غزّة تنتظر جيوش المسلمين (مترجم)
غزّة تنتظر جيوش المسلمين (مترجم)

الخبر:   أعرب رئيس أركان الجيش الجنرال عاصم منير يوم الثلاثاء عن قلقه البالغ إزاء "القتل العشوائي" للفلسطينيين في غزّة، ودعا المجتمع الدولي إلى وضع حد "للاستخدام غير القانوني للقوة" من قبل الجيش (الإسرائيلي). (الفجر الباكستانية)

0:00 0:00
Speed:
October 28, 2023

غزّة تنتظر جيوش المسلمين (مترجم)

غزّة تنتظر جيوش المسلمين

(مترجم)

الخبر:

أعرب رئيس أركان الجيش الجنرال عاصم منير يوم الثلاثاء عن قلقه البالغ إزاء "القتل العشوائي" للفلسطينيين في غزّة، ودعا المجتمع الدولي إلى وضع حد "للاستخدام غير القانوني للقوة" من قبل الجيش (الإسرائيلي). (الفجر الباكستانية)

التعليق:

في الأسبوعين الماضيين، كانت هذه هي المرة الثانية التي يتحدث فيها قائد القوات الباكستانية نيابة عن غزة، وفي كلتا الحالتين لم تنصف كلماته المنصب الذي يشغله. وفي وقت سابق، في اجتماع لقادة الفيالق عقد يوم الثلاثاء، 17 تشرين الأول/أكتوبر 2023، قالت قائد القوات المسلحة: "إن الشعب الفلسطيني يحظى "بدعم دبلوماسي ومعنوي وسياسي لا لبس فيه للأمة الباكستانية" وتعهد بدعم إنهاء "الاحتلال غير القانوني لأراضيه". وشهد مساء اليوم نفسه هجوم مروع على المستشفى الأهلي، أسفر عن مقتل ما لا يقل عن 500 شخص. وبعد أسبوع من هذا الهجوم، تجرأ قائد الجيش الباكستاني على التعبير عن قلقه البالغ إزاء مقتل هؤلاء المدنيين الأبرياء، وأغلبهم من النساء والأطفال. على مدى الأيام الثمانية عشر الماضية، شهد قطاع غزة خسائر فادحة بين أطفاله، حيث تمّ الإبلاغ عن مقتل 2,360 طفلا وإصابة 5,364 آخرين، ما يعني مقتل أو إصابة 400 طفل يومياً.

إن الوضع في غزة يحتاج إلى حل، وحل كيان يهود المدعوم من الغرب هو التبخير الصامت لسكانها المحليين. إن المشكلة ليست في قتلهم، بل المشكلة هي في الضجيج الذي يصدرونه. والمقاومة بالنسبة ليهود وحلفائهم غير مقبولة لأنهم أسياد الخداع والقسوة، وما يواجهونه هو أنقى صور الشجاعة. إن مسلمي غزة يؤمنون بالجهاد ومستعدون للتضحية بحياتهم أثناء القتال في سبيل الله سبحانه وتعالى. أما الهدف الغربي فهو مختلف، والمصالح الأمريكية والأوروبية في المنطقة موجهة نحو تحقيق المصالح. إن الحفاظ على علاقات جيدة مع كيان يهود أمر مهم بالنسبة للولايات المتحدة لإبقاء الشرق الأوسط تحت السيطرة، ولا ترغب أوروبا في عودة اليهود المثيرين للمشاكل إلى أراضيها مرة أخرى. لقد شهد التاريخ المعاملة التي تلقاها اليهود من أصدقائهم وحلفائهم الحاليين. فقد كانوا مكروهين، ومضطهدين، وظلوا منفصلين، وفي النهاية تم طردهم، ولم يكن لديهم مكان يذهبون إليه. ففي عام 1290م، طرد الملك إدوارد الأول جميع اليهود من إنجلترا، وسرعان ما تبعته فرنسا في عام 1306م، وسويسرا في عام 1348م، وألمانيا في عام 1394م. وقد تمّ تلخيص الموقف المشترك للمسؤولين من خلال إعلان أصدره الإمبراطور الروماني المقدس لويس السادس في عام 1343م: "أنتم منا بجسدكم وأموالكم، نتصرف فيها، ونعمل بكم ما نشاء".

