أوزبيكستان: 5 سنوات سجن بتهمة نشيد!
أوزبيكستان: 5 سنوات سجن بتهمة نشيد!

الخبر:   حكمت محكمة منطقة ألمازور في طشقند على سردار رحمنكولوف البالغ من العمر 21 عاماً بالسجن 5 سنوات. وبحسب كلام أقارب سردار، فقد تعرض سردار لتعذيب شديد خلال فترة اعتقاله التي استمرت 15 يوماً. (بي بي سي أوزبيكي). تم الحكم على سردار رحمنكولوف، الذي كان محتجزاً منذ ما يقرب من 7 أشهر، في 30 كانون الثاني/يناير من قبل محكمة مقاطعة ألمازور بموجب الجزء 1 من المادة 244 من القانون الجنائي "إنتاج أو تخزين أو توزيع أو عرض مواد تشكّل تهديداً للأمن العام والنظام العام" فحكم عليه بالسجن 5 سنوات. وبحسب أقاربه، طلب المدعي العام السجن 3 سنوات لاكتشافه نشيداً تم تسجيله في 2020 على حساب تيليغرام الخاص بسردار، الذي عمل في مجال تكنولوجيا المعلومات، لكن القاضي حكم عليه بالسجن 5 سنوات. ...

0:00 0:00
Speed:
February 11, 2023

أوزبيكستان: 5 سنوات سجن بتهمة نشيد!

أوزبيكستان: 5 سنوات سجن بتهمة نشيد!

(مترجم)

الخبر:

حكمت محكمة منطقة ألمازور في طشقند على سردار رحمنكولوف البالغ من العمر 21 عاماً بالسجن 5 سنوات. وبحسب كلام أقارب سردار، فقد تعرض سردار لتعذيب شديد خلال فترة اعتقاله التي استمرت 15 يوماً. (بي بي سي أوزبيكي).

تم الحكم على سردار رحمنكولوف، الذي كان محتجزاً منذ ما يقرب من 7 أشهر، في 30 كانون الثاني/يناير من قبل محكمة مقاطعة ألمازور بموجب الجزء 1 من المادة 244 من القانون الجنائي "إنتاج أو تخزين أو توزيع أو عرض مواد تشكّل تهديداً للأمن العام والنظام العام" فحكم عليه بالسجن 5 سنوات. وبحسب أقاربه، طلب المدعي العام السجن 3 سنوات لاكتشافه نشيداً تم تسجيله في 2020 على حساب تيليغرام الخاص بسردار، الذي عمل في مجال تكنولوجيا المعلومات، لكن القاضي حكم عليه بالسجن 5 سنوات.

وقالت والدة سردار رحمنكولوف، سعيدة سعيد علييفا، لبي بي سي إن ابنها اقتيد من منزل جدته في شيخنتخور في 5 تموز/يوليو 2022 على يد وزارة الداخلية وجهاز أمن الدولة، واعتقل لمدة 15 يوماً بتهمة الشغب. وقالت سعيدة "في الساعة 7:30 صباحاً طرقت الشرطة على الباب. وبعد أن قيل إنه تمّ العثور على مؤثرات عقلية في سيارته، فتشوا المنزل، وأخذوا الهاتف والكمبيوتر والحقيبة، وبثقة ذهب معهم الابن الذي لم يستخدم أي مخدرات في حياته".

ثم اقتيد سردار إلى دائرة مكافحة الإرهاب حيث طلبوا كلمات مرور الهاتف والكمبيوتر، وعندما رفض إعطاء كلمات المرور، تعرض للتعذيب. وبعد التحقق، تم العثور على النشيد في هاتفه. وطبقاً لسردور، فقد تعرض للتعذيب لمدة أسبوعين تقريباً لكي يعترف بمنشورات إسلامية على فيسبوك.

التعليق:

يلاحظ المراقبون أن قضايا تلفيق القضايا الجنائية بتهم مماثلة يتكرر كثيراً في أوزبيسكتان من جانب ضباط دائرة الأمن العام. سعيدة سعيد علييفا، التي حملت طروداً لابنها في سجن زنياتا لمدة 6.5 شهراً، قالت إنها قابلت 6 عائلات على الأقل، كلهم يواجهون التهم نفسها التي يواجهها ابنها.

