Basın Bildirisi
Husilerin Bekil ve Haşid kabilelerinin seferberliklerine ve aralarındaki savaş davullarının çalınmasına sevinmesi!
26 Temmuz 2025 Cumartesi günü, Şeyh Hamid Mansur Radman, İmran vilayetinin Ayal Surayh bölgesindeki El-Hait bölgesinde, damadı (kızının kocası) Humeyr Salih Rattas Fulayte (Ebu Azr) El-Hait polis karakolu şefi tarafından öldürüldü. Şeyh Radman'ın öldürülmesi, bir aile anlaşmazlığının ardından evinden ayrılmasından sonra gerçekleşti. Katil, polis karakolu şefi görevini yürütüyor ve aslen canları, malları ve namusları koruyan, toplumu rahatlatan, huzuru sağlayan, insanların ruhlarına saldıran muhalifleri ve saldırganları caydıran kişi olması gerekirken, amcasının ruhunu kasten, halka açık bir yerde ateş ederek yok ediyor!
Şimdiye kadar Husi yönetimi, Allah'ın katille başa çıkmak için emrettiği şeyi yapmadı. Onlar fikir ve inançlarında kendilerine muhalif olanları veya zalim politikalarına karşı çıkanları zorla tutukluyorlar. Ancak suçlular, katiller, insanların ruhlarına saldıranlar ve haksız yere kanlarını dökenler, onların umurunda değil, çünkü onlar çoban değiller ve henüz mezhep zihniyetinden devlet zihniyetine geçmediler. Halkı aynı gözle görmüyorlar, aksine yönetimlerinin temeli ayrımcılık, bağnazlık ve ırkçılığa dayanıyor. Onlardan suç işleyeni yargılamakta gecikiyorlar, erteliyorlar ve oyalamaya çalışıyorlar. Bunun en büyük kanıtı, cani Fulayte'yi korumaları altına almaları, ondan önce Şeyh Ahmed Salim el-Sukni'nin katili, Cennat adlı çocuğa tecavüz eden ve daha nice suçlu... Rada'da cinayetler işlemek, evleri havaya uçurmak, köyleri kuşatmak ve insanlara ağır silahlarla saldırmak cabası. Katilin tutuklanmasında gecikmeleri, bir suç işlediği için, meselenin arkasında bir şeyler olduğunu gösteriyor. Bilmeliler ki, katilin görevine veya konumuna bakılmaksızın herkes Allah'ın kanunları önünde eşittir. Kim mayınla oynarsa, mayın onda patlar, kim zehir verirse onu içer ve kim Allah'tan başkasına güvenirse, Allah ona azap eder.
Acaba Husiler, Muhammed Ali el-Husi'nin cinayet davalarında kabileler arasında uzlaşma sağlaması ve grubu propaganda aracı yapması için Şeyh Radman'ın öldürülmesinin üzerinden uzun yıllar geçmesini mi bekliyorlar?!
Biz Husilerin, Raşid Halife Ebu Bekir es-Sıddık'ın meşhur sözünü "Sizden en güçlü olanınız, hakkını alana kadar benim yanımda zayıftır..." Rasulullah ﷺ'den sonra halifeliğe gelişi sırasında yaptığı konuşmada izlemeyeceklerini iyi biliyoruz. Peki Husiler, Rasulullah ﷺ'in şu sözü hakkında ne diyorlar: «Eğer Muhammed'in kızı Fatıma hırsızlık yapsaydı, elini keserdim» Buhari ve Müslim rivayet etmiştir?!
Husilerin, fail ve mağdurun kabilelerinin olası bir çatışma için adamlarını seferber etmelerine izin vermesi büyük bir suçtur ve bunun sorumluluğu onlara aittir. Çünkü onlar Yüce Allah'ın şu sözüyle hüküm verebilirler: ﴿Ey akıl sahipleri, kısasta sizin için hayat vardır, umulur ki korunursunuz﴾. Mağdurun kanının velileri de Yüce Allah'ın şu sözüne uymalıdırlar: ﴿Haklı bir sebep olmadıkça, Allah'ın haram kıldığı cana kıymayın. Kim haksız yere öldürülürse, biz onun velisine yetki verdik. O da öldürmede aşırı gitmesin. Çünkü o, (hukuken) yardım görmüştür.﴾ Ancak Husiler başka hedefler gerçekleştirmek istiyorlarsa ve Allah'ın indirdiğiyle hükmetmeyi son hedefleri yapıyorlarsa o başka!
Bu laik sistemlerin miras bıraktığı felaketlerden biri, yöneticilerin istediği zaman kullandığı ve istediği zaman bastırdığı kan davalarıdır. Onların gözünde masumların kanı, çarpık yönetim koltuklarında kalma arzularını gerçekleştirmek için bir pazarlık aracıdır. Geçmişteki rejim bunu defalarca kullandı ve Husiler de şimdi aynı yolu izliyorlar.
