أمريكا تضيق الخناق على روسيا
أمريكا تضيق الخناق على روسيا

الخبر: رئيس وزراء اليابان يجري زيارة مفاجئة لكييف. (القدس العربي)

0:00 0:00
Speed:
March 25, 2023

أمريكا تضيق الخناق على روسيا

أمريكا تضيق الخناق على روسيا

الخبر:

رئيس وزراء اليابان يجري زيارة مفاجئة لكييف. (القدس العربي)

التعليق:

سبب الحرب: لا شك أن التخلص من الخطر الأوكراني على روسيا هو أمر كان لا بد منه لروسيا لتنعم بشيء من الأمان وخاصة أن الأمر متعلق بحدودها ومجالها الحيوي. فأوكرانيا بعد انهيار الاتحاد السوفييتي وخصوصا بعد الثورة البرتقالية صارت خنجرا حادا مغروسا في خاصرة روسيا يزيد تعمقا مع الوقت.

إلا أن القضية هي في التوقيت الخاطئ الذي اعتمده بوتين ومن حوله لنزع هذا الخنجر، فكما هو معلوم طبيا فإن نزع الخنجر من جسم المريض قبل وصوله غرفة العمليات يعتبر إجهازا على المريض، فلا بد من وجود الكوادر الطبية والتجهيزات اللازمة عند نزع الخنجر حتى يتم التدخل الجراحي دون تعريض المصاب لخطر أكبر من الخنجر المغروس فيه، بمعنى آخر إذا كانت روسيا غير قادرة على الحسم العسكري في المسألة الأوكرانية فإنه التهور، وما الداعي لتعريض روسيا ودبها في أخطار هي أكبر بكثير من الخطر الأوكراني نفسه الذي كانت تعاني منه موسكو؟

هل كان التعجل في غزو أوكرانيا هو هدفا شخصيا لبوتين يسجله في أحلامه القيصرية التي بلغت ذروتها بعد استيلاء روسيا على القرم وبعد تحويل الشيشان من عدو لدود لموسكو إلى صديق حميم؟ أكان هذا الحلم هو ما دفع بوتين لتوريط روسيا في حرب استنزاف خطيرة ومهلكة لروسيا؟ هل سيدفع الروس ثمن تهور وعدم تقدير بوتين لإمكانية انتصار روسيا في هذه الحرب؟

الذي يبدو هو أن أمريكا كانت على علم دقيق بعدم جهوزية الروس لخوض مثل هذه الحرب في أوكرانيا، كما أن أمريكا تدرك حالة الهوس والولع عند بوتين لتحقيق الانتصارات وبلوغ المجد، ولذا أعطته الضوء الأخضر لدخول أوكرانيا لتوريط روسيا في حرب طويلة الأمد لاستنزافها وإنهاكها وتبديد ثرواتها ثم بعد ذلك إرضائها لشروط صلح مذلة ومهينة بل ومكبلة لروسيا على مدى عقود قادمة. ولقد صرح بايدن والرئيس الفرنسي بذلك الهدف: أن المطلوب هو هزيمة روسيا في أوكرانيا وليس فقط إنهاء الحرب.

لقد أصبحت روسيا الآن وبعد مرور أكثر من عام على الحرب تماما كالذي انتزع خنجرا من ظهره ليعود فيطعن به صدره. فبدل معالجة الخطر الأوكراني الذي كان يهدد أمن روسيا منذ انهيار الاتحاد السوفييتي، صار الملف الأوكراني خطرا يستنزف كل طاقات روسيا المادية والبشرية والمعنوية، كيف لا وقد كشفت الحرب عن مدى عجزها على الحسم رغم دعم عميلها رئيس الشيشان رمضان قديروف ورغم استدعائها لقوات فاغنر من أفريقيا لتشارك في الحرب الميدانية.

