أمريكا المستعمرة تلقي كل عام اللوم على الآخرين لاستمرار أعمالها الإجرامية (مترجم)
أمريكا المستعمرة تلقي كل عام اللوم على الآخرين لاستمرار أعمالها الإجرامية (مترجم)

الخبر: صرح الجنرال نيكولسون، قائد القوات الأمريكية في أفغانستان، في مؤتمر صحفي عقد في البنتاغون يوم الجمعة الماضي، أن عام 2017 سيكون أكثر صعوبة على الشعب الأفغاني من هذا العام. وأعرب عن قلقه إزاء النزاعات الحالية من قادة حكومة الوحدة الوطنية، وقال بحزم: "رسالتنا للقادة السياسيين في الحكومة الأفغانية أننا نحترم دائماً اختلافاتهم في الآراء، ولكن من فضلكم لا تَدَعوا خلافاتكم السياسية تؤثر على الوضع الأمني لأن هذه الإنجازات تكلفنا الكثير، إن استمرار الفوارق ستخلق انقسامات مجتمعية، ولكننا حتى الآن لم نشهد مثل هذه الأمور في قوات الأمن الوطني".

0:00 0:00
Speed:
December 07, 2016

أمريكا المستعمرة تلقي كل عام اللوم على الآخرين لاستمرار أعمالها الإجرامية (مترجم)

أمريكا المستعمرة تلقي كل عام اللوم على الآخرين لاستمرار أعمالها الإجرامية

(مترجم)

الخبر:

صرح الجنرال نيكولسون، قائد القوات الأمريكية في أفغانستان، في مؤتمر صحفي عقد في البنتاغون يوم الجمعة الماضي، أن عام 2017 سيكون أكثر صعوبة على الشعب الأفغاني من هذا العام. وأعرب عن قلقه إزاء النزاعات الحالية من قادة حكومة الوحدة الوطنية، وقال بحزم: "رسالتنا للقادة السياسيين في الحكومة الأفغانية أننا نحترم دائماً اختلافاتهم في الآراء، ولكن من فضلكم لا تَدَعوا خلافاتكم السياسية تؤثر على الوضع الأمني لأن هذه الإنجازات تكلفنا الكثير، إن استمرار الفوارق ستخلق انقسامات مجتمعية، ولكننا حتى الآن لم نشهد مثل هذه الأمور في قوات الأمن الوطني".

التعليق:

من الواضح للجميع أنه في خلال العام تقول أمريكا، "كل شيء يسير على ما يرام! إن إنجازات الحكومة كبيرة، ولكنها غير كافية!... وهكذا...". ولكن في نهاية العام، أتى قائد قوات أمريكا بتوقعات مزعجة لجعل الرأي العام مسحوراً مثل عجل السامري الذي سحر أصحاب موسى عليه السلام، حتى لا يلتفت المسلمون في أفغانستان إلى الحل الحقيقي لهذه المشاكل، وهو إقامة دولة الخلافة الراشدة على منهاج النبوة. في حين إنه من الواضح أن السبب الرئيسي وراء الخلافات السياسية لقادة الحكومة الأفغانية يرجع إلى تشكيل ما يسمى بحكومة الوحدة الوطنية بوساطة جون كيري، بالإضافة إلى الأسباب العرقية واللغوية والخلافات الطائفية والتي ترجع إلى اتفاق كرزاي الاستراتيجي والاتفاقية الأمنية من قبل أشرف غاني والاستعمار.

وفي وقت سابق، قال الرئيس محمد أشرف غاني المعين من جون كيري، ستكون هنالك مشاكل كثيرة ولكن فقط خلال الستة أشهر الأولى من العام الحالي، والآن يعلن سيده أن السنة القادمة ستكون أشد وقعاً وقسوة. إن المسلمين والمجاهدين الأفغان يعانون من الرعب والخوف وسوء المعاملة ومن الأزمات منذ 15 عاماً. وفيما يتعلق بالوضع الراهن، فإنه يجب سؤال كرزاي عن الاتفاق الاستراتيجي، وسؤال أشرف غاني عن الاتفاقية الأمنية ويجب سؤال المحللين الاستعماريين عن مدى الرفاهية والأمان والأمن الذي حققه الاستعمار الأمريكي وحلف شمال الأطلسي للشعب الأفغاني.

