تفريغ سيناء من أهلها لن يحمي كيان يهود ولن يمنع إقامة الخلافة التي ستقتلعه وكل من يحميه
January 24, 2017

تفريغ سيناء من أهلها لن يحمي كيان يهود ولن يمنع إقامة الخلافة التي ستقتلعه وكل من يحميه

تفريغ سيناء من أهلها لن يحمي كيان يهود

ولن يمنع إقامة الخلافة التي ستقتلعه وكل من يحميه

الخبر:

ذكر موقع مصر العربية السبت 21 كانون الثاني/يناير 2017م، أن سبعة رجال وطفلا لقوا مصرعهم في وقت مبكر يوم السبت، جراء سقوط قذيفة مجهولة المصدر على منزل بمدينة رفح في محافظة شمال سيناء، وعلى موقعها وفي اليوم نفسه تساءلت جريدة الهافنجتون عن حقيقة مقتل 8 مدنيين في سيناء بغارة لكيان يهود؟ حيث نقلت عن سكان ومصادر طبية أن سبعة رجال وطفلاً قتلوا الجمعة 20 كانون الثاني/يناير في سقوط قذيفة مجهولة المصدر على منزل بمدينة رفح في محافظة شمال سيناء المصرية، في حين رجح ناشطون أن تكون طائرة يهودية هي من قتلتهم بغارة جوية، كما ذكرت ما نقلته صفحة "سيناء 24" عن مصادر قبلية قولها إن "طائرة إسرائيلية بدون طيار نفذت مجزرة شنيعة بحق مواطنين مدنيين لحظة خروجهم من المسجد بعد صلاة الجمعة جنوب رفح"، كما نقلت ما كتبه الناشط السيناوي عيد المرزوقي في صفحته على "فيس بوك" أن "طائرات مجهولة المصدر قصفت قرية شيبانة جنوب رفح وخلفت مجزرة ضحيتها أكثر من ثمانية شهداء"، على حد قوله، ليؤكد بعد ذلك أن القصف مصدره كيان يهود.

التعليق:

ما يحدث في سيناء على مدار السنوات الماضية من قصف وقتل وتهجير ممنهج هو لحماية كيان يهود أو فلنقل هو ليشعروا بالأمان! فهم لن يجدوه أبدا ولن يتحقق لهم ما داموا في بلادنا وما دامت بلادنا مغتصبة منهم أو من غيرهم فخير أمة أخرجت للناس ليست مؤهلة للموت بل هي أمة حية تمرض نعم ولكنها لا تموت، وأبناؤها المخلصون كثير منهم من يعملون لاستئناف الحياة الإسلامية كشباب حزب التحرير، وغيرهم من أبناء الأمة المخلصين ممن لم ينخرطوا بعد في عمل جماعي يركز جهودهم، مثال ذلك الشاب التركي البطل مولود ألطنطاش الذي انتفض غضبا لله ورسوله وغيرة على حرمات المسلمين ودمائهم التي تراق في حلب فقتل السفير الروسي مكبرا بالعربية قائلا "نحن الذين بايعنا محمدا على الجهاد ما بقينا أبدا"، وأتبعها بالتركية "لا تنسوا سوريا لا تنسوا حلب لن تشعروا بالأمن حتي يشعر أهل حلب وغيرها بالأمن"، كلمات صادقة مخلصة تثبت أن أمتنا حية وتؤرق مضاجع الخونة وتعلمهم بحقيقة تجاهلوها وقد تجاوزت خطوط سايكس بيكو التي رسموها وجعلوا منها أقفاصا وضعونا فيها وهي أننا أمة واحدة وجسد واحد؛ سيظل هكذا مهما قطعوا من أوصاله، ستبقى مشاعره واحدة وألمه واحداً، وسيخرج من بين ثناياه رجال يغضبون لله لن تستطيعوا إيقاف غضبتهم ولا كبح جماحهم تحركهم العقيدة التي جمعت الأبيض والأحمر والأسود، فتربك خططكم وتحبط مؤامراتكم وإنا وإياكم لعلى موعد قريب، وسنذكركم به بعد حين.