إن أمريكا تمضي قدما في خطتها لدحر روسيا وهزيمتها وإنهاكها في هذه الحرب وإغلاق كل سبل الحلول المقترحة لإنهاء الحرب وآخرها كان المقترح الصيني. بل إن أمريكا قد استطاعت فرض رؤيتها لهذه الحرب على أوروبا وبالخصوص فرنسا وألمانيا، فأمريكا وأوروبا الآن يغلقون كل الطرق ويفشلون كل الحلول المحتملة لخروج روسيا دون خسائر جسيمة واستراتيجية. ثم جاء مشروع أمريكا لتسليح اليابان والبدء في إقحامها كداعم للأوكرانيين هو تضييق الخناق على روسيا في هذه الحرب. وهذا ما أعرب عنه رئيس وزراء اليابان لأوكرانيا كوشيدا يوم الثلاثاء بإعلان الدعم التام لأوكرانيا من دول السبع، هذه الزيارة المفاجئة التي تتزامن مع زيارة جين بينغ لموسكو ما هي إلا تأكيد للتصعيد الأمريكي والأوروبي ودول السبع معهما ضد روسيا في حركة لتضييق الخناق على موسكو.

والسؤال هو كيف ستخرج روسيا من هذا الفخ وهذه الورطة؟ وماذا سيكون ثمن عنجهية بوتين وتهوره؟ إلى متى سيبقى بوتين يدير دفة سفينة لا يقودها إلا إلى الهلاك؟ هل سيبقى الوسط السياسي الروسي - الذي يخشى بطش بوتين وميدفيدف صامتا وإلى متى؟ هل سيغامر الروس بتجاوز خطوط الناتو في محاولة للخروج من هذه الأزمة أم سينصاع الروس لإملاءات الغرب التي ستضع حدا لبوتين ونظامه الأمني في روسيا؟

يبدو أن الجواب على هكذا أسئلة قد جاء في مقالة نشرت مؤخرا في التايمز لوزير الخارجية البريطاني السابق وليام هيغ بعنوان "الغرب يمكنه منع سقوط العالم بين يدي شي وبوتين"، تساءل فيها هيغ عن سبب زيارة الرئيس الصيني شي جين بينغ العاصمة الروسية موسكو. ويقول إنه هناك لأنك لو كنت في موقف الصين، تسعى لتحقيق استراتيجيتك للقرن الحادي والعشرين، فسيكون وجود روسيا إلى جانبك أمرا ضروريا.

فهل سيكون المخرج لروسيا من الأزمة في أوكرانيا هو توحيد المصير مع الصين؟ وهل ستخرج الصين عن دور الداعم الخجول والسري لموسكو خصوصا بعد المشروع الأمريكي الأخير لتسليح اليابان؟ لا بد أن الأسابيع والأشهر القادمة ستأتي بأجوبة واضحة ومهمة قد تغير مجرى الأحداث.

كتبه لإذاعة المكتب الإعلامي المركزي لحزب التحرير

د. فرج ممدوح

More from Haber ve Yorum

Türkiye ve Arap Rejimleri Hamas'tan Silah Bırakmasını İstedi

Türkiye ve Arap Rejimleri Hamas'tan Silah Bırakmasını İstedi

(Tercüme)

Haber:

Fransa ve Suudi Arabistan'ın öncülüğünde, Filistin meselesine barışçıl bir çözüm bulmak ve iki devletli çözümü uygulamak amacıyla 29-30 Temmuz tarihlerinde New York'ta Birleşmiş Milletler Uluslararası Üst Düzey Konferansı düzenlendi. Filistin'i devlet olarak tanımayı ve Gazze'deki savaşı sona erdirmeyi amaçlayan konferansın ardından ortak bir bildiri imzalandı. Avrupa Birliği ve Arap Birliği'nin yanı sıra Türkiye de bildiriyi 17 ülke ile birlikte imzaladı. 42 madde ve ekten oluşan bildiri, Hamas'ın gerçekleştirdiği Aksa Tufanı operasyonunu kınadı. Katılımcı ülkeler Hamas'ı silah bırakmaya çağırdı ve yönetimini Mahmud Abbas rejimine devretmesini talep etti. (Ajanslar, 31 Temmuz 2025).

Yorum:

Konferansı yöneten ülkelere bakıldığında, Amerika'nın varlığı açıkça görülüyor ve karar alma yetkisi veya nüfuzu olmamasına rağmen, Suudi rejiminin hizmetkarı olarak Fransa'ya eşlik etmesi bunun en açık kanıtıdır.