ومن ناحية أخرى، ساعد المسلمون اليهود عبر التاريخ. فعندما طردت إسبانيا اليهود (بعد سقوط الأندلس)، كان السلطان بايزيد الثاني هو الذي رحب بتدفق اليهود الإسبان، بينما عاملتهم العديد من الدول الأخرى في أوروبا بقسوة. وهناك قصص نشرت في الصحف الشهيرة مثل التايمز والواشنطن بوست، عن مسلمين خاطروا بحياتهم لإنقاذ الشعب اليهودي من النازيين خلال الحرب العالمية الثانية. وبعد استعمار البلاد الإسلامية، تحولت الأمة إلى دول مختلفة بحدود رسمها المستعمرون وحكامها العملاء. لقد تم إطلاق العنان لهؤلاء الحكام وجيوشهم لنهب وسلب المناطق التي حكموها، وهكذا باعوا حياتهم الآخرة من أجل متعة هذه الدنيا. عن ثوبان قال: قال النبي ﷺ: «يُوشِكُ الْأُمَمُ أَنْ تَدَاعَى عَلَيْكُمْ كَمَا تَدَاعَى الْأَكَلَةُ إِلَى قَصْعَتِهَا» فَقَالَ قَائِلٌ: وَمِنْ قِلَّةٍ نَحْنُ يَوْمَئِذٍ؟ قَالَ: «بَلْ أَنْتُمْ يَوْمَئِذٍ كَثِيرٌ وَلَكِنَّكُمْ غُثَاءٌ كَغُثَاءِ السَّيْلِ وَلَيَنْزَعَنَّ اللهُ مِنْ صُدُورِ عَدُوِّكُمْ الْمَهَابَةَ مِنْكُمْ وَلَيَقْذِفَنَّ اللَّهُ فِي قُلُوبِكُمْ الْوَهْنَ» فَقَالَ قَائِلٌ: يَا رَسُولَ اللهِ وَمَا الْوَهْنُ؟ قَالَ: «حُبُّ الدُّنْيَا وَكَرَاهِيَةُ الْمَوْتِ» سنن أبي داود

أمة رسول الله تعاني بسبب قلة في السلطة آثرت حب الدنيا وباعت أهل الله وأرضه. الأمة الإسلامية متحدة بالقلب ولكنها منقسمة جسدياً، والمسلمون الذين يخافون الله يتصرفون وفقاً لإيمانهم بالإسلام ويساعدون المظلومين. إنهم يفهمون الفرق بين الشجاعة والهمجية. إن قتل الأبرياء وتدمير منازلهم هو عمل جبان، وهذا ما يفعله يهود بمساعدة ودعم ليس فقط من العالم الغربي، بل من حكام المسلمين أيضاً. يقاتل شعب غزة منذ عام 1948، وقد استشهد الآلاف والعديد منهم على استعداد للاستشهاد بما في ذلك سكان المناطق المحيطة مثل مصر ولبنان والعراق. يشعر المسلمون في جميع أنحاء العالم بالألم ويبكون من أجل إخوانهم وأخواتهم الأبرياء الذين هم في حاجة ماسة إلى نصرتهم. ما الذي يمنع هؤلاء المدنيين من التواصل مع إخوانهم وأخواتهم المسلمين؟! إنهم حكامهم الخائنون. لقد أعطى هؤلاء الحكام الأمة دائما الانطباع بأنهم ضعفاء ولا يستطيعون القتال. لقد أثبتت المقاومة الفلسطينية وتقدمها أن الخونة وأسيادهم الغربيين كانوا على خطأ. فإن جيوش المسلمين لديها القدرة على تدمير كيان يهود في يوم واحد. وهذا سيفتح لهم أبواب الدنيا والآخرة.