لاحظ المحللون مؤخراً تنشيط جهاز أمن الدولة سيئ السمعة ضد المسلمين، نظراً لأنه منذ عام 2016، بعد وصول ميرزياييف إلى السلطة، انتهى عهد ظلم كريموف. ويبدو أن الأجهزة الخاصة تريد الانتقام والعودة إلى تقوية نفوذها الذي ضعف في عهد الرئيس الجديد. وفقاً لأحد الإصدارات، بدأت روسيا في التشديد، والتي لها تأثير قوي تقليدياً على قيادة الخدمات الخاصة الأوزبيكية.

ومع ذلك، على الرّغم من أن ميرزياييف يعمل من أجل اكتساب شعبية بين الناس وتشكيل صورة حاكم متحضّر في الغرب، قام بالفعل بإصلاح الآلة القمعية في البلاد بجدية، فإنه أيضاً يلقي باستمرار بالتهديدات ويستخدم الخطاب المعادي للإسلام. يذكر أنه في خطابه أمام المجلس الأعلى وشعب أوزبيكستان في 20 كانون الأول/ديسمبر من العام الماضي، قال ميرزياييف: "لن نسمح بأي نوع من التطرف في مجتمعنا، وأن نسمم عقول شبابنا بأفكار أجنبية مدمرة، ونستخدم الدين من أجل أغراض سياسية، واستبدال المعرفة بالجهل".

كتبه لإذاعة المكتب الإعلامي المركزي لحزب التحرير

محمد منصور

More from Haber ve Yorum

Türkiye ve Arap Rejimleri Hamas'tan Silah Bırakmasını İstedi

Türkiye ve Arap Rejimleri Hamas'tan Silah Bırakmasını İstedi

(Tercüme)

Haber:

Fransa ve Suudi Arabistan'ın öncülüğünde, Filistin meselesine barışçıl bir çözüm bulmak ve iki devletli çözümü uygulamak amacıyla 29-30 Temmuz tarihlerinde New York'ta Birleşmiş Milletler Uluslararası Üst Düzey Konferansı düzenlendi. Filistin'i devlet olarak tanımayı ve Gazze'deki savaşı sona erdirmeyi amaçlayan konferansın ardından ortak bir bildiri imzalandı. Avrupa Birliği ve Arap Birliği'nin yanı sıra Türkiye de bildiriyi 17 ülke ile birlikte imzaladı. 42 madde ve ekten oluşan bildiri, Hamas'ın gerçekleştirdiği Aksa Tufanı operasyonunu kınadı. Katılımcı ülkeler Hamas'ı silah bırakmaya çağırdı ve yönetimini Mahmud Abbas rejimine devretmesini talep etti. (Ajanslar, 31 Temmuz 2025).

Yorum:

Konferansı yöneten ülkelere bakıldığında, Amerika'nın varlığı açıkça görülüyor ve karar alma yetkisi veya nüfuzu olmamasına rağmen, Suudi rejiminin hizmetkarı olarak Fransa'ya eşlik etmesi bunun en açık kanıtıdır.

Bu bağlamda, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron 24 Temmuz'da Fransa'nın Eylül ayında Filistin devletini resmen tanıyacağını ve bunu yapan ilk G7 ülkesi olacağını belirtti. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan Al Suud ve Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, konferansta New York Bildirgesi'nin hedeflerini ilan eden bir basın toplantısı düzenlediler. Aslında, konferansın ardından yayınlanan bildiride, Yahudi varlığının katliamları kınandı, ancak aleyhinde herhangi bir cezai karar alınmadı ve Hamas'tan silahlarını bırakması ve Gazze yönetimini Mahmud Abbas'a devretmesi istendi.

