Organization Logo

السودان - مكتب - ناطق

ولاية السودان

الخرطوم شرق- عمارة الوقف الطابق الأرضي -شارع 21 اكتوبر- غرب شارع المك نمر

Tel: 0912240143- 0912377707

spokman_sd@dbzmail.com

www.hizb-ut-tahrir.info

Hizb-ut Tahrir / Sudan Vilayeti Resmi Sözcüsü'nün Basın Toplantısındaki Konuşması: (Dörtlü Grubun Ateşkesi ve Batı Medeniyeti Temelinde Müzakere Etmenin Tehlikesi)
Press Release

Hizb-ut Tahrir / Sudan Vilayeti Resmi Sözcüsü'nün Basın Toplantısındaki Konuşması: (Dörtlü Grubun Ateşkesi ve Batı Medeniyeti Temelinde Müzakere Etmenin Tehlikesi)

November 15, 2025
Location

Hizb-ut Tahrir / Sudan Vilayeti Resmi Sözcüsü'nün Basın Toplantısındaki Konuşması:

(Dörtlü Grubun Ateşkesi ve Batı Medeniyeti Temelinde Müzakere Etmenin Tehlikesi)

Amerika'nın yanı sıra Suudi Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri'ni de içeren Dörtlü Grup'un Sudan kriziyle ilgili 12/09/2025 tarihli açıklamasından bu yana, Sudan'daki birçok insan iki akıma ayrılmış durumda; bir akım, barışı getireceği gerekçesiyle Dörtlü Grup'un müzakere ve siyasi uzlaşı çağrısını desteklerken, diğer akım ise Dörtlü Grup'un açıklamasında yer alanları reddediyor ve savaşı sürdürmeyi talep ediyor. Her iki taraf da Müslüman olmasına rağmen, İslam'ı tutumlarını belirlemede bir temel olarak almadılar, oysa asıl yapılması gereken buydu. Yüce Allah şöyle buyuruyor: ﴿Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Peygamber'e itaat edin ve sizden olan yöneticilere de. Herhangi bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz, -eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız- onu Allah'a ve Resûl'e döndürün. Bu, daha hayırlı ve sonuç bakımından daha güzeldir.﴾ Ve yine Yüce Allah şöyle buyuruyor: ﴿Hakkında ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyde hüküm vermek Allah'a aittir. İşte Rabbim olan Allah budur. Ben O'na tevekkül ettim ve O'na yöneliyorum.﴾ Allah'a ve Resûl'e döndürmek ise, Allah'ın Kitabı'na ve Resûlullah'ın ﷺ sünnetine döndürmektir.

Sudan'da yaşanan anlaşmazlığın ve şiddetli savaşın Allah'ın Kitabı'na ve Resûlullah'ın ﷺ sünnetine döndürülmesi, aşağıdaki gerçeklere ulaşılmasını sağlar:

Birincisi: Sudan savaşının dosyasını elinde tutan Amerika'dır ve Dörtlü Grup'a başkanlık eden de odur. Bazı Arap ülkelerinin katılımı ise sadece göz boyamadan ibarettir. Mısır, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin kendi başlarına bir şey yapma yetkileri yoktur. Her şey Amerika'nın elindedir ve Amerika, Müslümanların arasına girmemesi gereken, düşman olan kâfir ve sömürgeci bir devlettir. Sudan Dışişleri Bakanı Muhyiddin Salim'in Sudan'ın Mısır ve Sudan'daki kardeşleriyle ve Amerika Birleşik Devletleri'ndeki dostlarıyla ilişki kurduğu yönündeki sözleri ise kabul edilemez! Yüce Allah şöyle buyuruyor: ﴿Şüphesiz kâfirler sizin apaçık düşmanlarınızdır.

 Dahası, kâfirler bizim için hayır istemezler. Yüce Allah'ın buyurduğu gibi: ﴿Kitap ehlinden olan kâfirler de, müşrikler de, Rabbinizden size bir hayır indirilmesini istemezler. Allah rahmetiyle dilediğini seçer. Allah, büyük lütuf sahibidir.﴾ Rabbimizden bize hayır istemeyenden nasıl hayır gelir?! Ya kâfir, küfrün başı olan, ellerinden dünyanın dört bir yanındaki Müslümanların kanı damlayan Amerika ise?!

