Mübarek Filistin Toprakları Kayboluyor ve Yöneticiler Tahtlarını Korumakla Meşgul!
Haber:
23 Eylül'de Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev ile Amerika Başkanı Donald Trump arasında görüşmeler yapıldı. Görüşmeler, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun sekseninci oturumu çerçevesinde BM Genel Merkezi'nde gerçekleşti. (Özbekistan Cumhurbaşkanlığı web sitesi, 25/09/2025).
Yorum:
Mirziyoyev'in Amerika'yı ziyareti ve Trump ile görüşmesi, Özbekistan'da ve ülke dışında birçok tartışmaya yol açtı ve bu tartışmalar hala devam ediyor. Bu ziyaretin sadece son zamanların en önemli olaylarından biri olmadığı, aynı zamanda Orta Asya'daki siyasi durumda da köklü bir dönüm noktası olabileceği bir gerçektir. Çünkü ziyaret sırasında birkaç önemli olay yaşandı. Örneğin, iki ülke arasında rekor düzeyde 105 milyar dolar değerinde anlaşmalar imzalandı. Bunlar arasında Boeing'den 8 milyar dolar değerinde uçak satın alınması ve detayları açıklanmayan önemli maden kaynakları ile ilgili anlaşmalar dikkat çekiyor. Trump da bundan övgüyle bahsetti ve Mirziyoyev'i "sözünün eri ve büyük bir lider" olarak nitelendirdi. ABD Başkanı'nın Güney ve Orta Asya Özel Temsilcisi Sergio Gore, Şevket Mirziyoyev'e Beyaz Saray'a doğrudan erişim yolunun açıldığını bildirdi.
Bu ve diğer detaylara bakıldığında, Mirziyoyev'in ve ona bağlı siyasi elitin ziyaretinin ana amacının Amerikan himayesine geçmek ve iktidarını sağlamlaştırmak olduğunu anlamak zor değil. Bu amaçla, Özbekistan'daki Müslüman halkımızın malı olan maden zenginlikleri kâfir Trump'ın ayakları altına serildi ve Amerikan şirketlerinin ülkemizdeki ekonomiye, enerjiye ve diğer sektörlere nüfuz etmesi için kapılar ardına kadar açıldı. Ülkemizdeki bir dizi siyasi analist ve medya kuruluşu, Mirziyoyev'in dünyanın en güçlü devleti olan Amerika'nın dikkatini ve desteğini çekmedeki başarısını siyasi bir beceri ve zeka olarak değerlendirdi!
Ancak acı gerçeği unuttular veya gizlemeyi amaçladılar; 7 Ekim 2025'te, gasıp Yahudi varlığına karşı Aksa Tufanı operasyonunun üzerinden tam olarak iki yıl, yani 730 gün geçti. Gazze ve Batı Şeria'daki Müslüman kardeşlerimiz bu 730 korkunç günü kelimelerle anlatılamayacak şekilde yaşadılar.
Aksa Tufanı operasyonu mübarek Filistin topraklarındaki cesur nöbetçi kardeşlerimiz tarafından başlatılmış olsa da, gerçekte anlamı çok daha geniş ve tüm ümmete bir çağrıdır! Bu çağrı şu şekilde ifade edilebilir: Ey İslam ümmeti! Aksa'yı ve Resulullah ﷺ'in İsra diyarı kutsal Filistin topraklarını özgürleştirmek için Allah'a tevekkül ederek ve canımızı feda etmeye hazır olarak işgale karşı direnişe başladık! Aranızda bu şerefli görevi üstlenecek, suçlu Yahudi varlığını sonsuza dek ortadan kaldıracak ve onu yeryüzünden silecek gerçek adamlar var mı?! Evet, bu operasyonun arkasında böyle bir çağrı var, bu İslam ümmetine ve özellikle de ordularına yönelik bir çağrıdır! Aklı başında olan herkes, biraz düşünseniz bile bunu kesinlikle anlayacaktır.
Peki bizi yöneten rejimlerin bu çağrıya tepkisi nasıl oldu? Gördüğümüz gibi, boş laflar, sahte kınamalar, yüzüstü bırakmalar, çok sayıda faydasız konferans ve toplantıyla karşılık verdiler. Aynı zamanda Müslümanların Gazze'deki kardeşlerine yardım etmelerini engellemekle, sesleri susturmakla ve Yahudi varlığını savunmakla meşguldüler. En acı verici olanı ise, Yahudi varlığını her şekilde destekleyen Amerika'yı memnun etmeye ve başkanı Trump'ın sevgisini kazanmaya çalışmalarıdır. Özellikle Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev, bu ziyaret sırasında Yahudi varlığının ana hamisi olan Amerika'ya bağlılığını gösterdi.
Müslümanlar bomba yağmuru altında ölürken, açlık ve hastalıktan muzdaripken, kendilerini Müslüman olarak gören yöneticiler sadece tahtlarını nasıl koruyacaklarını düşünüyorlar. Öyleyse onlardan bir hayır gelmez, onlar Müslümanların bir gün veya iki gün değil, 730 gündür çektiği acıları hissetmediler!
Bugün her zamankinden daha açık ki, Hilafet biz Müslümanlar için bizi koruyacak ve cennetimiz olacak tek sığınaktır! Bu nedenle mübarek devletimizi kurmak, İslam ümmeti için kader belirleyici bir mesele ve farzların tacıdır! Resulullah ﷺ şöyle buyurmuştur: «İmam ancak bir kalkandır, onun arkasından savaşılır ve onunla korunulur».
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi Radyosu İçin Yazılmıştır
İslam Ebu Halil – Özbekistan