وكذلك، فقد أضاف الجنرال نيكولسون أن روسيا وإيران، خلافاً لحلف شمال الأطلسي، تحاولان إضفاء الشرعية على حركة طالبان، ويشير إلى أن روسيا تتواطأ مع حلف شمال الأطلسي والذي سيكون له تأثير سيئ. إن هذا المستعمر وبلا خجل يحاول إلقاء اللوم على الآخرين للأحوال والمصائب القادمة، في حين إنه من المعروف أن إيران هي الحليف الصديق والاستراتيجي لأمريكا، وروسيا قد عبرت عن القليل من المخاوف بشأن ذلك. وبذلك، فإن السبب الرئيسي للمآسي الحالية هو فقط الاستعمار الأمريكي.

إن الاستعمار الأمريكي وحلف شمال الأطلسي هما الجذران الرئيسيان لجميع المشاكل، ليس فقط في أفغانستان، بل في العالم الإسلامي ككل. إن التنافس بين دول العالم أو الأقاليم المختلفة مع أمريكا وحلف شمال الأطلسي، وإن الخلافات السياسية بين قادة الحكومة، والنزعات العرقية واللغوية والطائفية بين الناس، وقتل المسلمين لبعضهم بعضاً تحت مسميات مختلفة... إن الملوم على كل هذه المشاكل والأزمات هم أمريكا والناتو وأدواتهم من مثل الأمم المتحدة والمنظمات الدولية والحكام الدمى الخونة ووكالات الاستخبارات والقتلة المستأجرون. إن الحل الوحيد هو التمسك بالأحكام الإسلامية، والاعتصام بحبل الله ورسوله، حيث تجتث الأمة الفساد والمشاكل المبنية على الأنظمة غير الشرعية، وتستبدل بها نظام الحكم الشرعي ألا وهو نظام الخلافة الراشدة على منهاج النبوة، بحيث تعمل الأمة على حمل هذا الدين العادل إلى أنحاء العالم لتنقذ الناس من الأعمال الشيطانية ومن الأنظمة المتعطشة للدماء ومن المنظمات الوحشية، وهكذا يعم العدل في الأرض وينشر دين الله سبحانه وتعالى.

كتبه لإذاعة المكتب الإعلامي المركزي لحزب التحرير

سيف الله مستنير

رئيس المكتب الإعلامي لحزب التحرير في ولاية أفغانستان

More from Haber ve Yorum

Türkiye ve Arap Rejimleri Hamas'tan Silah Bırakmasını İstedi

Türkiye ve Arap Rejimleri Hamas'tan Silah Bırakmasını İstedi

(Tercüme)

Haber:

Fransa ve Suudi Arabistan'ın öncülüğünde, Filistin meselesine barışçıl bir çözüm bulmak ve iki devletli çözümü uygulamak amacıyla 29-30 Temmuz tarihlerinde New York'ta Birleşmiş Milletler Uluslararası Üst Düzey Konferansı düzenlendi. Filistin'i devlet olarak tanımayı ve Gazze'deki savaşı sona erdirmeyi amaçlayan konferansın ardından ortak bir bildiri imzalandı. Avrupa Birliği ve Arap Birliği'nin yanı sıra Türkiye de bildiriyi 17 ülke ile birlikte imzaladı. 42 madde ve ekten oluşan bildiri, Hamas'ın gerçekleştirdiği Aksa Tufanı operasyonunu kınadı. Katılımcı ülkeler Hamas'ı silah bırakmaya çağırdı ve yönetimini Mahmud Abbas rejimine devretmesini talep etti. (Ajanslar, 31 Temmuz 2025).

Yorum:

Konferansı yöneten ülkelere bakıldığında, Amerika'nın varlığı açıkça görülüyor ve karar alma yetkisi veya nüfuzu olmamasına rağmen, Suudi rejiminin hizmetkarı olarak Fransa'ya eşlik etmesi bunun en açık kanıtıdır.

Bu bağlamda, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron 24 Temmuz'da Fransa'nın Eylül ayında Filistin devletini resmen tanıyacağını ve bunu yapan ilk G7 ülkesi olacağını belirtti. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan Al Suud ve Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, konferansta New York Bildirgesi'nin hedeflerini ilan eden bir basın toplantısı düzenlediler. Aslında, konferansın ardından yayınlanan bildiride, Yahudi varlığının katliamları kınandı, ancak aleyhinde herhangi bir cezai karar alınmadı ve Hamas'tan silahlarını bırakması ve Gazze yönetimini Mahmud Abbas'a devretmesi istendi.

