Tüm o Amerika büyükelçileriyle olan görüşmelerin sana faydası olmadı mı Sultan?!
Haber:
Yemen El-Bawaba Haber Sitesi, 28 Eylül'de "Amerika Sultan El-Arada'yı Cezalandırıyor" başlıklı bir haber yayınladı ve şunları söyledi: "Amerika, Cumhurbaşkanlığı Konseyi üyesine New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantılarına katılmak için topraklarına giriş vizesi vermeyi reddetti."
Kaynaklar, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın, Sultan El-Arada'ya, El-Kaide örgütündeki terör unsurlarıyla, özellikle de kardeşi lider Halid El-Arada ile olan bağlantıları nedeniyle Reşad El-Alimi başkanlığındaki ve Konsey üyesi Aydarus El-Zubeydi'nin de yer aldığı Cumhurbaşkanlığı Konseyi heyetinde giriş vizesi vermeyi reddettiğini söyledi.
Yorum:
Abdul Rab Mansur tarafından Nisan 2012'de Ma'rib Valisi olarak atanan Sultan El-Arada, Cidde'de ikamet eden Yemen'deki ardışık Amerika büyükelçileri Matthew Tueller, Christopher Henzel, Stephen Fagin ve Büyükelçi Vekili Jonathan Peccia ile Ma'rib'de defalarca görüşmüş olsa da, tüm bu görüşmeler Amerika nezdinde topraklarına girmesi için ona fayda sağlamadı!!
Bu görüşmeler, Dışişleri Bakanlığı'nı çalıştıkları ülkelerdeki büyükelçilerin iş ve görüşmeleri için tek yetkili merci olarak belirleyen mevcut uluslararası hukuk protokollerine aykırıdır.
1648 Vestfalya Konferansı'na dayanan uluslararası hukuk ışığında, Amerika'ya giden Yemen heyetinden bir kişinin girişinin reddedilmesi, sekiz üyeli Cumhurbaşkanlığı Konseyi'ne bir hakaret ve tokat olarak kabul edilir ve bu ret karşısında ziyareti iptal etmek veya misillemede bulunmak gerekirdi. Ancak Riyad'da uluslararası hukuktan doğan Cumhurbaşkanlığı Konseyi, İslam hükümlerini uluslararası hukuk hükümleriyle değiştiren ve üyeleri İslam ve Müslümanlarla savaşan dostlar haline gelen Müslümanların göğsüne çökmüş benzeri yönetim sistemlerinin bir örneğidir!
İslam, 2001'den beri bize Haçlı seferi ilan eden ve elleri bugün Gazze'de kanımızla damlayan İslam ve Müslümanlarla savaşan bir ülke olan Amerika ile diplomatik ilişkiler kurmayı caiz görmemiştir.
Ma'rib hapishanelerindeki insan hakları ihlallerinin, keyfi tutuklamaların, Amerika'nın Kızılderililere yüzyıllar boyunca yaptıklarıyla karşılaştırılabilir mi?! Kesinlikle %01'e bile denk değil. Münir El-Akş'ın Amerika ve Kızılderililerin kitlesel, cinsel ve kültürel soykırımları hakkındaki üç kitabı size yeter ve Amerika'nın insan hakları hakkında şarkı söylemesini sonsuza dek susturur.
Ulusların kitlesel soykırımı çağı sona erdi, aynı şekilde Stalin'in Sovyet döneminde milyonlarca insanı ülkelerinden sürmesi ve Sibirya'nın ıssız yerlerinde yok etmesi de sona erdi ve dünya, Allah'ın izniyle Nübüvvet metodu üzere ikinci Raşid Hilafet Devleti zamanında son mesajın nurunu alacaktır.
Hizb-ut Tahrir Merkezi İletişim Ofisi Radyosu için yazılmıştır
Mühendis Şefik Hamis - Yemen Vilayeti