Bu bağlamda, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron 24 Temmuz'da Fransa'nın Eylül ayında Filistin devletini resmen tanıyacağını ve bunu yapan ilk G7 ülkesi olacağını belirtti. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan Al Suud ve Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, konferansta New York Bildirgesi'nin hedeflerini ilan eden bir basın toplantısı düzenlediler. Aslında, konferansın ardından yayınlanan bildiride, Yahudi varlığının katliamları kınandı, ancak aleyhinde herhangi bir cezai karar alınmadı ve Hamas'tan silahlarını bırakması ve Gazze yönetimini Mahmud Abbas'a devretmesi istendi.

Amerika'nın İbrahim Anlaşmaları'na dayanarak uygulamaya çalıştığı yeni Orta Doğu stratejisinde, Selman rejimi öncü rolü temsil ediyor. Savaşın ardından Suudi Arabistan ile Yahudi varlığı ile normalleşme başlayacak; ardından diğer ülkeler de takip edecek ve bu dalga, Kuzey Afrika'dan Pakistan'a uzanan stratejik bir ittifaka dönüşecek. Ayrıca, Yahudi varlığı bu ittifakın önemli bir parçası olarak güvenlik garantisi alacak; daha sonra Amerika, bu ittifakı Çin ve Rusya'ya karşı mücadelesinde yakıt olarak kullanacak ve Avrupa'yı tamamen kanatları altına alacak ve tabii ki, Hilafet devletinin kurulma ihtimaline karşı.

Şu anda bu planın önündeki engel, Gazze savaşı ve ardından patlamaya hazır, giderek artan ümmetin öfkesidir. Bu nedenle, Amerika Birleşik Devletleri, New York Bildirgesi'nde inisiyatifin Avrupa Birliği, Arap rejimleri ve Türkiye tarafından alınmasını tercih etti. Bildiride yer alan kararların kabulünün daha kolay olacağını düşünerek.

Arap rejimleri ve Türkiye'nin görevi ise Amerika Birleşik Devletleri'ni memnun etmek, Yahudi varlığını korumak ve bu itaate karşılık olarak kendilerini halklarının öfkesinden korumak ve değersiz iktidar kırıntılarıyla aşağılık bir hayat yaşamak, ta ki atılana veya ahiret azabına maruz kalana kadar. Türkiye'nin bildirgeye sözde iki devletli çözüm planının uygulanması şartıyla ihtiraz kaydı koyması, bildirgenin gerçek amacını örtbas etme ve Müslümanları yanıltma çabasından başka bir şey değildir ve hiçbir gerçek değeri yoktur.

Sonuç olarak, Gazze'yi ve tüm Filistin'i kurtarma yolu, Yahudilerin yaşadığı hayali bir devletten geçmiyor. Filistin'e İslami çözüm, gasbedilmiş topraklarda İslam'ın hüküm sürmesi, gaspçılarla savaşmak ve Müslüman ordularını mübarek topraklardan Yahudileri söküp atmak için seferber etmektir. Kalıcı ve köklü çözüm ise, Raşid Hilafet devletini kurmak ve İsra ve Miraç'ın mübarek topraklarını Hilafet'in kalkanıyla korumaktır. İnşallah, o günler uzak değildir.

Resulullah ﷺ şöyle buyurmuştur: «Müslümanlar Yahudilerle savaşmadıkça kıyamet kopmaz. Müslümanlar onları öldürecekler, öyle ki Yahudi taşın ve ağacın arkasına saklanacak, taş veya ağaç şöyle diyecek: Ey Müslüman, ey Allah'ın kulu, arkamda bir Yahudi var, gel onu öldür.» (Müslim rivayet etmiştir)

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi Radyosu için yazan:

Muhammed Emin Yıldırım

Amerika'nın İstediği, Silah Kalsa Bile Yahudi Varlığının Resmen Tanınmasıdır

Amerika'nın İstediği, Silah Kalsa Bile Yahudi Varlığının Resmen Tanınmasıdır

Haber:

Lübnan'daki siyasi ve güvenlik haberlerinin çoğu, diğer silahlardan ziyade Yahudi varlığını hedef alan silah konusuna odaklanıyor ve çoğu siyasi analist ve gazeteci tarafından vurgulanıyor.

Yorum:

Amerika, Yahudilerle savaşan silahın Lübnan ordusuna teslim edilmesini istiyor ve çıkarı olduğunda veya komşu ülkelerdeki Müslümanlar arasında kullanılabilecek tüm insanların elinde kalan silahları umursamıyor.

