مع الحديث الشريف - الضعفاء أهل الجنة والمستكبرون أهل النار
مع الحديث الشريف - الضعفاء أهل الجنة والمستكبرون أهل النار

نحييكم جميعا أيها الأحبة في كلم كان، في حلقة جديدة من برنامجكم "مع الحديث الشريف" ونبدأ بخير تحية، فالسلام عليكم ورحمة الله وبركاته.

0:00 0:00
Speed:
April 08, 2016

مع الحديث الشريف - الضعفاء أهل الجنة والمستكبرون أهل النار

الحديث الشريف


الضعفاء أهل الجنة والمستكبرون أهل النار


نحييكم جميعا أيها الأحبة في كلم كان، في حلقة جديدة من برنامجكم "مع الحديث الشريف" ونبدأ بخير تحية، فالسلام عليكم ورحمة الله وبركاته.


عن حَارِثَةَ بْنَ وَهْبٍ رضي الله عنه قال: سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول: «أَلَا أُخْبِرُكُمْ بِأَهْلِ الْجَنَّةِ؟ كُلُّ ضَعِيفٍ مُتَضَعِّفٍ، لَوْ يُقْسِمُ عَلَى اللَّهِ لَأَبَرَّهُ، أَلَا أُخْبِرُكُمْ بِأَهْلِ النَّار؟ كُلُّ عُتُلٍّ جَوَّاظٍ مُسْتَكْبِرٍ» متفق عليه.


شرح الحديث:


«أَلَا»: حرف استفتاح لتنبيه السامع للكلام الآتي بعده. « أُخْبِرُكُمْ بِأَهْلِ الْجَنَّةِ»: أي بمعظمهم. «كُلُّ ضَعِيفٍ»: أي نفسه ضعيفة لتواضعه وضعف حاله في الدنيا. «مُتَضَعِّفٍ»: يعني أن الناس يقهرونه ويستضعفونه ويفخرون عليه لضعف حاله في الدنيا, وقيل المراد أنه يستضعف: أي يخضع لله سبحانه ويذل له نفسه. « لَوْ يُقْسِمُ عَلَى اللَّهِ لَأَبَرَّهُ»: أي لأبر قسمه: أي لو حلف يمينًا طمعًا في كرم الله بإبراره لأبره بحصول ذلك, ومن ذلك ما روي عن أنس بن النضير في أخته الربيع لما كسرت بالقصاص, فقال أنس: "والله لا تكسر سن الربيع", فما كان من الجارية إلا أن عفت، فارتفع بعفوها الحد, ثم قال صلى الله عليه وسلم: «إن منكم يا معشر الأنصار من لو أقسم على الله لأبره»، فإن من عباد الله من لو أقسم على الله لأبر قسمه كل زمن ووقت بقضاء حوائجهم وتيسير مطالبهم. «أَلَا أُخْبِرُكُمْ بِأَهْلِ النَّارِ» أي بسماتهم وأفعالهم لتجتنبوها, هم: «كُلُّ عُتُلٍّ» بضم العين وهو الغليظ الجافي. «جَوَّاظٍ» بفتح الجيم وتشديد الواو, وهو الجموع المنوع البخيل, وقيل الضخم المختال في مشيته, وقيل القصير البطين لشرهه ونهمه، فليس غرضه سوى ملء بطنه.


التعليق:


إن هذا الحديث الشريف ليجسّد الواقع المرير الذي تمر به خير أمة أُخرجت للناس. وليس هذا فحسب، بل يخبرنا أن الله سبحانه وتعالى قد كتب في كتابه المحفوظ من سيدخلهم الجنة، ومنهم الكثيرون المستضعفون، والمغلوب على أمرهم بسلطان، أو بطبيعة حالهم. وهؤلاء يقع عليهم حِسنا من ضعفاء هذا الزمان. والضعيف الذي أراده هذا الحديث ليس هو ضعيف الجسد، وإنما الذي تسلط عليه جبارٌ أو ظالم. وهؤلاء أراد أن يصبرهم الله عز وجل، فبشّرهم بأن لهم الجنة، وهم أهلها، غير أن الغلبة في النهاية ليست للظالمين، بل هي لله ولرسوله وللمؤمنين الصادقين.


