleyerek Müslümanlar arasında besledikleri diğer sıfatlarla. Çünkü İslami hüküm, Müslümanlar arasında olsun, devletin tebaası olan Müslümanlar ve diğerleri arasında olsun, yönetimde temeldir.

Mademki en büyük düşmanımız Amerika, Yahudi varlığına zarar veren silahı imha etmek veya etkisiz hale getirmek istiyor, o halde siyasetçiler ve medya mensupları neden buna odaklanıyor?!

Ve neden en önemli konular, Amerikan düşmanının talebi üzerine medyada ve Bakanlar Kurulu'nda derinlemesine araştırılmadan ve ümmet üzerindeki tehlikesinin boyutu açıklanmadan gündeme getiriliyor, bunların en tehlikelisi Yahudi varlığıyla kara sınırlarının çizilmesi, yani bu gaspçı varlığın resmen tanınmasıdır, öyle ki bundan sonra hiç kimsenin Filistin uğruna, yani sadece Filistin halkına aitmiş gibi bizi ikna etmeye çalıştıkları gibi sadece Filistin halkının değil, tüm Müslümanların malı olan Filistin için hiçbir silah, yani hiçbir silah taşıma hakkı kalmaz?!

Tehlike, bu konunun bazen barış, bazen uzlaşma, bazen bölgedeki güvenlik, bazen de ekonomik, turistik ve siyasi refah başlığı altında, bu ucube varlığı tanırsak Müslümanlara vaat ettikleri bolluk başlığı altında gündeme getirilmesidir!

Amerika, Müslümanların Yahudi varlığını tanımayı asla kabul etmeyeceklerini çok iyi biliyor, bu nedenle onları en önemli kader belirleyici meseleden uzaklaştırmak için başka yollarla onlara sızmaya çalışıyor. Evet, Amerika silah konusuna odaklanmamızı istiyor, ancak Lübnan resmi olarak onunla sınırları çizerek onu tanırsa, silah ne kadar güçlü olursa olsun fayda sağlamayacağını ve Yahudi varlığına karşı kullanılamayacağını, böylece Filistin topraklarındaki haklılığını Müslüman yöneticilere ve Filistin Otoritesine sığınarak kabul edeceğini biliyor.

Bu Yahudi varlığını tanımak, Allah'a, Resulüne ve müminlere ihanettir, Filistin'i kurtarmak için dökülen ve hala dökülmekte olan tüm şehitlerin kanlarına ihanettir ve tüm bunlara rağmen, Gazze-i Haşim'de ve Filistin'de savaşan ve bize kanlarıyla Yahudi varlığını asla tanımayacağımızı, bunun bedeli ne olursa olsun söylüyorlar... Peki Lübnan'da şartlar ne kadar zor olursa olsun Yahudi varlığını tanımayı kabul edecek miyiz?! Onunla sınırları çizmeyi, yani onu tanımayı, silah bizimle kalsa bile kabul edecek miyiz?! Vakit kaybetmeden cevaplamamız gereken soru bu.

Hizb-ut Tahrir Merkezi İletişim Bürosu Radyosu İçin Yazılmıştır

Dr. Muhammed Caber

Hizb-ut Tahrir Lübnan Vilayeti Merkezi İletişim Komitesi Başkanı