يا أهل مصر الكنانة، إن تنسيق حكامكم مع كيان يهود تحت مظلة أمريكا لا يخفى عليكم وثماره تجنيها أيديكم دماء طاهرة من أبنائكم في جيش الكنانة وإخوانكم من أهل سيناء وتضييقا وحصارا لأهلكم وإخوانكم في غزة لإجبارهم على الخضوع غير المشروط ليهود والتسليم للحل الذي تريده أمريكا، فأين أنتم من هذا كله وعلام صمتكم ودماؤكم تراق بيدكم وبيد عدوكم، هذه الواقعة ليست الأولى ولن تكون الأخيرة فالتنسيق بين النظام الخائن وكيان يهود اعترف به الطرفان بل واعتبره النظام أمرا عاديا؛ فكيان يهود دولة جارة وحمايتها وأمنها من مهمة الجيش المصري! فكيف بربكم تكون مهمة جيشكم حماية كيان يهود الغاصب الذي يدنس مقدساتكم وكيف تكون الخيرية التي يتغنى بها البعض في جيش يقتل أبناءه ويحمي أعداءه ويرعى مصالحهم ويؤمن نهبهم للثروات والخيرات؟!

إننا نسألكم بالله أيها الضباط والجنود البواسل المغاوير، كيف توجهون سلاحكم وتطلقون رصاصاتكم على إخوانكم وأبنائكم وأهليكم، وكيف يعود أحدكم إلى بيته وأهله وينام على فراشه قرير العين، وكيف ينظر في وجوه من حوله ويداه ملطختان بدماء المسلمين، وكيف يأمن على أولاده وأهله وأقاربه غدر من يطيعهم في معصية الله ويجعل من نفسه أداة قمع وقتل بالوكالة عنهم؟!

يا جند الكنانة أليس فيكم رجل رشيد؟! يخلع يده من هؤلاء الحكام ويحتضن المخلصين ودعوتهم ويقولها لهم صادقة هلم لتكون بكم خلافة على منهاج النبوة على أنقاض هذا النظام المتصدع، هلم لنحقن الدماء الطاهرة التي تراق هدرا ولنُرِقْ دماء من أوغلوا في دمائنا ونستعيد مقدساتنا ونعيد أقصانا ونقتلع كيان يهود وكل من يحميه ونلقي بهم جميعا لتطعمهم السباع والهوام؟ أليس فيكم رجل يعيد سيرة الأنصار الرجال سعد وأسعد وأسيد ويبايع بيعتهم نصرة لله ورسوله ودولته على كل من عداها، فتقام فينا خلافة ننتظرها ونتمناها ونواصل ليلنا بنهارنا عملا لها فيربح بيعكم وبيع من سار في دربكم؟ فأدركوها يا جند الكنانة قبل غيركم فأنتم أحق الناس بها يا أحفاد صلاح الدين قاهر الصليبيين وقطز قاهر التتار، فمن لها غيركم ومن للإسلام إن لم يكن أنتم؟! فسارعوا لها واطردوا من بينكم الخونة وأعلنوها لله خالصة مع إخوانكم في حزب التحرير خلافة على منهاج النبوة، فوالله إنها لعز الدنيا والآخرة وستذكرون ما أقول لكم وأفوض أمري إلى الله.

﴿يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اسْتَجِيبُواْ لِلّهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُم لِمَا يُحْيِيكُمْ

كتبه لإذاعة المكتب الإعلامي المركزي لحزب التحرير

عبد الله عبد الرحمن

عضو المكتب الإعلامي لحزب التحرير في ولاية مصر

More from Haber ve Yorum

Türkiye ve Arap Rejimleri Hamas'tan Silah Bırakmasını İstedi

Türkiye ve Arap Rejimleri Hamas'tan Silah Bırakmasını İstedi

(Tercüme)

Haber:

Fransa ve Suudi Arabistan'ın öncülüğünde, Filistin meselesine barışçıl bir çözüm bulmak ve iki devletli çözümü uygulamak amacıyla 29-30 Temmuz tarihlerinde New York'ta Birleşmiş Milletler Uluslararası Üst Düzey Konferansı düzenlendi. Filistin'i devlet olarak tanımayı ve Gazze'deki savaşı sona erdirmeyi amaçlayan konferansın ardından ortak bir bildiri imzalandı. Avrupa Birliği ve Arap Birliği'nin yanı sıra Türkiye de bildiriyi 17 ülke ile birlikte imzaladı. 42 madde ve ekten oluşan bildiri, Hamas'ın gerçekleştirdiği Aksa Tufanı operasyonunu kınadı. Katılımcı ülkeler Hamas'ı silah bırakmaya çağırdı ve yönetimini Mahmud Abbas rejimine devretmesini talep etti. (Ajanslar, 31 Temmuz 2025).

Yorum:

Konferansı yöneten ülkelere bakıldığında, Amerika'nın varlığı açıkça görülüyor ve karar alma yetkisi veya nüfuzu olmamasına rağmen, Suudi rejiminin hizmetkarı olarak Fransa'ya eşlik etmesi bunun en açık kanıtıdır.