Amerika'nın İbrahim Anlaşmaları'na dayanarak uygulamaya çalıştığı yeni Orta Doğu stratejisinde, Selman rejimi öncü rolü temsil ediyor. Savaşın ardından Suudi Arabistan ile Yahudi varlığı ile normalleşme başlayacak; ardından diğer ülkeler de takip edecek ve bu dalga, Kuzey Afrika'dan Pakistan'a uzanan stratejik bir ittifaka dönüşecek. Ayrıca, Yahudi varlığı bu ittifakın önemli bir parçası olarak güvenlik garantisi alacak; daha sonra Amerika, bu ittifakı Çin ve Rusya'ya karşı mücadelesinde yakıt olarak kullanacak ve Avrupa'yı tamamen kanatları altına alacak ve tabii ki, Hilafet devletinin kurulma ihtimaline karşı.

Şu anda bu planın önündeki engel, Gazze savaşı ve ardından patlamaya hazır, giderek artan ümmetin öfkesidir. Bu nedenle, Amerika Birleşik Devletleri, New York Bildirgesi'nde inisiyatifin Avrupa Birliği, Arap rejimleri ve Türkiye tarafından alınmasını tercih etti. Bildiride yer alan kararların kabulünün daha kolay olacağını düşünerek.

Arap rejimleri ve Türkiye'nin görevi ise Amerika Birleşik Devletleri'ni memnun etmek, Yahudi varlığını korumak ve bu itaate karşılık olarak kendilerini halklarının öfkesinden korumak ve değersiz iktidar kırıntılarıyla aşağılık bir hayat yaşamak, ta ki atılana veya ahiret azabına maruz kalana kadar. Türkiye'nin bildirgeye sözde iki devletli çözüm planının uygulanması şartıyla ihtiraz kaydı koyması, bildirgenin gerçek amacını örtbas etme ve Müslümanları yanıltma çabasından başka bir şey değildir ve hiçbir gerçek değeri yoktur.

Sonuç olarak, Gazze'yi ve tüm Filistin'i kurtarma yolu, Yahudilerin yaşadığı hayali bir devletten geçmiyor. Filistin'e İslami çözüm, gasbedilmiş topraklarda İslam'ın hüküm sürmesi, gaspçılarla savaşmak ve Müslüman ordularını mübarek topraklardan Yahudileri söküp atmak için seferber etmektir. Kalıcı ve köklü çözüm ise, Raşid Hilafet devletini kurmak ve İsra ve Miraç'ın mübarek topraklarını Hilafet'in kalkanıyla korumaktır. İnşallah, o günler uzak değildir.

Resulullah ﷺ şöyle buyurmuştur: «Müslümanlar Yahudilerle savaşmadıkça kıyamet kopmaz. Müslümanlar onları öldürecekler, öyle ki Yahudi taşın ve ağacın arkasına saklanacak, taş veya ağaç şöyle diyecek: Ey Müslüman, ey Allah'ın kulu, arkamda bir Yahudi var, gel onu öldür.» (Müslim rivayet etmiştir)

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi Radyosu için yazan:

Muhammed Emin Yıldırım

Amerika'nın İstediği, Silah Kalsa Bile Yahudi Varlığının Resmen Tanınmasıdır

Amerika'nın İstediği, Silah Kalsa Bile Yahudi Varlığının Resmen Tanınmasıdır

Haber:

Lübnan'daki siyasi ve güvenlik haberlerinin çoğu, diğer silahlardan ziyade Yahudi varlığını hedef alan silah konusuna odaklanıyor ve çoğu siyasi analist ve gazeteci tarafından vurgulanıyor.

Yorum:

Amerika, Yahudilerle savaşan silahın Lübnan ordusuna teslim edilmesini istiyor ve çıkarı olduğunda veya komşu ülkelerdeki Müslümanlar arasında kullanılabilecek tüm insanların elinde kalan silahları umursamıyor.

