Trump'ın Gazze Planı, Filistin Davasını Tasfiye Etmeyi Amaçlayan Kötü Bir Plândır
(Tercüme)
Haber:
ABD Başkanı Donald Trump, Yahudi Başbakan Netanyahu'nun Gazze Şeridi'ndeki savaşı sona erdirmek için yirmi maddelik bir planı kabul ettiğini duyurdu. Trump ve Netanyahu, Washington'daki görüşmelerinin ardından ortak bir basın toplantısı düzenledi. Trump, Gazze'de barışın sağlanmak üzere olduğunu vurguladı ve Netanyahu'ya planı kabul ettiği için teşekkür etti. (DW Türkçe, 29.09.2025)
Yorum:
Yahudilerin Gazze'ye yönelik savaşının üçüncü yılına girerken, bu soykırımın en büyük destekçisi Trump, 29 Eylül'de Gazze hakkında sözde bir barış planı açıkladı. Herhangi bir okuyucu bunun, Filistin davasını tamamen tasfiye etmeyi amaçlayan kötü bir plan olduğunu görecektir. Çünkü her maddesi, mücahitlerin ve Filistin halkının koşulsuz teslimiyetini içermektedir.
İlk madde, "Gazze'nin aşırılık ve terörden temizlenmesini" talep ediyor, yani işgalciye karşı topraklarını ve kutsallarını savunan Gazze'li Müslümanlar terörist olarak sınıflandırılıyor. Çocuk katili olan gerçek terörist Yahudi varlığının suçlarına ise hiçbir atıfta bulunulmuyor. Dördüncü madde, Hamas'ın elindeki tüm esirlerin serbest bırakılmasını şart koşuyor. Buna karşılık, 1700 Filistinli esirin serbest bırakılacağı söyleniyor. Ancak bu konuda da hiçbir garanti yok; çünkü Yahudi varlığı serbest bıraktığı esirleri istediği zaman yeniden tutuklayabilir.
Planın özünü oluşturan temel maddeler altıncı ve on üçüncü maddelerdir. Bunlara göre, Kassam Tugayları silahlarını düşmana teslim edecek ve Gazze'deki tüneller ile silah üretim tesisleri imha edilecektir. Böylece Gazze halkı tamamen Yahudi varlığının suçlarına terk edilecektir. Bunun gerçekleşmesi halinde, Gazze'ye insani yardım girecek ve yeniden inşa ile kalkınma faaliyetleri başlayacaktır. Ancak bu yardımlar insani ihtiyaçlara göre değil, sınırlı miktarlarda kademeli ve yavaş bir şekilde sunulacaktır. Dahası, tüm Gazze'ye değil, "terörden arındırılmış" olarak adlandırdıkları bölgelere sunulacaktır. Aynı zamanda, işgalin sona ereceğine dair hiçbir garanti yoktur. Gazze'de "terörün sona erdiği teyit edilirse" denilerek mesele muğlak bırakılmıştır, bu da işgalin asla sona ermeyeceği anlamına gelir!
Netanyahu, Trump ile görüştükten sonra planın ne anlama geldiğini şöyle özetledi: "Her şey yolunda gidiyor. Hamas'ın bizi dünyadan izole etmesini beklerken, biz onları izole ettik." Ayrıca, "Arap ve Müslüman liderler, şartlarımızı kabul etmeleri için Hamas'a baskı yapacaklar" dedi. Yahudi ordusu Gazze'den çekilmeyecek; Hamas'ın tüm esirleri iade etmesi gerekecek. Evet, Trump ve Netanyahu'nun sürekli söylediği gibi, planın amacı silahsız ve direnişsiz bırakılmış Gazze'de bedel ödemeden Gazze'yi kontrol altına almak, işgali ve vahşeti sürdürmektir.
En üzücü kısım ise, Netanyahu'nun "bizim adımıza Hamas'a baskı yapacaklar" dediği Müslüman liderler olarak adlandırılanların ihanetidir. Bu liderler, Gazze'yi ihmal etmekten ve kâfirlerin büyüklüğünden sorumludur, onlar Allah'tan korkmazlar ve ümmetten utanmazlar. Trump onları ne kadar aşağılarsa aşağılasın, onu bırakmazlar; onunla beş dakika bile olsa görüşmek için yarışırlar ve ondan meşruiyet kazanırlar. Bu liderler önce New York'ta Trump'ın masasında göründüler, ardından Trump'ın ihanet planını açıklamasından hemen sonra memnuniyetlerini dile getirdiler. Şimdi ise, Gazze'de kan dökülmesini durdurmak ve bölgesel barışı sağlamak bahanesiyle, tarihte kara bir leke olarak kabul edilecek büyük bir ihanete hazırlanıyorlar.
Türkiye, Katar, Ürdün, Pakistan, Suudi Arabistan ve Endonezya, mücahitleri silahlarını bırakmaya zorlamak için canla başla çalışıyorlar, çünkü bu konuda Trump'a yazılı bir taahhüt verdiler. Sadece bu da değil; bu ülkelerin bazıları ordularını Gazze'ye gönderecek, Gazze halkını korumak için değil, Yahudi terörist askerlerini Filistinli Müslümanlardan korumak için. Dahası, o devletler Yahudilerin enkaza çevirdiği Gazze'yi yeniden inşa etmek ve masraflarını üstlenmek istiyorlar ve sonuç olarak, ümmetin servetlerinden vazgeçerek Gazze'yi kâfir Trump'a ganimet olarak sunmak istiyorlar. Karşılığında ise Trump'tan sadece "aferin" alacaklar, sonra da hızla Yahudi varlığı ile normalleşmeye geçecekler. Gerçekten de, İslam ümmetinin tarihinde böyle büyük bir zillete tanık olunmamıştır.
Bu nedenle, Filistin davasını destekleyen her Müslümanın, siyasi intihar anlamına gelen ve Allah katında büyük bir günah olan bu hain planı ve savunucularını reddetmesi, onlara karşı çıkması ve planı etkisiz hale getirmek için çalışması vaciptir.
Rahmetli Şehit Yahya Sinvar'ın dediği gibi: "Bu şehir (Kudüs - Gazze), tüm normalleşenleri ve işbirlikçileri ifşa edecek, teslim olanların ve vazgeçenlerin gerçek yüzünü gösterecektir."
Allah'ın yardımı, sabreden ve O'na tevekkül edenlere ulaşana kadar.
Hizb-ut Tahrir Merkeziî İletişim Ofisi Radyosu İçin Yazan:
Muhammed Emin Yıldırım