وهذا لا يعني الركون إلى الفوز العظيم في الآخرة ببشرى دخول الجنة، بل العمل لها، والتلبس بما يرضي الله سبحانه وتعالى، حتى يكون المرء ممن يقسم على الله ويُستجاب له. والإخلاص في العمل ركن من أركان الاستجابة، واليقين بالإجابة ولو بعد حين يجب أن يكون عند المؤمن.


أما الطرف الآخر، فهم أصحاب النار، وهؤلاء حدّث عنهم ولا حرج، فهم كالشمس في رابعة النهار، لا يخفون على أي بصير. ومن أصنافهم الجبابرة القاهرون للبشر، مانعو حقوقهم، فهؤلاء من أهلها، وسوف يلقون فيها العذاب الذي أنذرهم الله به، بعد أن حذّرهم منها، ونهاهم عن عصيانه عز وجل.


فمكان الصالحين المظلومين سيكون في الجنة، أما من عصى الله عز وجل ولم يتب فله مكان في نار جهنم. فالله نسأل أن نكون من أهل الجنة، والله نسأل أن يرفع عنا ظلم الظالمين، وإن يتوبوا يغفر الله لهم، هو التواب الغفور.


أحبتنا الكرام، وإلى حين أن نلقاكم مع حديث نبوي آخر، نترككم في رعاية الله، والسلام عليكم ورحمة الله وبركاته.


كتبه للإذاعة: د. ماهر صالح

More from Hukuk

Hadis-i Şerif ile - Müflisin Kim Olduğunu Biliyor musunuz?

Hadis-i Şerif ile

Müflisin Kim Olduğunu Biliyor musunuz?

Hizb-ut Tahrir Merkezi İletişim Bürosu radyosunun değerli dinleyicileri, Allah'ın selamı üzerinize olsun. Hadis-i Şerif programımızla sizinle tekrar birlikteyiz. Bölümümüze İslam'ın selamıyla başlıyoruz: Es-Selamu Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berakatuhu.

Müsned-i Ahmed'de - El-Müksirin'in Müsnedinin Kalanı - Ümmetimden müflis o kimsedir ki, kıyamet gününde oruç, namaz ve zekât ile gelir. Ama aynı zamanda birinin namusuna sövmüş, diğerine iftira etmiş, birinin malını yemiştir.

Bize Abdurrahman, Züheyr'den, o da Ala'dan, o da babasından, o da Ebu Hureyre'den, o da Peygamber (sav)'den rivayet etti: "Müflisin kim olduğunu biliyor musunuz?" Dediler ki: Ey Allah'ın Resulü, bizde müflis, ne dirhemi ne de malı olan kimsedir. Dedi ki: "Ümmetimden müflis o kimsedir ki, kıyamet gününde oruç, namaz ve zekât ile gelir. Ama aynı zamanda birinin namusuna sövmüş, diğerine iftira etmiş, birinin malını yemiştir. Oturtulur, bu ondan iyiliklerinden alır, diğeri de ondan iyiliklerinden alır. Eğer üzerindeki günahlardan dolayı iyilikleri tükenirse, onların günahlarından alınır, ona yüklenir, sonra da ateşe atılır."

Bu hadis, anlamının anlaşılması ve idrak edilmesi gereken diğer önemli hadisler gibi kabul edilir. Çünkü insanlardan bazıları, namazı, orucu ve zekâtına rağmen müflistir. Çünkü o, buna sövmüş, buna iftira etmiş, bunun malını yemiş, bunun kanını dökmüş ve bunu dövmüştür.

Ve iflası, sermayesi sayılan iyiliklerinden alınması ve bunun için verilmesi, sövme, iftira ve dövme bedelinin ödenmesiyle olur. İyilikleri, üzerindeki borçlar ödenmeden önce tükenirse, onların günahlarından alınır, ona yüklenir, sonra da ateşe atılır.

Peygamber Efendimiz (sav) ashabına "Müflisin kim olduğunu biliyor musunuz?" diye sorduğunda, "biliyor musunuz" derken, deraye'den, yani işlerin iç yüzünü bilmekten bahsediyor. "Biliyor musunuz, yani müflis kimdir gerçekte?" Bu, Hz. Ali'nin (r.a.) şu sözünü teyit eder: "Zenginlik ve fakirlik, Allah'a arz edildikten sonradır." Onlara bu soru sorulduğunda, deneyimlerinden yola çıkarak cevap verdiler: "Bizde müflis, ne dirhemi ne de malı olan kimsedir." Resulullah'ın (sav) ashabına göre müflis budur. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurdu: Hayır,... Dedi ki: "Ümmetimden müflis o kimsedir ki, kıyamet gününde oruç, namaz ve zekât ile gelir..."

