Plastik Yemek Şişesi: Bazılarının Kahramanlığı, Diğerlerinin İhaneti
(Tercüme)
Haber:
Son günlerde, sosyal medya Mısırlı Müslümanların plastik şişeleri yiyecekle doldurup Gazze sahillerine ulaşması için denize atarken çekilmiş fotoğraf ve videolarıyla çalkalandı.
Yorum:
Bir Müslüman, bu paylaşımları okurken çelişkili duygular hisseder. Bir yandan, İslam ümmetinin hayatta olduğuna ve Hz. Peygamberin ﷺ dediği gibi olduğuna seviniriz: "Müminlerin birbirlerine sevgi ve merhamet göstermeleri, birbirlerine şefkat duymaları, bir bedene benzer. Bedenin bir organı rahatsızlanırsa, diğer organlar da uykusuzluk ve ateşle ona iştirak eder." Buhari ve Müslim
Sisi'nin Gazze Şeridi'ne uyguladığı hain ablukaya karşı her türlü protestoyu yasaklayan baskıcı yönetimi altında, Mısır halkı, mevcut fırsatlara dayanarak Gazze'deki kardeşlerini desteklemenin daha fazla yolunu buluyor.
Öte yandan, bu fotoğraflar, Müslümanların topraklarının sahip olduğu muazzam ekonomik, politik ve en önemlisi askeri yeteneklere rağmen, Arap ve Arap olmayan Müslüman yöneticilerin ne kadar hain olduğunu, sessiz heykeller gibi, utanç verici bir kayıtsızlık ve ihmalle karşılık verdiklerini gösteriyor.
Filistin'deki mazlum kardeşlerine yardım eli uzatmak yerine, düşmanlarına destek olmayı seçtiler, bu da Müslümanları kısıtlıyor ve hareketlerini engelliyor. Bazıları bu çatışmada Yahudilerin yanında yer alırken, diğerleri, özellikle Mısır, işbirliği yapıyor. Ayrıca, Filistin halkının yanında durduğunu ilan eden yöneticiler de oldu, ancak yaklaşık iki yıldır, sadece uluslararası sistemi yaşananlardan dolayı utandırmaya ve Filistin konusundaki uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler kararlarına başvurmaya çalıştılar!
Burada, Müslümanları savunmak için yapılan herhangi bir eylemin değerlendirilmesinin, eylemi yapan kişiye göre değiştiğine dikkat çekmek istiyorum.
Örneğin, sıradan bir Müslüman'ın Gazze sahillerine ulaşması ve gıda ablukasını biraz olsun hafifletmesi umuduyla denize bir şişe karışım atması, övgüyü hak eden bir eylemdir, çünkü bu, takva ve İslami kardeşliğin bir tezahürüdür.
Gazze'deki Müslümanlar için dua etmek, Kurban Bayramı'nda Filistin'de kesilmek üzere kurbanlık almak için bir miktar para ayırmak veya bu ümmetin düşmanlarının yaptıklarını kınayan bir paylaşımı sosyal medyada yayınlamak veya yeniden yayınlamak, şüphesiz Kıyamet Günü'nde sahibinin sevaplarından sayılır.
Ancak, aynı eylemler Mısır, Ürdün, Pakistan ve Türkiye gibi İslam ülkelerinin yöneticileri tarafından yapıldığında veya daha doğrusu bunlarla sınırlı kalındığında, İslam'a ve Müslümanlara ihanet olarak kabul edilir.
Olanları aşağıdaki basit örnekle karşılaştıralım:
Bir yabancının sokakta komşunuzu dövmeye başladığı bir durumu hayal edin, gürültüye tepki olarak iki kişi evlerinden çıkıyor;
Birincisi, yaşlı ve hasta bir nine, bağırıp çağırmaya ve diğerlerinden kavga edenleri ayırmalarını istemeye başladı ve ayrıca saldırganın Allah korkusunu ve insanlığını hatırlatarak dövmeyi bırakmasını istedi.
İkincisi ise, çocukluğundan beri güreş yapan, yapılı ve atletik genç bir adam. Sadece görünüşü bile, başlayan kan dökülmesini büyük bir çaba sarf etmeden sona erdirebileceğini gösteriyor. Ancak, Allah'ın ona verdiği gücü kullanmadı ve sadece saldırganın insanlığını hatırlatmakla yetinmeye karar verdi.
Hangisi övgüyü hak ediyor ve hangisi eleştiriyi hak ediyor? Cevabın açık olduğunu düşünüyorum.
Elbette, bu ümmetin evlatlarının sorumluluğu, her Müslümanın yeteneklerine göre değişir. Ölüm döşeğindeki bir şeyh ile gençliğinin baharında olan bir genç karşılaştırılamaz. Ayrıca, sıradan bir Müslüman ile ordusu NATO'nun en büyük ikinci ordusu olan bir İslam ülkesinin yöneticisi de karşılaştırılamaz.
Örneğin, ordusu NATO'nun en büyük ikinci ordusu olan yönetici, Filistin'i desteklemek için yüz binlerce Müslümanı toplayan bir mitingde kendisini, komşusunun dövüldüğünü gören yaşlı bir kadına benzetti ve sonra sakin bir şekilde, kelimenin tam anlamıyla, "Gazze'de yaşanan katliamın asıl sorumlusu Batı'dır", "Her sivile üzülüyoruz, ancak İsrail umursamıyor"! dedi.
Şüphesiz, sıradan bir Müslümandan çıkan bu tür sözler, İslami kardeşliğin bir ifadesidir ve övgüyü hak eder, ancak aynı sözler bir yönetici tarafından söylendiğinde, Müslümanlar tarafından kınanmayı hak eden bir ihanetten başka bir şey değildir.
Ne yazık ki, bazı Müslümanların, Yahudi varlığına yönelik bu yöneticilerin ağzından çıkan mahkum edici konuşmaları onayladığını görüyoruz, oysa bu konuşma ve özünde boş olan bu sözler, Allah'ın bu yöneticiye ümmetin çıkarlarını korumak için verdiği potansiyelle hiç uyuşmuyor.
Yüce Allah Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruyor: ﴿Size ne oldu, nasıl hüküm veriyorsunuz?﴾!
Hizb-ut Tahrir Merkezi İletişim Ofisi Radyosu İçin Yazan
Fazıl Amzayev
Hizb-ut Tahrir Ukrayna İletişim Ofisi Başkanı