Bu bağlamda, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron 24 Temmuz'da Fransa'nın Eylül ayında Filistin devletini resmen tanıyacağını ve bunu yapan ilk G7 ülkesi olacağını belirtti. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan Al Suud ve Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, konferansta New York Bildirgesi'nin hedeflerini ilan eden bir basın toplantısı düzenlediler. Aslında, konferansın ardından yayınlanan bildiride, Yahudi varlığının katliamları kınandı, ancak aleyhinde herhangi bir cezai karar alınmadı ve Hamas'tan silahlarını bırakması ve Gazze yönetimini Mahmud Abbas'a devretmesi istendi.

Amerika'nın İbrahim Anlaşmaları'na dayanarak uygulamaya çalıştığı yeni Orta Doğu stratejisinde, Selman rejimi öncü rolü temsil ediyor. Savaşın ardından Suudi Arabistan ile Yahudi varlığı ile normalleşme başlayacak; ardından diğer ülkeler de takip edecek ve bu dalga, Kuzey Afrika'dan Pakistan'a uzanan stratejik bir ittifaka dönüşecek. Ayrıca, Yahudi varlığı bu ittifakın önemli bir parçası olarak güvenlik garantisi alacak; daha sonra Amerika, bu ittifakı Çin ve Rusya'ya karşı mücadelesinde yakıt olarak kullanacak ve Avrupa'yı tamamen kanatları altına alacak ve tabii ki, Hilafet devletinin kurulma ihtimaline karşı.

Şu anda bu planın önündeki engel, Gazze savaşı ve ardından patlamaya hazır, giderek artan ümmetin öfkesidir. Bu nedenle, Amerika Birleşik Devletleri, New York Bildirgesi'nde inisiyatifin Avrupa Birliği, Arap rejimleri ve Türkiye tarafından alınmasını tercih etti. Bildiride yer alan kararların kabulünün daha kolay olacağını düşünerek.

Arap rejimleri ve Türkiye'nin görevi ise Amerika Birleşik Devletleri'ni memnun etmek, Yahudi varlığını korumak ve bu itaate karşılık olarak kendilerini halklarının öfkesinden korumak ve değersiz iktidar kırıntılarıyla aşağılık bir hayat yaşamak, ta ki atılana veya ahiret azabına maruz kalana kadar. Türkiye'nin bildirgeye sözde iki devletli çözüm planının uygulanması şartıyla ihtiraz kaydı koyması, bildirgenin gerçek amacını örtbas etme ve Müslümanları yanıltma çabasından başka bir şey değildir ve hiçbir gerçek değeri yoktur.

Sonuç olarak, Gazze'yi ve tüm Filistin'i kurtarma yolu, Yahudilerin yaşadığı hayali bir devletten geçmiyor. Filistin'e İslami çözüm, gasbedilmiş topraklarda İslam'ın hüküm sürmesi, gaspçılarla savaşmak ve Müslüman ordularını mübarek topraklardan Yahudileri söküp atmak için seferber etmektir. Kalıcı ve köklü çözüm ise, Raşid Hilafet devletini kurmak ve İsra ve Miraç'ın mübarek topraklarını Hilafet'in kalkanıyla korumaktır. İnşallah, o günler uzak değildir.

Resulullah ﷺ şöyle buyurmuştur: «Müslümanlar Yahudilerle savaşmadıkça kıyamet kopmaz. Müslümanlar onları öldürecekler, öyle ki Yahudi taşın ve ağacın arkasına saklanacak, taş veya ağaç şöyle diyecek: Ey Müslüman, ey Allah'ın kulu, arkamda bir Yahudi var, gel onu öldür.» (Müslim rivayet etmiştir)

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi Radyosu için yazan:

Muhammed Emin Yıldırım

Amerika'nın İstediği, Silah Kalsa Bile Yahudi Varlığının Resmen Tanınmasıdır

Amerika'nın İstediği, Silah Kalsa Bile Yahudi Varlığının Resmen Tanınmasıdır

Haber:

Lübnan'daki siyasi ve güvenlik haberlerinin çoğu, diğer silahlardan ziyade Yahudi varlığını hedef alan silah konusuna odaklanıyor ve çoğu siyasi analist ve gazeteci tarafından vurgulanıyor.

Yorum:

Amerika, Yahudilerle savaşan silahın Lübnan ordusuna teslim edilmesini istiyor ve çıkarı olduğunda veya komşu ülkelerdeki Müslümanlar arasında kullanılabilecek tüm insanların elinde kalan silahları umursamıyor.