تم الاستيلاء على القدس مرتين، وفي المرتين، جعلت الجيوش القادمة من الخارج تحقيق ذلك ممكناً، بعد أن أدركت واجبها. ومرة أخرى تنتظر القدس إنقاذها على يد جيوش المسلمين من الخارج. إن الأمة الإسلامية والعالم في حاجة ماسة إلى إقامة الخلافة. وسوف يزدهر عباد الله ويكثر عددهم، وستكون الدولة الإسلامية قدوة للعالم أجمع، حيث ستتم إقامتها على طاعة أحكام الله. في هذه الدولة سيجلب الجهاد الانتصارات والسلطة، بدلاً من جثث آلاف الأطفال المتفحمة.

﴿يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَتَّخِذُواْ الْيَهُودَ وَالنَّصَارَى أَوْلِيَاء بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاء بَعْضٍ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمْ فَإِنَّهُ مِنْهُمْ إِنَّ اللهَ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ

كتبته لإذاعة المكتب الإعلامي المركزي لحزب التحرير

إخلاق جيهان

More from Haber ve Yorum

Türkiye ve Arap Rejimleri Hamas'tan Silah Bırakmasını İstedi

Türkiye ve Arap Rejimleri Hamas'tan Silah Bırakmasını İstedi

(Tercüme)

Haber:

Fransa ve Suudi Arabistan'ın öncülüğünde, Filistin meselesine barışçıl bir çözüm bulmak ve iki devletli çözümü uygulamak amacıyla 29-30 Temmuz tarihlerinde New York'ta Birleşmiş Milletler Uluslararası Üst Düzey Konferansı düzenlendi. Filistin'i devlet olarak tanımayı ve Gazze'deki savaşı sona erdirmeyi amaçlayan konferansın ardından ortak bir bildiri imzalandı. Avrupa Birliği ve Arap Birliği'nin yanı sıra Türkiye de bildiriyi 17 ülke ile birlikte imzaladı. 42 madde ve ekten oluşan bildiri, Hamas'ın gerçekleştirdiği Aksa Tufanı operasyonunu kınadı. Katılımcı ülkeler Hamas'ı silah bırakmaya çağırdı ve yönetimini Mahmud Abbas rejimine devretmesini talep etti. (Ajanslar, 31 Temmuz 2025).

Yorum:

Konferansı yöneten ülkelere bakıldığında, Amerika'nın varlığı açıkça görülüyor ve karar alma yetkisi veya nüfuzu olmamasına rağmen, Suudi rejiminin hizmetkarı olarak Fransa'ya eşlik etmesi bunun en açık kanıtıdır.

Bu bağlamda, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron 24 Temmuz'da Fransa'nın Eylül ayında Filistin devletini resmen tanıyacağını ve bunu yapan ilk G7 ülkesi olacağını belirtti. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan Al Suud ve Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, konferansta New York Bildirgesi'nin hedeflerini ilan eden bir basın toplantısı düzenlediler. Aslında, konferansın ardından yayınlanan bildiride, Yahudi varlığının katliamları kınandı, ancak aleyhinde herhangi bir cezai karar alınmadı ve Hamas'tan silahlarını bırakması ve Gazze yönetimini Mahmud Abbas'a devretmesi istendi.

Amerika'nın İbrahim Anlaşmaları'na dayanarak uygulamaya çalıştığı yeni Orta Doğu stratejisinde, Selman rejimi öncü rolü temsil ediyor. Savaşın ardından Suudi Arabistan ile Yahudi varlığı ile normalleşme başlayacak; ardından diğer ülkeler de takip edecek ve bu dalga, Kuzey Afrika'dan Pakistan'a uzanan stratejik bir ittifaka dönüşecek. Ayrıca, Yahudi varlığı bu ittifakın önemli bir parçası olarak güvenlik garantisi alacak; daha sonra Amerika, bu ittifakı Çin ve Rusya'ya karşı mücadelesinde yakıt olarak kullanacak ve Avrupa'yı tamamen kanatları altına alacak ve tabii ki, Hilafet devletinin kurulma ihtimaline karşı.