En büyük düşmanımız Amerika, bunu açıkça, hatta küstahça söyledi, elçisi Barrack bunu Lübnan'dan açıklarken, Lübnan devletine teslim edilmesi gereken silahın, mübarek Filistin'i gasp eden Yahudi varlığına karşı kullanılabilecek silah olduğunu, diğer bireysel veya orta düzeydeki hiçbir silahın Yahudi varlığına zarar vermediğini, aksine tekfirci, aşırılıkçı, gerici veya geri kalmışlar bahanesiyle Müslümanlar arasında çatışmayı körükleyerek ona, Amerika'ya ve tüm Batı'ya hizmet ettiğini, ya da mezhepçilik, milliyetçilik, ırkçılık bahanesiyle, hatta bizimle yüzlerce yıl yaşamış ve bizden canlarının, mallarının ve namuslarının korunmasından başka bir şey görmemiş olan Müslümanlar ve diğerleri arasında, kanunları kendimize uyguladığımız gibi onlara da uyguladığımızı, onlara ne hakkımız varsa onların da hakkı olduğunu, onlara ne yükümlülüğümüz varsa onların da yükümlülüğü olduğunu söyleyerek Müslümanlar arasında besledikleri diğer sıfatlarla. Çünkü İslami hüküm, Müslümanlar arasında olsun, devletin tebaası olan Müslümanlar ve diğerleri arasında olsun, yönetimde temeldir.

Mademki en büyük düşmanımız Amerika, Yahudi varlığına zarar veren silahı imha etmek veya etkisiz hale getirmek istiyor, o halde siyasetçiler ve medya mensupları neden buna odaklanıyor?!

Ve neden en önemli konular, Amerikan düşmanının talebi üzerine medyada ve Bakanlar Kurulu'nda derinlemesine araştırılmadan ve ümmet üzerindeki tehlikesinin boyutu açıklanmadan gündeme getiriliyor, bunların en tehlikelisi Yahudi varlığıyla kara sınırlarının çizilmesi, yani bu gaspçı varlığın resmen tanınmasıdır, öyle ki bundan sonra hiç kimsenin Filistin uğruna, yani sadece Filistin halkına aitmiş gibi bizi ikna etmeye çalıştıkları gibi sadece Filistin halkının değil, tüm Müslümanların malı olan Filistin için hiçbir silah, yani hiçbir silah taşıma hakkı kalmaz?!

Tehlike, bu konunun bazen barış, bazen uzlaşma, bazen bölgedeki güvenlik, bazen de ekonomik, turistik ve siyasi refah başlığı altında, bu ucube varlığı tanırsak Müslümanlara vaat ettikleri bolluk başlığı altında gündeme getirilmesidir!

Amerika, Müslümanların Yahudi varlığını tanımayı asla kabul etmeyeceklerini çok iyi biliyor, bu nedenle onları en önemli kader belirleyici meseleden uzaklaştırmak için başka yollarla onlara sızmaya çalışıyor. Evet, Amerika silah konusuna odaklanmamızı istiyor, ancak Lübnan resmi olarak onunla sınırları çizerek onu tanırsa, silah ne kadar güçlü olursa olsun fayda sağlamayacağını ve Yahudi varlığına karşı kullanılamayacağını, böylece Filistin topraklarındaki haklılığını Müslüman yöneticilere ve Filistin Otoritesine sığınarak kabul edeceğini biliyor.

Bu Yahudi varlığını tanımak, Allah'a, Resulüne ve müminlere ihanettir, Filistin'i kurtarmak için dökülen ve hala dökülmekte olan tüm şehitlerin kanlarına ihanettir ve tüm bunlara rağmen, Gazze-i Haşim'de ve Filistin'de savaşan ve bize kanlarıyla Yahudi varlığını asla tanımayacağımızı, bunun bedeli ne olursa olsun söylüyorlar... Peki Lübnan'da şartlar ne kadar zor olursa olsun Yahudi varlığını tanımayı kabul edecek miyiz?! Onunla sınırları çizmeyi, yani onu tanımayı, silah bizimle kalsa bile kabul edecek miyiz?! Vakit kaybetmeden cevaplamamız gereken soru bu.

Hizb-ut Tahrir Merkezi İletişim Bürosu Radyosu İçin Yazılmıştır

Dr. Muhammed Caber

Hizb-ut Tahrir Lübnan Vilayeti Merkezi İletişim Komitesi Başkanı