İkincisi: Bugün başında Amerika'nın bulunduğu Batı medeniyeti, dinin hayattan ayrılması inancına dayanmaktadır ve bu inanç, orta yol çözümünü esas almaktadır. Onlara göre hak ve batıl diye bir şey yoktur. Bu nedenle anlaşmazlıkları her zaman orta yol çözümüyle, yani anlaşmazlığa düşen tarafları uzlaştırarak çözmeye çalışırlar. Bu, her iki tarafın da bazı tavizler vererek orta bir noktada buluşması anlamına gelir, çünkü onlara göre gerçek görecelidir, mutlak değildir. Bu nedenle, Dörtlü Grup'un orta yol çözümüne dayalı olarak desteklediği bu müzakerelerle, devlete karşı gelenlerle eşitlik sağlanması ve ardından her iki taraftan da diğer taraf lehine tavizler alınarak Darfur'un ayrılmasına zemin hazırlanması hedeflenmektedir! Çünkü müzakereler, hakkı hak edene verip batılı ortadan kaldıran doğru çözüm üzerine değil, orta yol üzerine kurulmuştur.

Üçüncüsü: Kâfir sömürgeciler, Müslümanların ülkelerindeki anlaşmazlıkları çözmeye çalıştıklarında -ki bu anlaşmazlıkların asıl nedeni kendileridir veya kendi ajanları aracılığıyla kendileri yaratmışlardır- bu anlaşmazlıkları kendi çıkarları ve istekleri doğrultusunda çözerler, ülke halkının çıkarına göre değil. Kâfirler ister bizzat müdahale etsinler, ister Afrika Birliği, IGAD veya diğer bölgesel örgütleri aracılığıyla vekaleten müdahale etsinler. Güney Sudan'ın bizden ayrılması da çok uzak bir geçmiş değil. Aynı kötü niyetli bahanelerle, barış ve istikrar getirme gibi gerekçelerle Güney Sudan'ı ayırdılar ve aynı hastalığı Darfur'a bulaştırarak onu da koparmaya çalıştılar ve hala da aynısını yapıyorlar. İşte bu hedefle, Darfur'u koparmak ve Sudan'ı parçalamak amacıyla Amerika bu yıkıcı savaşı başlattı. Müslümanların kutsalları bu savaşın yakıtı oldu. Amerika, Sudan'ın enkazı üzerinde kanlarıyla bölgesel, etnik ve hatta kabile temelli bir devletin sınırlarını çiziyor ve Amerika buna sahte ve iftira dolu bir şekilde Sykes-Picot haritalarını düzeltme adını veriyor. Amerika, iki buçuk yıl boyunca bu dosyayı elinde tuttu, devleti ve ona karşı gelenleri eşit tuttu ve yemeğini kısık ateşte pişirdi, manevra yaptı ve bir platformdan diğerine geçti. Hızlı Destek Kuvvetleri, El-Faşir'in düşmesinden sonra Darfur bölgesinin tamamı üzerinde kontrolü sağlayınca, Amerika, Dörtlü Grup aracılığıyla insani olarak adlandırdığı bir ateşkes çağrısını yoğunlaştırdı. Ardından, gerçekte sonunda Darfur'un ayrılmasına yol açacak bir müzakere başlatarak, Güney senaryosunun aynısıyla, yani savaşı durdurma ve barışı sağlama adına Amerika'nın Sudan'ı parçalama hedefi gerçekleşecektir.

Dördüncüsü: 2023'te patlak verdiğinden beri devam eden savaşın mevcut hızda devam etmesi, Hızlı Destek Kuvvetleri'ni ortadan kaldırmayacak, aksine iki hükümetin olduğu Libya senaryosuna yol açacaktır ve her iki durumda da sonuç Darfur'un ayrılması olacaktır ki Amerika da ajanları aracılığıyla bunu hedeflemektedir!

Gerçek budur, peki çözüm nedir?

