Basın Açıklaması
Hollanda İmamlar Birliği Bildirisine Eleştirel Bir Bakış
(Tercüme)
Hollanda İmamlar Birliği'nin bildirisi, Avrupa toplumlarında siyasi katılımın "mübah ve meşru bir yol" olduğunu, hatta duruma göre müstehap veya vacip olabileceğini belirtiyor. Ancak bu duruş, laik sistemin gerçekliğini tam olarak yansıtmayan varsayımlara dayandığı için dikkatli bir şekilde düşünülmeyi gerektiriyor.
Laiklik sadece din ve siyasetin ayrılması değil, aynı zamanda dinin toplumda oynayabileceği rolü de tanımlar. Bu nedenle, Müslümanların haklarını basitçe koruyabileceği tarafsız bir çerçeve değil, kendi kuralları olan ilkesel bir sistemdir. Bu sistemde, mevzuat ilahi vahye dayanmaz, tamamen değişen çoğunluğun heveslerine göre insanlara bırakılır.
Aslında, laiklik yeni bir din gibi davranır; mevzuatın kaynağı ilahi değil, insanın kendisini mutlak kaynak mertebesine yükselttiği bir din. Bu din, İslam ülkelerinde bile küresel olarak hakim duruma geldi ve İslam hukukunun yerini aldı. Bu durum köklerin sökülmesine, bölünmeye ve İslami kimliğin zayıflamasına yol açtı. Birçokları için İslam, daha kapsamlı bir yaşam sistemi vizyonu ortadan kalktıktan sonra kişisel veya ruhsal bir meseleye indirgendi.
Peki bu gerçeği bilen imamlar, Müslümanları bu sisteme katılmaya nasıl davet edebilir? Laikliğin İslam ümmetine sömürgecilik, bölünme, zulüm ve ihanet getirdiğini çok iyi bilenler, ümmeti aynı yola yönlendirmek için cami minberlerini nasıl kullanabilir?!
Müslümanları, hedefi İslam'ı marjinalleştirmek ve ona karşı savaşmak olan bir sisteme yönlendirerek gerçekten hangi zararı gidermeyi umuyorlar ve hangi faydayı elde etmeyi tasavvur ediyorlar?! Müslümanları aşağılamanın ve parçalamanın nedeni olan bir sistemin içinden kurtuluş nasıl istenir?! Laikliğin bu zayıflığa ve bölünmeye neden olan şeyin ta kendisi olduğu açık değil mi?!
Tam da kimliğin kökünden söküldüğü ve çarpıtıldığı bu çağda, imamlar Müslümanlara gerçek emellerini hatırlatma sorumluluğunu taşıyorlar: Başarısız laikliğe ilkesel bir alternatif olarak İslam'a bütünüyle dönmek. İslam sadece ruhani bir inanç değil, siyaset, ekonomi, toplum ve mevzuatı içeren bütünsel bir sistemdir...
İmamlar toplumu tereddüt etmeden bu yola davet etmekle onur duyarlar; laik sistemde erimeye davet etmekle değil, onu özgün temeli üzerinde sabit kalmaya teşvik etmekle ve İslam'ın kapsamlı bir yaşam tarzı olarak geri dönmesi için çalışmakla.
Bu bir pasiflik çağrısı değil; Müslümanlar değerlerini laik çerçeveyle sınırlamadan ve taviz vermeden seslerini duyurabilir ve baskı uygulayabilirler. Gerçek çalışma, İslam'ı dışlayan bir sistem içinde oy vermek değil, kolektif sesimizi güçlendirmek ve ilkelerimize kararlılıkla bağlı kalmaktır.
Okay BALA
Hizb-ut Tahrir Hollanda Medya Temsilcisi