İhanet Ziyareti
(Tercüme)
Haber:
Trump, Pakistan'ı Kucaklıyor: "Taktiksel İlişki" mi, Yoksa Yeni Bir "Yakın Çevre" mi?
Trump, ABD ile Pakistan ilişkileri düzelirken, Pakistan Ordusu Komutanı Asım Münir'i Beyaz Saray'da görülmemiş bir öğle yemeğinde ağırlıyor. (El Cezire Com)
Yorum:
İslam ülkeleri - Gazze'den Keşmir'e, Tahran sokaklarına kadar - kan ağlarken, General Asım Münir'in ABD Başkanı Donald Trump'ı ziyareti sadece sıradan bir ziyaret değil, aynı zamanda büyük önem taşıyan bir ihanettir. Beyaz Saray'da gerçekleşen ve Trump tarafından Münir'in Hindistan ile yakın olan savaşı yatıştırmadaki rolüne duyulan minnetin ifadesi olarak nitelendirilen bu toplantı, Pakistan müesses nizamının bazı kesimleri tarafından stratejik bir diplomatik adım olarak övüldü. Gerçekte ise, bu toplantı, Pakistan askeri elitinin Batılı güçlerin önünde eğilme konusundaki utanç verici mirasında yeni bir bölümü temsil ediyor - bu güçler, Ortadoğu'nun dört bir yanında en son vahşi saldırı dalgasında silahlanıp Yahudi varlığını savunurken bile. Trump'ın Münir'i ağırlaması, ABD destekli Yahudi saldırılarının İran içinde yüzlerce kişinin ölümüne yol açmasının ardından geldi. Ancak Münir, ABD'nin bu kan dökme eylemindeki suç ortaklığına meydan okumak yerine, Yahudi varlığını finanse eden ve silahlandıran, İslam ülkelerinde insansız hava araçlarıyla saldırılar düzenlediğini ilan eden ve bir zamanlar Pakistan'ı yalan ve hile devleti olarak tanımlayan Trump'ın ta kendisine elini uzatıyor! Generalin Washington'daki varlığı, Pakistan liderliğinin sömürgeci hegemonyanın küresel sistemindeki suç ortaklığının boyutunu ortaya koyuyor.
Bu ziyaret, Pakistanlı askeri liderlerin Vaşington'un dostluğunu korumaya ümmetin yanında yer almaktan daha fazla öncelik verdikleri onlarca yıllık politikayı yansıtıyor. Trump'ın kendisi de yönetiminin Pakistan'ı öncelikle İran'a karşı stratejik nüfuzu ve Hindistan ile olan çatışmayı kontrol altına almasına yardımcı olması nedeniyle takdir ettiğini açıkça belirtti - bu çıkarlar Amerikan hegemonyasına hizmet ediyor, İslam ümmetine değil.
Bu ihaneti daha da acı verici kılan şey ise, Pakistan halkının fedakarlıkları, İslam'a olan derin sevgisi ile liderliğinin eylemleri arasındaki kopukluktur. Apaçık bir ihanet ve Allah'ın emirlerine boyun eğme, ümmetin düşmanlarına düşman gibi davranma, Müslümanların topraklarını savunma ve şehitlerinin intikamını alma yükümlülüğüne yönelik bariz bir ihmal söz konusudur. Bu yükümlülük, bu durumda, utanmadan terk edilmiştir.
Pakistan'daki Müslümanlara ve toplumumuzdaki uzantılarına: Size gerçek liderliğin İslam düşmanlarının önünde diz çökmeyeceğini, Filistin ve Keşmir yanarken sessiz kalmayacağını ve şimdi İran'ın kan ağladığını hatırlatırız. İleriye giden yol, Amerikan diktalarına karşı tam bir siyasi ve ideolojik kopuştan geçmektedir. Ancak Nübüvvet Minhacı Üzerine Hilafetin kurulmasıyla Pakistan askeri gücü işgal altındaki toprakları kurtarmak, kutsalları korumak ve ümmete adaleti geri getirmek için kullanılabilecektir. O zamana kadar, Trump gibi bir savaş suçlusuyla her el sıkışma, Pakistan liderliğinin İslami yükümlülüklerinden ne kadar saptığının acı bir hatırlatıcısı olmaya devam edecektir.
﴿Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdır. Sizden kim onları dost edinirse, o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna hidayet etmez.﴾
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi Radyosu için yazılmıştır
Heysem bin Sabit
Hizb-ut Tahrir'in Amerika'daki Medya Temsilcisi