En büyük düşmanımız Amerika, bunu açıkça, hatta küstahça söyledi, elçisi Barrack bunu Lübnan'dan açıklarken, Lübnan devletine teslim edilmesi gereken silahın, mübarek Filistin'i gasp eden Yahudi varlığına karşı kullanılabilecek silah olduğunu, diğer bireysel veya orta düzeydeki hiçbir silahın Yahudi varlığına zarar vermediğini, aksine tekfirci, aşırılıkçı, gerici veya geri kalmışlar bahanesiyle Müslümanlar arasında çatışmayı körükleyerek ona, Amerika'ya ve tüm Batı'ya hizmet ettiğini, ya da mezhepçilik, milliyetçilik, ırkçılık bahanesiyle, hatta bizimle yüzlerce yıl yaşamış ve bizden canlarının, mallarının ve namuslarının korunmasından başka bir şey görmemiş olan Müslümanlar ve diğerleri arasında, kanunları kendimize uyguladığımız gibi onlara da uyguladığımızı, onlara ne hakkımız varsa onların da hakkı olduğunu, onlara ne yükümlülüğümüz varsa onların da yükümlülüğü olduğunu söyleyerek Müslümanlar arasında besledikleri diğer sıfatlarla. Çünkü İslami hüküm, Müslümanlar arasında olsun, devletin tebaası olan Müslümanlar ve diğerleri arasında olsun, yönetimde temeldir.

Mademki en büyük düşmanımız Amerika, Yahudi varlığına zarar veren silahı imha etmek veya etkisiz hale getirmek istiyor, o halde siyasetçiler ve medya mensupları neden buna odaklanıyor?!

Ve neden en önemli konular, Amerikan düşmanının talebi üzerine medyada ve Bakanlar Kurulu'nda derinlemesine araştırılmadan ve ümmet üzerindeki tehlikesinin boyutu açıklanmadan gündeme getiriliyor, bunların en tehlikelisi Yahudi varlığıyla kara sınırlarının çizilmesi, yani bu gaspçı varlığın resmen tanınmasıdır, öyle ki bundan sonra hiç kimsenin Filistin uğruna, yani sadece Filistin halkına aitmiş gibi bizi ikna etmeye çalıştıkları gibi sadece Filistin halkının değil, tüm Müslümanların malı olan Filistin için hiçbir silah, yani hiçbir silah taşıma hakkı kalmaz?!

Tehlike, bu konunun bazen barış, bazen uzlaşma, bazen bölgedeki güvenlik, bazen de ekonomik, turistik ve siyasi refah başlığı altında, bu ucube varlığı tanırsak Müslümanlara vaat ettikleri bolluk başlığı altında gündeme getirilmesidir!

Amerika, Müslümanların Yahudi varlığını tanımayı asla kabul etmeyeceklerini çok iyi biliyor, bu nedenle onları en önemli kader belirleyici meseleden uzaklaştırmak için başka yollarla onlara sızmaya çalışıyor. Evet, Amerika silah konusuna odaklanmamızı istiyor, ancak Lübnan resmi olarak onunla sınırları çizerek onu tanırsa, silah ne kadar güçlü olursa olsun fayda sağlamayacağını ve Yahudi varlığına karşı kullanılamayacağını, böylece Filistin topraklarındaki haklılığını Müslüman yöneticilere ve Filistin Otoritesine sığınarak kabul edeceğini biliyor.

Bu Yahudi varlığını tanımak, Allah'a, Resulüne ve müminlere ihanettir, Filistin'i kurtarmak için dökülen ve hala dökülmekte olan tüm şehitlerin kanlarına ihanettir ve tüm bunlara rağmen, Gazze-i Haşim'de ve Filistin'de savaşan ve bize kanlarıyla Yahudi varlığını asla tanımayacağımızı, bunun bedeli ne olursa olsun söylüyorlar... Peki Lübnan'da şartlar ne kadar zor olursa olsun Yahudi varlığını tanımayı kabul edecek miyiz?! Onunla sınırları çizmeyi, yani onu tanımayı, silah bizimle kalsa bile kabul edecek miyiz?! Vakit kaybetmeden cevaplamamız gereken soru bu.

Hizb-ut Tahrir Merkezi İletişim Bürosu Radyosu İçin Yazılmıştır

Dr. Muhammed Caber

Hizb-ut Tahrir Lübnan Vilayeti Merkezi İletişim Komitesi Başkanı