Kabilenin Yemen üzerindeki etkisi büyüktür. Kafir Batı bunu farkındadır. Bu nedenle suçlu yöneticiler aracılığıyla onu yok etmek ve liderlerini parayla bozmak için çalışmıştır. İngiltere, Körfez emirleri aracılığıyla birçoklarına para sunmak için kurnazca ve zekice çalışmıştır. Amerika ise kabileleri ezmek, parçalamak ve liderlerini ortadan kaldırmak için çaba göstermektedir. Bunlardan biri, bazılarını diğerlerine karşı kışkırtmak, İngiltere ve ajanlarını destekleyenlere rakip şeyhler yaratmak, onları ülke dışına sürmek, yerlerine yenilerini bulmak, onları yoksullaştırmak, aşağılamak, onlardan kurtulmak ve aralarındaki kan davalarını körüklemektir. Bu, birçoklarının başına gelen ve gelmekte olan gerçektir. Kabileler kendileri için planlananları ne zaman anlayacaklar?!
Biz Hizb-ut Tahrir / Yemen Vilayeti olarak, size ey Bekil ve Haşid kabilelerinin ileri gelenleri ve tüm Yemen kabileleri, size karşı uygulanan parçalama, zayıflatma ve oyalamaca planının farkında olmaya ve Yüce Allah'ın şu davetine icabet etmeye çağırıyoruz: ﴿Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı tutunun ve ayrılmayın. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman idiniz de o kalplerinizi birleştirmişti. İşte onun nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Hani siz bir ateş çukurunun kenarında idiniz de o sizi ondan kurtarmıştı. İşte Allah âyetlerini size böyle açıklıyor ki doğru yolu bulasınız.﴾ Ve Peygamber Efendimiz'in (sallallahu aleyhi ve sellem) şu çağrısına uyun: «Cahiliye çağrısı nedir?» sonra şöyle buyurdu: «Bırakın onu, çünkü o pistir» Buhari rivayet etmiştir.
Ey kardeşler: Birbirinizin kanını helal kılarak savaş çağrılarını durdurun ve şeytanın yolunu kesin. Katil teslim olmalı ve Allah'ın hükmü uygulanmalıdır. Bilmelisiniz ki, Yemen'in kuzeyindeki ve güneyindeki önceki ve mevcut yöneticiler, kafir Batı'nın memurlarıdır, laik sistemlerini uyguluyorlar ve Hıristiyan Birleşmiş Milletler'e başvuruyorlar. Allah'ın Kitabı elimizde olmasına rağmen terk edilmiş durumda, sadece onu okuyanların gırtlaklarını aşmayan bir okumayla yetiniliyor. Sizler, hain yönetimleri düşürmeye ve onların yerine İslam'ı hakim kılmaya muktedirsiniz. Allah'ın şeriatını aranızda hakem kılın, küfrün hükümlerini ve düşmanların planlarını reddedin ve Evs ve Hazreç'in Rasulullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) Yesrib'de yardım ettikleri gibi, Nübüvvet Minhac üzere ikinci Raşid Hilafeti'ni kurmak için çalışanlara yardım edin. Ölümüyle Rahman'ın Arşı'nın sarsıldığı ve yetmiş bin meleğin cenazesini taşıdığı Sa'd bin Muaz (radiyallahu anh) sizden olsun.
Bekil ve Haşid kabilelerinden olan evlatlarınız, devletin tüm kademelerinde ve Yemen'deki tüm savaş bölgelerinde, hatta silahlı kuvvetler ve güvenlik güçlerindeki liderlik pozisyonlarında bulunuyorlar, bu nedenle yöneticileri silip süpürmeye ve İslam'ı hakim kılmaya muktedirdirler.
Hizb-ut Tahrir / Yemen Vilayeti, iman ve hikmet sahibi insanları, İslam'ı yeniden başlatmak ve Nübüvvet Minhac üzere ikinci Raşid Hilafeti'ni kurarak Allah'ın indirdiğiyle hükmetmek için kendisiyle birlikte çalışmaya davet ediyor. Bu Hilafet onlarda İslam'ı ayakta tutacak ve Müslüman ülkeleri Ukab sancağı altında birleştirecektir. Çoğunuzun tanıdığı Hizb-ut Tahrir'in doğru bir yöntemi, düz bir yolu, ehliyeti ve yeterliliği vardır ve devletin ilan edildiği ilk günden itibaren uygulamaya hazır ve Allah'ın Kitabı'ndan ve Rasulullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) sünnetinden çıkarılmış (benimsenmiş) bir alternatifi vardır. Bu büyük amaç için sizinle birlikte ve aranızda çalışmaktadır ve dünyanın dört bir yanındaki kırktan fazla ülkede, bunlardan biri de Yemen, iman ederek, karşılığını Allah'tan umarak, mücadele ederek ve didinerek Allah'ın gerçekleşmesini emrettiği şeyi gerçekleştirmek için çalışmaktadır ve Allah'a verdikleri söze sadık kalan adamları vardır, ta ki Allah'ın yardımı gerçekleşene kadar.
Yüce Allah şöyle buyurmuştur: ﴿Ey iman edenler! Sizi hayat verecek şeylere çağırdığı zaman Allah'a ve Resûlüne uyun. Bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer ve siz mutlaka onun huzurunda toplanacaksınız.﴾
Hizb-ut Tahrir'in Medya Ofisi
Yemen Vilayeti