Laik sistem var olduğu sürece değerlerimize yönelik saldırılar durmayacak!
(Tercüme)
Haber:
Leman Haftalık Dergisi, 26 Haziran 2025 tarihli sayısında aşağılayıcı bir karikatür yayınladı. Karikatürde Hz. Muhammed ﷺ'in "Selamun aleyküm, ben Muhammed" dediği, Hz. Musa'nın ise bir anlaşmazlık zemininde "Aleyhisselam, ben Musa" diye cevap verdiği görülüyor. Halkın öfkesi, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığını soruşturma başlatmaya ve karikatüre el konulması emrini çıkarmaya sevk etti. (Ajanslar, 30 Haziran 2025)
Yorum:
Leman dergisi, Müslümanların ancak salat ve selam ile andığı Hz. Muhammed ﷺ'i ve Hz. Musa Aleyhisselamı çirkin bir karikatürde tasvir ederek haddini aşmıştır.
Konunun sosyal medyada yayılmasıyla Müslümanlar öfkeyle protesto etmek için Taksim'deki İstiklal Caddesi'ne akın etti. İçişleri Bakanlığı devreye girerek karikatürde parmağı olanları tutukladı. İslam düşmanı bu kişilerin elleri kelepçeli ve yalın ayak polis merkezine sürüklenirken çekilen fotoğrafları, Müslümanlar arasındaki gerginliği bir nebze olsun azalttı.
Erdoğan ve diğer politikacılar, Hz. Muhammed ﷺ'e olan sevgilerini ifade eden mesajlar yayınladılar. Hükümet, kamuoyunun öfkesini yatıştırıcı açıklamalar yaparak durumu sakinleştirdi. Sorumlular yakalandı ve hapse atıldı. Ancak başka bir şey olmadı, çünkü Peygamber'in fikirlerini kamusal hayattan uzaklaştıran mevcut yasal sistem başka bir eyleme izin vermiyor.
Bu sistemde yasalar Mustafa Kemal'i ve Cumhurbaşkanı'nı hakaretlerden koruyor, ancak Müslümanlar için en yüce değer ve rehber olan Hz. Muhammed ﷺ'i koruyan özel bir yasa yok. Bu şaşırtıcı değil, çünkü yasalar seçilen devletin inancını yansıtıyor. Allah'a ve Resulü ﷺ'e muhalefetin resmi bir inanç olarak kabul edildiği laik sistemlerde, din kamusal yaşamı etkilemesi yasaklanan sadece özel bir vicdan meselesi haline geliyor. Dini etki çağrısı yapmak veya bunun için bir siyasi parti kurmak Türk hukukuna göre suçtur. Bu nedenle, hükümetin Hz. Peygamber ﷺ'i savunan açıklamaları, gerçek bir içerikten yoksun sadece duygusal jestlerdir. ﴿Sana indirilene ve senden önce indirilene inandıklarını iddia edenleri görmedin mi? Onlar, tağuta muhakeme olmak istiyorlar, oysa onlara onu inkâr etmeleri emredilmişti.﴾
Bu tür siyasi açıklamalar genellikle Müslümanların duygularını istismar etmeyi amaçlamaktadır. Bunun çarpıcı bir örneği, Türkiye Başbakanı Ahmet Davutoğlu'nun 2015 yılında Charlie Hebdo saldırısından sonra Paris'teki cenaze törenine katılmasıdır; bu sahne, Müslümanların hafızasına bir utanç işareti olarak kazınmıştır.
Dolayısıyla, sözde muhafazakar demokrat liderlerin Peygamber'e, İslam'a olan sevgilerini iddia etmeleri ve onları savunmaları sadece bir öz avuntusudur. Onların gerçek sadakati, duruşlarında, batılı müttefiklerinde ve batı kökenli laik sistemdedir. Bu gerçek, birçok acı olay, ihanet ve demokrasinin yozlaştırıcı etkisiyle kanıtlanmıştır.
Peygamber'in sünnetinin hayattan çıkarılması, Mescid-i Aksa'nın, Gazze'nin ve mübarek İsra ve Miraç topraklarının Haçlı Siyonist işgaline ve işlediği katliamlara bırakılması, Peygamber'e ﷺ ve değerlerimize yönelik en büyük hakaretlerdir.
Bu tür karikatürleri savunan laikler, Kemalistler, komünistler, ateistler ve diğer İslam karşıtı ilkelere sahip olanlar ise yenilgiye ve cehenneme mahkumdurlar. Çünkü Allah Subhanehu ve Teala, Muhammed'i ﷺ bir rahmet olarak göndermiş, makamını yüceltmiş ve ona saldıranları dünyada ve ahirette zelil etmiştir. Bu ilahi kanun asla değişmez.
Allah'ı, Resulü'nü ve müminleri seven her Müslüman, İslam'ı koruyan, uygulayan ve tüm insanlara hidayet olarak yayan Hilafet Devleti'ni kurmak için çalışmalıdır. Aksi takdirde, laik sistem küresel küfre bağlı kaldığı sürece değerlerimize yönelik saldırılar devam edecektir. «Sizden biriniz beni babasından, çocuğundan ve bütün insanlardan daha çok sevmedikçe iman etmiş olmaz.» (Sahih-i Buhari)
Hizb-ut Tahrir Merkezi İletişim Ofisi Radyosu için yazan
Muhammed Emin Yıldırım