Şu anda bu planın önündeki engel, Gazze savaşı ve ardından patlamaya hazır, giderek artan ümmetin öfkesidir. Bu nedenle, Amerika Birleşik Devletleri, New York Bildirgesi'nde inisiyatifin Avrupa Birliği, Arap rejimleri ve Türkiye tarafından alınmasını tercih etti. Bildiride yer alan kararların kabulünün daha kolay olacağını düşünerek.

Arap rejimleri ve Türkiye'nin görevi ise Amerika Birleşik Devletleri'ni memnun etmek, Yahudi varlığını korumak ve bu itaate karşılık olarak kendilerini halklarının öfkesinden korumak ve değersiz iktidar kırıntılarıyla aşağılık bir hayat yaşamak, ta ki atılana veya ahiret azabına maruz kalana kadar. Türkiye'nin bildirgeye sözde iki devletli çözüm planının uygulanması şartıyla ihtiraz kaydı koyması, bildirgenin gerçek amacını örtbas etme ve Müslümanları yanıltma çabasından başka bir şey değildir ve hiçbir gerçek değeri yoktur.

Sonuç olarak, Gazze'yi ve tüm Filistin'i kurtarma yolu, Yahudilerin yaşadığı hayali bir devletten geçmiyor. Filistin'e İslami çözüm, gasbedilmiş topraklarda İslam'ın hüküm sürmesi, gaspçılarla savaşmak ve Müslüman ordularını mübarek topraklardan Yahudileri söküp atmak için seferber etmektir. Kalıcı ve köklü çözüm ise, Raşid Hilafet devletini kurmak ve İsra ve Miraç'ın mübarek topraklarını Hilafet'in kalkanıyla korumaktır. İnşallah, o günler uzak değildir.

Resulullah ﷺ şöyle buyurmuştur: «Müslümanlar Yahudilerle savaşmadıkça kıyamet kopmaz. Müslümanlar onları öldürecekler, öyle ki Yahudi taşın ve ağacın arkasına saklanacak, taş veya ağaç şöyle diyecek: Ey Müslüman, ey Allah'ın kulu, arkamda bir Yahudi var, gel onu öldür.» (Müslim rivayet etmiştir)

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi Radyosu için yazan:

Muhammed Emin Yıldırım

Amerika'nın İstediği, Silah Kalsa Bile Yahudi Varlığının Resmen Tanınmasıdır

Amerika'nın İstediği, Silah Kalsa Bile Yahudi Varlığının Resmen Tanınmasıdır

Haber:

Lübnan'daki siyasi ve güvenlik haberlerinin çoğu, diğer silahlardan ziyade Yahudi varlığını hedef alan silah konusuna odaklanıyor ve çoğu siyasi analist ve gazeteci tarafından vurgulanıyor.

Yorum:

Amerika, Yahudilerle savaşan silahın Lübnan ordusuna teslim edilmesini istiyor ve çıkarı olduğunda veya komşu ülkelerdeki Müslümanlar arasında kullanılabilecek tüm insanların elinde kalan silahları umursamıyor.

