İslam İşbirliği Teşkilatı Festivali, Katar ve Arap Ülkelerinin Hâlâ Sadık Olduğu Sonucuna Varıyor
Amerika'nın Köhne Ayakkabısı Olmaya, Bulutların Üzerinde Vahşice Havlarken!
(Tercüme)
Haber:
Siyonist varlığın Katar'daki Hamas üyelerine yönelik füze saldırısının ardından, 15 Eylül 2025'te Doha'da düzenlenen olağanüstü Arap-İslam Zirvesi'nin (İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Birliği) sonuç bildirisinde, Siyonistlerin Katar'a yönelik saldırısı şiddetle kınanmış ve bunun bölgedeki herhangi bir barış umuduna vurulan ağır bir darbe olduğu belirtilmiştir. Bildiride, üye ülkeler Siyonist varlıkla olan diplomatik ve ekonomik ilişkilerini yeniden gözden geçirmeye ve aleyhinde yasal işlem başlatmaya çağrılmıştır.
Yorum:
Bir önceki bildiri taslağı, bu eylemlerin "Siyonist varlıkla ilişkilerin normalleştirilmesi yolunda yapılan her şeyi, mevcut ve gelecekteki anlaşmalar da dâhil olmak üzere, tehlikeye attığı" konusunda uyarıda bulunmuştu. İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Birliği, yıllardır ve on yıllardır yaptıkları gibi kınama ve uyarılarda bulunmaya devam ediyor, ancak Arap Birliği üyeleri için durum hâlâ normal.
Emirliklerin resmi haber ajansına göre, Emirlikler Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayed, New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları marjında Siyonist başbakan Netanyahu ile bir araya geldi ve Gazze'deki savaşı sona erdirme ihtiyacını vurgulayarak, "Emirliklerin Filistin ve İsrail halklarının beklentilerini karşılayacak iki devletli çözüme dayalı kapsamlı bir barışı sağlama amaçlı tüm girişimleri destekleme konusundaki sarsılmaz taahhüdünü" yineledi. Arap liderlerinin ve ABD yönetiminin açıklamaları karşılaştırıldığında, hitabet dışında hiçbir fark görülmüyor. ABD yönetimi Siyonistlere olan sevgisi ve varlıklarına olan sonsuz desteğiyle övünürken, Arap liderleri Siyonist varlığın suçlarını kınıyor. Ancak hem efendi hem de ona bağlı kuklalar, Siyonist varlığın bölgeye tam olarak entegre olması konusunda hemfikir ve Filistinlilere karşı yapılan soykırımı ortak hedeflerinin önünde bir engel olarak görüyorlar.
İki devletli çözüm konusunda bile bir fark yok. Hatta Trump, Batı Şeria'nın ilhakının "olmayacağı" yönündeki kamuoyu açıklamasıyla Netanyahu üzerindeki hükümeti içindeki bazı iç baskıları hafifletti. Filistin devleti olsun ya da olmasın, Arap Birliği, üye devletlerin sözde liderlerinin soytarı gibi oturdukları tahtlarını koruyabilmeleri için, Amerikan hegemonyasını Orta Doğu'daki yüz milyonlarca insan üzerinde sürdüren sıcak havayla dolu içi boş bir balondan ibaret olmaya devam edecek.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi Radyosu İçin Yazan
Dr. Abdullah Rubin