Teçhizat Kitabı Özeti - 6
İslam hükümlerinin içeride uygulanmasından sonra devletin temel görevi, İslam davetini dışarıya taşımaktır. İslam'ın daveti dışarıya taşımak için belirlediği temel yöntem cihattır. Cihat için ordu gereklidir, ordunun silaha ihtiyacı vardır, silahın ise sanayiye ihtiyacı vardır. Bu, devletteki sanayinin askeri sanayi temeline dayanmasını gerektirir. İç güvenlik, ordunun savaşa odaklanabilmesi ve iç durumun istikrarıyla meşgul olmaması için gereklidir. Aynı şekilde, dış ilişkilerin temel ekseni de daveti taşımaktır. Bu nedenle, bu dört daire: ordu, iç güvenlik, sanayi ve dış ilişkiler tek bir daire olabilir ve halife, bu daire için bir emir atayabilir; çünkü bu dairelerin hepsi cihatla ilgilidir. Aynı zamanda, bu dairelerin her biri ayrı bir daire olabilir, her daire için bir yönetici atanabilir ve ordu için bir emir atanabilir. Sünnette, bu dairelerin her birinin sorumlusu ayrı ayrı belirlenmiştir.
Nitekim Peygamber Efendimiz (sav) ordulara emirler atamıştır. İç güvenlik konusunda ise Kays bin Sa'd, Resulullah'ın (sav) yanında, emir nezdindeki polis şefi gibiydi. Sanayi konusunda ise Peygamber Efendimiz (sav) mancınık ve tank yapımını emretmiştir. Bundan, askeri sanayinin halifenin sorumluluğunda olduğu ve onu yönetecek bir yöneticinin atanması gerektiği anlaşılmaktadır. Düşmanı caydırmak için hazırlık yapmak gerektiğinden, hazırlık yapmak için de fabrikalara ihtiyaç olduğundan, askeri fabrikalar kurmak farzdır. Devletin kurması gereken fabrikalar, insanların ihtiyaçlarını karşılaması gerektiği için iki türdedir: Birincisi, kamu mülkiyetindeki fabrikalar. Bu tür fabrikalar, ürettikleri maddeye bağlı olarak tüm Müslümanların ortak mülkiyetinde olmalı ve devlet Müslümanlar adına bu fabrikaları kurmalıdır. İkinci tür fabrikalar ise silah fabrikalarıdır. Uluslararası ilişkiler konusuna gelince, halife bu alana devletin diğer kurumları gibi bir yönetici atayabilir. Buna göre, bu dört daire tek bir cihat dairesi olabilir veya bu daireler ayrı olabilir. Ancak biz, bu dairelerin genişliği nedeniyle ve cihat emirinin yetkilerinin genişleyerek devlette bir güç merkezi haline gelmemesi ve takvası zayıfladığında zarar vermemesi için ayrı olmasını tercih ediyoruz.
Harbiye dairesi, devletin kurumlarından biridir ve başkanı cihat emiri olarak adlandırılır. Harbiye dairesi, silah, teçhizat, askeri heyetler, savaşan kâfirler hakkında istihbarat toplama vb. gibi silahlı kuvvetlerle ilgili tüm işleri üstlenir.
Davet yöntemi cihattır ve cihat farzdır. Allah Teâlâ, her Müslümana cihadı ve askerlik eğitimini farz kılmıştır. Bu nedenle, on beş yaşına giren herkes askerlik eğitimi almak zorundadır; çünkü savaşmak eğitim gerektirir ve vacibi yerine getirmek için gereken şey de vaciptir. Aynı şekilde, bu eğitim ve yüksek savaş deneyimi, ordunun düşmanı caydırmak için hazırlanmasının bir parçasıdır. Askerlik, yani orduda sürekli olarak asker bulundurmak, kifaye farzdır. Cihadın gerektirdiği şeyleri yerine getiren ve fiilen cihat eden mücahitler olmalıdır; çünkü cihat farzı sürekli ve devamlıdır.
Ordu iki kısımdır: Daimi kısım ve yedek kısım. Tüm Müslümanlar yedek ordu olmalıdır; çünkü cihat her Müslümana farzdır. Daimi kısım ise bulunmak zorundadır; çünkü sürekli cihat etmek ve Müslümanları korumak ancak daimi bir ordu ile mümkündür ve vacibi yerine getirmek için gereken şey de vaciptir. Bu daimi ordunun çalışanları maaş alır. Müslüman olmayanlar savaşmak için kiralanır ve kiralama, fayda üzerine yapılan bir sözleşmedir, bu nedenle bir kişiyi askerlik için kiralamak caizdir. Müslümana gelince, faydası başkalarına da dokunan bir ibadet söz konusu ise, o ibadeti yapmak için kiralanması caizdir. Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur: "Üzerine ücret aldığınız şeylerin en çok hak edileni Allah'ın kitabıdır." Yine Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur: "Gazinin ecri vardır, ücret verenin de ecri vardır ve gazinin ecri vardır." Gazi, bizzat savaşan kişidir, ücret veren ise başkasını ücretle savaştıran kişidir. Bu hadis, bir kişinin başkasına ücret vererek onun adına savaşmasını caiz kıldığına delalet eder. Buradaki ücret, maaş anlamındadır. Onlar, cihatlarındaki Allah katındaki ecirlerinin yanı sıra, memurlar gibi maaş da alırlar.
Ordu, birkaç ordudan oluşan tek bir ordu haline getirilir ve her birine bir numara verilir. Ordu, çeşitli eyaletlerde bulunan kamplara, askeri üslere ve bazıları da seyyar kamplara ayrılır. Bu düzenlemelerden bazıları mubahtır ve orduların adlandırılması gibi halifenin görüşüne bırakılır. Bazıları ise, memleketleri korumak için mutlaka gerekli olması gibi, vacibi yerine getirmek için gerekli olan şeylerdendir, örneğin ordunun sınır bölgelerinde düzenlenmesi gibi.