En büyük düşmanımız Amerika, bunu açıkça, hatta küstahça söyledi, elçisi Barrack bunu Lübnan'dan açıklarken, Lübnan devletine teslim edilmesi gereken silahın, mübarek Filistin'i gasp eden Yahudi varlığına karşı kullanılabilecek silah olduğunu, diğer bireysel veya orta düzeydeki hiçbir silahın Yahudi varlığına zarar vermediğini, aksine tekfirci, aşırılıkçı, gerici veya geri kalmışlar bahanesiyle Müslümanlar arasında çatışmayı körükleyerek ona, Amerika'ya ve tüm Batı'ya hizmet ettiğini, ya da mezhepçilik, milliyetçilik, ırkçılık bahanesiyle, hatta bizimle yüzlerce yıl yaşamış ve bizden canlarının, mallarının ve namuslarının korunmasından başka bir şey görmemiş olan Müslümanlar ve diğerleri arasında, kanunları kendimize uyguladığımız gibi onlara da uyguladığımızı, onlara ne hakkımız varsa onların da hakkı olduğunu, onlara ne yükümlülüğümüz varsa onların da yükümlülüğü olduğunu söyleyerek Müslümanlar arasında besledikleri diğer sıfatlarla. Çünkü İslami hüküm, Müslümanlar arasında olsun, devletin tebaası olan Müslümanlar ve diğerleri arasında olsun, yönetimde temeldir.

Mademki en büyük düşmanımız Amerika, Yahudi varlığına zarar veren silahı imha etmek veya etkisiz hale getirmek istiyor, o halde siyasetçiler ve medya mensupları neden buna odaklanıyor?!

Ve neden en önemli konular, Amerikan düşmanının talebi üzerine medyada ve Bakanlar Kurulu'nda derinlemesine araştırılmadan ve ümmet üzerindeki tehlikesinin boyutu açıklanmadan gündeme getiriliyor, bunların en tehlikelisi Yahudi varlığıyla kara sınırlarının çizilmesi, yani bu gaspçı varlığın resmen tanınmasıdır, öyle ki bundan sonra hiç kimsenin Filistin uğruna, yani sadece Filistin halkına aitmiş gibi bizi ikna etmeye çalıştıkları gibi sadece Filistin halkının değil, tüm Müslümanların malı olan Filistin için hiçbir silah, yani hiçbir silah taşıma hakkı kalmaz?!

Tehlike, bu konunun bazen barış, bazen uzlaşma, bazen bölgedeki güvenlik, bazen de ekonomik, turistik ve siyasi refah başlığı altında, bu ucube varlığı tanırsak Müslümanlara vaat ettikleri bolluk başlığı altında gündeme getirilmesidir!

Amerika, Müslümanların Yahudi varlığını tanımayı asla kabul etmeyeceklerini çok iyi biliyor, bu nedenle onları en önemli kader belirleyici meseleden uzaklaştırmak için başka yollarla onlara sızmaya çalışıyor. Evet, Amerika silah konusuna odaklanmamızı istiyor, ancak Lübnan resmi olarak onunla sınırları çizerek onu tanırsa, silah ne kadar güçlü olursa olsun fayda sağlamayacağını ve Yahudi varlığına karşı kullanılamayacağını, böylece Filistin topraklarındaki haklılığını Müslüman yöneticilere ve Filistin Otoritesine sığınarak kabul edeceğini biliyor.

Bu Yahudi varlığını tanımak, Allah'a, Resulüne ve müminlere ihanettir, Filistin'i kurtarmak için dökülen ve hala dökülmekte olan tüm şehitlerin kanlarına ihanettir ve tüm bunlara rağmen, Gazze-i Haşim'de ve Filistin'de savaşan ve bize kanlarıyla Yahudi varlığını asla tanımayacağımızı, bunun bedeli ne olursa olsun söylüyorlar... Peki Lübnan'da şartlar ne kadar zor olursa olsun Yahudi varlığını tanımayı kabul edecek miyiz?! Onunla sınırları çizmeyi, yani onu tanımayı, silah bizimle kalsa bile kabul edecek miyiz?! Vakit kaybetmeden cevaplamamız gereken soru bu.

Hizb-ut Tahrir Merkezi İletişim Bürosu Radyosu İçin Yazılmıştır

Dr. Muhammed Caber

Hizb-ut Tahrir Lübnan Vilayeti Merkezi İletişim Komitesi Başkanı