Bu, Hz. Ömer'in şu sözünü teyit eder: "Dileyen oruç tutar, dileyen namaz kılar, ama önemli olan istikamettir." Çünkü namaz, oruç, hac ve zekât, insanın samimiyetle yapabileceği ibadetlerdir. Ama aynı zamanda riyakârlıkla da yapılabilir. Ancak ağırlık merkezi, Allah'ın emrine göre hareket etmektir.

Allah'tan bizi hak üzere sabit kılmasını, bizi muttakilerden kılmasını, kötülüklerimizi iyiliklere çevirmesini ve huzuruna çıktığımız gün bizi rezil etmemesini dileriz. Allah'ım, amin.

Değerli dinleyicilerimiz, başka bir hadis-i şerif ile buluşuncaya kadar, emanetleri zayi etmeyen Allah'a emanet olun. Es-Selamu Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berakatuhu.

Radyo için yazan

Afraa Turab

Hadis-i Şerif ile - Münafıklar ve Kötü İşleri

Hadis-i Şerif ile

Münafıklar ve Kötü İşleri

Her yerde bulunan sevgili dinleyicilerimiz, "Hadis-i Şerif ile" programınızın yeni bir bölümünde hepinize merhaba diyoruz ve en güzel selamla başlıyoruz: Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

Büreyde (radiyallahu anh) anlatıyor: Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdular ki: "Münafığa 'efendi' demeyin. Eğer o efendi olursa, şüphesiz Rabbinizi gazablandırmış olursunuz." Ebu Davud sahih bir isnadla rivayet etti.

Değerli dinleyicilerimiz,

En güzel söz Allah'ın kelamıdır, en güzel yol Muhammed bin Abdullah'ın (aleyhisselatu vesselam) yoludur. Bundan sonra,

Bu hadis-i şerif, tanıdığımız münafıklara nasıl davranmamız gerektiğini bize gösteriyor. Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem), münafıkların hepsini isimleriyle bilen tek kişiydi. Ancak bizler bazılarını sıfatlarından tanıyabiliriz. Kur'an'ın belirttiği gibi, farzları isteksizce ve zorla yerine getirenler, İslam'a ve Müslümanlara tuzak kuranlar, fitneleri teşvik edenler, yeryüzünde fesat çıkaranlar, fuhşiyatın yayılmasını sevenler, onu davet edenler, koruyanlar ve gözetenler, İslam ve Müslümanlar hakkında yalan söyleyenler ve münafıklıkla nitelenen diğerleri gibi.

Bu nedenle, şeriatın güzel gördüğünü ve çirkin gördüğünü anlamalıyız ki, münafığı samimiden ayırt edebilelim ve ona karşı uygun önlemi alabilelim. Şeriata aykırı davranan, ancak İslam'ı ve Müslümanları koruma adına davrandığını gösteren kişiye güvenmemeliyiz. Onun peşinden gitmemeli, onu desteklememeli, hatta onu 'efendi' olarak nitelendirmemeliyiz, aksi takdirde Allah (Subhanehu ve Teala) bize gazap eder.

Biz Müslümanlar, İslam'ı ve Müslümanları en çok koruyan insanlar olmalıyız ve münafıkların dinimize ve ailemize girmesine izin vermemeliyiz. Onlar, çoklukları ve çeşitli yüzleri nedeniyle bugünlerde karşılaşabileceğimiz en tehlikeli unsurlardır. İslam iddiasında bulunanların eylemlerini ölçmek için şeriatın ölçüsünü hazır bulundurmalıyız. Çünkü İslam, bizleri bu tür kötü insanlardan koruyan bir kalkandır.

Allah'tan ümmetimizi bu tür suçlulardan korumasını, bizleri doğru yola ve insanların davranışlarını ölçerek Allah'ın sevmediği kişilerden uzaklaşmamızı sağlayacak doğru ölçüye yöneltmesini dileriz. Allah'ım, amin.

Değerli dinleyicilerimiz, başka bir hadis-i şerif ile buluşuncaya kadar, sizi Allah'a emanet ediyoruz. Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

Radyo için yazan: Dr. Maher Salih