En büyük düşmanımız Amerika, bunu açıkça, hatta küstahça söyledi, elçisi Barrack bunu Lübnan'dan açıklarken, Lübnan devletine teslim edilmesi gereken silahın, mübarek Filistin'i gasp eden Yahudi varlığına karşı kullanılabilecek silah olduğunu, diğer bireysel veya orta düzeydeki hiçbir silahın Yahudi varlığına zarar vermediğini, aksine tekfirci, aşırılıkçı, gerici veya geri kalmışlar bahanesiyle Müslümanlar arasında çatışmayı körükleyerek ona, Amerika'ya ve tüm Batı'ya hizmet ettiğini, ya da mezhepçilik, milliyetçilik, ırkçılık bahanesiyle, hatta bizimle yüzlerce yıl yaşamış ve bizden canlarının, mallarının ve namuslarının korunmasından başka bir şey görmemiş olan Müslümanlar ve diğerleri arasında, kanunları kendimize uyguladığımız gibi onlara da uyguladığımızı, onlara ne hakkımız varsa onların da hakkı olduğunu, onlara ne yükümlülüğümüz varsa onların da yükümlülüğü olduğunu söyleyerek Müslümanlar arasında besledikleri diğer sıfatlarla. Çünkü İslami hüküm, Müslümanlar arasında olsun, devletin tebaası olan Müslümanlar ve diğerleri arasında olsun, yönetimde temeldir.

Mademki en büyük düşmanımız Amerika, Yahudi varlığına zarar veren silahı imha etmek veya etkisiz hale getirmek istiyor, o halde siyasetçiler ve medya mensupları neden buna odaklanıyor?!

Ve neden en önemli konular, Amerikan düşmanının talebi üzerine medyada ve Bakanlar Kurulu'nda derinlemesine araştırılmadan ve ümmet üzerindeki tehlikesinin boyutu açıklanmadan gündeme getiriliyor, bunların en tehlikelisi Yahudi varlığıyla kara sınırlarının çizilmesi, yani bu gaspçı varlığın resmen tanınmasıdır, öyle ki bundan sonra hiç kimsenin Filistin uğruna, yani sadece Filistin halkına aitmiş gibi bizi ikna etmeye çalıştıkları gibi sadece Filistin halkının değil, tüm Müslümanların malı olan Filistin için hiçbir silah, yani hiçbir silah taşıma hakkı kalmaz?!

Tehlike, bu konunun bazen barış, bazen uzlaşma, bazen bölgedeki güvenlik, bazen de ekonomik, turistik ve siyasi refah başlığı altında, bu ucube varlığı tanırsak Müslümanlara vaat ettikleri bolluk başlığı altında gündeme getirilmesidir!

Amerika, Müslümanların Yahudi varlığını tanımayı asla kabul etmeyeceklerini çok iyi biliyor, bu nedenle onları en önemli kader belirleyici meseleden uzaklaştırmak için başka yollarla onlara sızmaya çalışıyor. Evet, Amerika silah konusuna odaklanmamızı istiyor, ancak Lübnan resmi olarak onunla sınırları çizerek onu tanırsa, silah ne kadar güçlü olursa olsun fayda sağlamayacağını ve Yahudi varlığına karşı kullanılamayacağını, böylece Filistin topraklarındaki haklılığını Müslüman yöneticilere ve Filistin Otoritesine sığınarak kabul edeceğini biliyor.

Bu Yahudi varlığını tanımak, Allah'a, Resulüne ve müminlere ihanettir, Filistin'i kurtarmak için dökülen ve hala dökülmekte olan tüm şehitlerin kanlarına ihanettir ve tüm bunlara rağmen, Gazze-i Haşim'de ve Filistin'de savaşan ve bize kanlarıyla Yahudi varlığını asla tanımayacağımızı, bunun bedeli ne olursa olsun söylüyorlar... Peki Lübnan'da şartlar ne kadar zor olursa olsun Yahudi varlığını tanımayı kabul edecek miyiz?! Onunla sınırları çizmeyi, yani onu tanımayı, silah bizimle kalsa bile kabul edecek miyiz?! Vakit kaybetmeden cevaplamamız gereken soru bu.

Hizb-ut Tahrir Merkezi İletişim Bürosu Radyosu İçin Yazılmıştır

Dr. Muhammed Caber

Hizb-ut Tahrir Lübnan Vilayeti Merkezi İletişim Komitesi Başkanı