Demokrasi ile tarihte yeni bir sayfa mı açılacak?!
(Tercüme Edilmiştir)
Haber:
Erdoğan, partisinin Ankara - Kızılcahamam'daki "32. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı"na katıldı ve şunları söyledi: "Dünden itibaren 47 yıldır süregelen terör belası son evresine girdi. Bugün yeni bir gün, tarihte yeni bir sayfa açılıyor. Bugün, Büyük ve Güçlü Türkiye'nin kapıları, Türkiye Yüzyılı'na ardına kadar açıldı. Meclis'te bir komisyon kuracak ve bu sürecin yasal çerçevesini tartışmaya başlayacağız. Cumhur İttifakı olarak, bu süreci iyileştirmek ve geleceğe taşımak için AK Parti, MHP ve Demokrat Hareket Partisi ittifakıyla birlikte çalışacağız." (Ajanslar, 12.07.2025)
Yorum:
Siyasi çıkarların, kişisel kazançların ve tahakküm arzusunun vahşetinin, ümmetin inancının, değerlerinin ve ahlakının önüne geçtiği bir döneme tanık oluyoruz. Türkiye'deki mevcut siyasi iklimde somutlaşan AK Parti, MHP ve Demokrat Hareket Partisi arasındaki dolaylı ve gizli ittifaka, sadece siyasi bir manevra veya taktiksel bir hamle olarak bakılmamalıdır. Demokrasi altında faaliyet gösteren siyasi partilerin çıkar ve menfaat döngüsü, bir dereceye kadar, varlık nedenidir. Aşırı akımları temsil eden ve geçmişte çelişkili olarak kabul edilenlerin bir araya gelmesi ve aynı minvalde işbirliği yapması, "Geçmiş ola" ilkesinin doğal bir sonucudur! Hatta yıllarca alenen birbirlerine ağır hakaretlerde bulunan liderlerin artık ortak bir ittifakın parçası olması da. Daha önce terörün siyasi kanadı olarak gördükleri bir partiyi kendi ittifaklarının bir parçası olarak görmeleri, elbette, ancak demokrasi gibi yozlaşmış bir sistemde gerçekleşebilecek bir birlik şeklidir.
12 Temmuz'da Erdoğan'ın "AK Parti, MHP ve Demokrat Hareket Partisi ittifakıyla gelecek süreci iyileştireceğiz" şeklindeki açıklaması, birçok siyasi hesabın itirafıydı. Erdoğan, "Amaca ulaşmak için her yol mübahtır" ilkesini siyasetinin özüne yerleştirmiş bir liderdir. Bu hedeflere ulaşmak için her şeyi; inancı, kutsal değerleri, maneviyatı, ümmeti, vatanı ve aklınıza gelebilecek her şeyi siyasi olarak feda edilebilir hale getirmiştir. Demokratik siyasetin kurallarını ustalıkla okuyan Erdoğan, halk desteğinin azalmaya başladığı dönemlerde bile iktidarını korumayı başarmıştır. Hendek olaylarında MHP'ye yanaşarak Türk milliyetçiliği üzerinden siyasetini güçlendirirken, bugün de CHP'ye karşı Demokrat Hareket Partisi'ne yanaşarak ittifak cephesini genişleterek iktidarını korumaya çalışmaktadır. Yeni anayasa değişikliği için gerekli oy sayısına sahip olmayan Cumhur İttifakı, bu açığı bazı konularda Demokrat Hareket Partisi ile telafi edecektir.
Demokratik partilerin Müslümanları hiçbir şekilde temsil edemeyeceği açıktır. İlkelerin esas alınmadığı, çıkarların her şeyin üstünde tutulduğu ve iktidar arzusunun tüm değerlerin önüne geçtiği bir sistem, bizi temsil edemez. Kamu yararı adına meşrulaştırılan bu ittifaklar, Müslümanların değil, parti liderlerinin çıkarlarına hizmet etmektedir. Bir asırdır uygulanan laik Kemalist demokratik sistem, sorunların kaynağıdır ve çözümün bir parçası olamaz. Bu sistem sorunların kaynağı ve çözümün yokluğunun nedeni olduğu için, insanların dikkatini sonuçlarla dağıtmanın bir anlamı yoktur. Demokrasinin tarihte yeni bir sayfa açacağına inanmaktan daha garip bir şey yoktur. Bir asırdır uygulanan sistem bizi bugünlere getirdi. Açıkçası, büyük hedefler ve güçlü devletler sağlam inançlardan doğar ve bu da İslam inancıdır. Bu inançtan doğan fikirler ve çözümlerle hareket edersek, tarihin akışı değişecektir. İki kötünün en iyisini seçmenin ötesine geçmeliyiz. Sadece sözde değil, fiiliyatta da adaleti, hukuku ve hakları hayatın her alanında somutlaştıran ve koruyan bir sistem kurmanın zamanı gelmiştir. Aksi takdirde, İmam Gazali'nin dediği gibi, "Zalimlerle yapılan çıkar ittifakları İslam'a değil, şeytana hizmet eder". İnsanların dikkatini kirli ittifaklarla dağıtmayan, ümmetin enerjisini kişisel çıkarlar için harcamayan İslam nizamı, tek çıkış yolumuzdur.
Hizb-ut Tahrir Merkezi İletişim Bürosu Radyosu için yazan:
Ahmed Saba