Amerika'nın İbrahim Anlaşmaları'na dayanarak uygulamaya çalıştığı yeni Orta Doğu stratejisinde, Selman rejimi öncü rolü temsil ediyor. Savaşın ardından Suudi Arabistan ile Yahudi varlığı ile normalleşme başlayacak; ardından diğer ülkeler de takip edecek ve bu dalga, Kuzey Afrika'dan Pakistan'a uzanan stratejik bir ittifaka dönüşecek. Ayrıca, Yahudi varlığı bu ittifakın önemli bir parçası olarak güvenlik garantisi alacak; daha sonra Amerika, bu ittifakı Çin ve Rusya'ya karşı mücadelesinde yakıt olarak kullanacak ve Avrupa'yı tamamen kanatları altına alacak ve tabii ki, Hilafet devletinin kurulma ihtimaline karşı.

Şu anda bu planın önündeki engel, Gazze savaşı ve ardından patlamaya hazır, giderek artan ümmetin öfkesidir. Bu nedenle, Amerika Birleşik Devletleri, New York Bildirgesi'nde inisiyatifin Avrupa Birliği, Arap rejimleri ve Türkiye tarafından alınmasını tercih etti. Bildiride yer alan kararların kabulünün daha kolay olacağını düşünerek.

Arap rejimleri ve Türkiye'nin görevi ise Amerika Birleşik Devletleri'ni memnun etmek, Yahudi varlığını korumak ve bu itaate karşılık olarak kendilerini halklarının öfkesinden korumak ve değersiz iktidar kırıntılarıyla aşağılık bir hayat yaşamak, ta ki atılana veya ahiret azabına maruz kalana kadar. Türkiye'nin bildirgeye sözde iki devletli çözüm planının uygulanması şartıyla ihtiraz kaydı koyması, bildirgenin gerçek amacını örtbas etme ve Müslümanları yanıltma çabasından başka bir şey değildir ve hiçbir gerçek değeri yoktur.

Sonuç olarak, Gazze'yi ve tüm Filistin'i kurtarma yolu, Yahudilerin yaşadığı hayali bir devletten geçmiyor. Filistin'e İslami çözüm, gasbedilmiş topraklarda İslam'ın hüküm sürmesi, gaspçılarla savaşmak ve Müslüman ordularını mübarek topraklardan Yahudileri söküp atmak için seferber etmektir. Kalıcı ve köklü çözüm ise, Raşid Hilafet devletini kurmak ve İsra ve Miraç'ın mübarek topraklarını Hilafet'in kalkanıyla korumaktır. İnşallah, o günler uzak değildir.

Resulullah ﷺ şöyle buyurmuştur: «Müslümanlar Yahudilerle savaşmadıkça kıyamet kopmaz. Müslümanlar onları öldürecekler, öyle ki Yahudi taşın ve ağacın arkasına saklanacak, taş veya ağaç şöyle diyecek: Ey Müslüman, ey Allah'ın kulu, arkamda bir Yahudi var, gel onu öldür.» (Müslim rivayet etmiştir)

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi Radyosu için yazan:

Muhammed Emin Yıldırım

Amerika'nın İstediği, Silah Kalsa Bile Yahudi Varlığının Resmen Tanınmasıdır

Amerika'nın İstediği, Silah Kalsa Bile Yahudi Varlığının Resmen Tanınmasıdır

Haber:

Lübnan'daki siyasi ve güvenlik haberlerinin çoğu, diğer silahlardan ziyade Yahudi varlığını hedef alan silah konusuna odaklanıyor ve çoğu siyasi analist ve gazeteci tarafından vurgulanıyor.

Yorum:

Amerika, Yahudilerle savaşan silahın Lübnan ordusuna teslim edilmesini istiyor ve çıkarı olduğunda veya komşu ülkelerdeki Müslümanlar arasında kullanılabilecek tüm insanların elinde kalan silahları umursamıyor.