  • Müslüman, çözümü sadece yüce vahiyde, İslam akidesinde, Kitap ve Sünnet'te ve onların yol gösterdiği şeylerde arar.
  • Yüce İslam'ın herhangi bir soruna çözümü, orta yol ve tarafları uzlaştırma esasına dayanmaz, aksine hakkı hak edene vermek ve batılı ortadan kaldırmak esasına dayanır, hak sahibi hakkını eksiksiz alır.
  • Meşruiyetin yokluğu, afetlerin afetidir. Silahı alan ve gücü elinde bulunduran herkes, insanların hükümdarı olmak istiyor. Dışarıyla işbirliği yapmak, silahlanmak ve masumların kutsallıklarını ihlal etmek, bakan olmak ve hükümette pay almak için en kolay yol haline geldi. Hatta bu durum, en ufak bir yadırgama bile bulmayan yerleşik bir gelenek haline geldi. Hatta toplumun önde gelenleri; düşünürler, medya mensupları ve politikacılar, hizmetlerini dışarıyla işbirliği yapan ajanların ayaklarının altına seriyorlar! Bunu düzeltmek için İslam, iktidarın ümmete ait olduğu kuralını koyar ve bu da gasp edilmiş iktidarın ümmete iade edilmesini zorunlu kılar, böylece ümmet hayatını Hilafet sistemini kurarak İslam akidesi üzerine inşa eder.
  • İslam'ın çözümü, İslam'ı uygulayan devlete karşı silahlanan ve bir haksızlığa uğradığını iddia eden kişiden, haksızlığını dinlemek için silahını bırakmasını istemektir. Eğer silahını bırakırsa, devlet onunla oturur, haksızlığını dinler ve onu ortadan kaldırır. Eğer silahını bırakmayı reddederse, silahını bırakana kadar terbiye amaçlı savaşılır ve devlet, bu konuya herhangi bir yabancı devletin müdahalesine izin vermez, hele hele savaşı başlatan kâfir bir düşmanın arabuluculuk yapmasına asla izin vermez.
  • İslam'ın isyan ve devlete karşı çıkma sorununa getirdiği çözüm, alemlerin Rabbi olan Allah'a kulluğu gerçekleştiren şeri bir çözümdür. Bunun da ötesinde, devletin birliğini koruyan ve pusuya yatan düşmanların işlerine karışmasını engelleyen, sorunun gerçeğiyle örtüşen doğru bir çözümdür. O halde sevgili Peygamberimiz'in ﷺ yoluna uyalım.

Sudan'daki ehlimiz, güç ve yetki sahibi olan ihlaslı insanlar:

Hizb-ut Tahrir / Sudan Vilayeti, İslami hayatı yeniden başlatmak için sizinle birlikte çalışmaya devam ediyor, sizi uyandırıyor ve dikkatlerinizi çekiyor ki bu sefil hayatınızdan ve Allah'ın gazabında olan bu durumdan kurtuluş yolu, hepimiz için tek bir hedef belirlemekle mümkündür. Bu hedef, güce ve yetkiye sahip olan evlatlarımızdan ihlaslı olanların, İslam'ın uygulanmasını garanti altına almak, insanları sömürgecilikten kurtarmak ve İslam'ı dünyaya taşımak için Hizb-ut Tahrir'e nasıl destek vereceğidir. Yüce Allah şöyle buyuruyor: ﴿Ey iman edenler! Sizi, size hayat verecek şeylere çağırdığı zaman, Allah'ın ve Resûl'ün çağrısına uyun ve bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer ve siz mutlaka O'nun huzurunda toplanacaksınız.

İbrahim Osman (Ebu Halil)

Hizb-ut Tahrir Resmi Sözcüsü

Sudan Vilayeti

Official Statement

السودان - مكتب - ناطق

ولاية السودان

السودان - مكتب - ناطق

Media Contact

السودان - مكتب - ناطق

Phone: 0912240143- 0912377707

Email: spokman_sd@dbzmail.com

السودان - مكتب - ناطق

الخرطوم شرق- عمارة الوقف الطابق الأرضي -شارع 21 اكتوبر- غرب شارع المك نمر

Tel: 0912240143- 0912377707 | spokman_sd@dbzmail.com

www.hizb-ut-tahrir.info

Reference: PR-019a8431-6120-7977-a2d4-0829db1064b1