En büyük düşmanımız Amerika, bunu açıkça, hatta küstahça söyledi, elçisi Barrack bunu Lübnan'dan açıklarken, Lübnan devletine teslim edilmesi gereken silahın, mübarek Filistin'i gasp eden Yahudi varlığına karşı kullanılabilecek silah olduğunu, diğer bireysel veya orta düzeydeki hiçbir silahın Yahudi varlığına zarar vermediğini, aksine tekfirci, aşırılıkçı, gerici veya geri kalmışlar bahanesiyle Müslümanlar arasında çatışmayı körükleyerek ona, Amerika'ya ve tüm Batı'ya hizmet ettiğini, ya da mezhepçilik, milliyetçilik, ırkçılık bahanesiyle, hatta bizimle yüzlerce yıl yaşamış ve bizden canlarının, mallarının ve namuslarının korunmasından başka bir şey görmemiş olan Müslümanlar ve diğerleri arasında, kanunları kendimize uyguladığımız gibi onlara da uyguladığımızı, onlara ne hakkımız varsa onların da hakkı olduğunu, onlara ne yükümlülüğümüz varsa onların da yükümlülüğü olduğunu söyleyerek Müslümanlar arasında besledikleri diğer sıfatlarla. Çünkü İslami hüküm, Müslümanlar arasında olsun, devletin tebaası olan Müslümanlar ve diğerleri arasında olsun, yönetimde temeldir.

Mademki en büyük düşmanımız Amerika, Yahudi varlığına zarar veren silahı imha etmek veya etkisiz hale getirmek istiyor, o halde siyasetçiler ve medya mensupları neden buna odaklanıyor?!

Ve neden en önemli konular, Amerikan düşmanının talebi üzerine medyada ve Bakanlar Kurulu'nda derinlemesine araştırılmadan ve ümmet üzerindeki tehlikesinin boyutu açıklanmadan gündeme getiriliyor, bunların en tehlikelisi Yahudi varlığıyla kara sınırlarının çizilmesi, yani bu gaspçı varlığın resmen tanınmasıdır, öyle ki bundan sonra hiç kimsenin Filistin uğruna, yani sadece Filistin halkına aitmiş gibi bizi ikna etmeye çalıştıkları gibi sadece Filistin halkının değil, tüm Müslümanların malı olan Filistin için hiçbir silah, yani hiçbir silah taşıma hakkı kalmaz?!

Tehlike, bu konunun bazen barış, bazen uzlaşma, bazen bölgedeki güvenlik, bazen de ekonomik, turistik ve siyasi refah başlığı altında, bu ucube varlığı tanırsak Müslümanlara vaat ettikleri bolluk başlığı altında gündeme getirilmesidir!

Amerika, Müslümanların Yahudi varlığını tanımayı asla kabul etmeyeceklerini çok iyi biliyor, bu nedenle onları en önemli kader belirleyici meseleden uzaklaştırmak için başka yollarla onlara sızmaya çalışıyor. Evet, Amerika silah konusuna odaklanmamızı istiyor, ancak Lübnan resmi olarak onunla sınırları çizerek onu tanırsa, silah ne kadar güçlü olursa olsun fayda sağlamayacağını ve Yahudi varlığına karşı kullanılamayacağını, böylece Filistin topraklarındaki haklılığını Müslüman yöneticilere ve Filistin Otoritesine sığınarak kabul edeceğini biliyor.

Bu Yahudi varlığını tanımak, Allah'a, Resulüne ve müminlere ihanettir, Filistin'i kurtarmak için dökülen ve hala dökülmekte olan tüm şehitlerin kanlarına ihanettir ve tüm bunlara rağmen, Gazze-i Haşim'de ve Filistin'de savaşan ve bize kanlarıyla Yahudi varlığını asla tanımayacağımızı, bunun bedeli ne olursa olsun söylüyorlar... Peki Lübnan'da şartlar ne kadar zor olursa olsun Yahudi varlığını tanımayı kabul edecek miyiz?! Onunla sınırları çizmeyi, yani onu tanımayı, silah bizimle kalsa bile kabul edecek miyiz?! Vakit kaybetmeden cevaplamamız gereken soru bu.

Hizb-ut Tahrir Merkezi İletişim Bürosu Radyosu İçin Yazılmıştır

Dr. Muhammed Caber

Hizb-ut Tahrir Lübnan Vilayeti Merkezi İletişim Komitesi Başkanı