Hadis-i Şerif ile - Sabır Zaferin ve Güçlenmenin Anahtarıdır
Hadis-i Şerif ile - Sabır Zaferin ve Güçlenmenin Anahtarıdır

   Her yerde bulunan tüm sevdiklerimizi, "Hadis-i Şerif ile" programınızın yeni bir bölümünde selamlıyor ve en güzel selamlama ile başlıyoruz: Es-selamu aleyküm ve rahmetullahi ve berekatuhu.

0:00 0:00
Speed:
November 08, 2025

Hadis-i Şerif ile - Sabır Zaferin ve Güçlenmenin Anahtarıdır

Hadis-i Şerif ile

Sabır Zaferin ve Güçlenmenin Anahtarıdır

   Her yerde bulunan tüm sevdiklerimizi, "Hadis-i Şerif ile" programınızın yeni bir bölümünde selamlıyor ve en güzel selamlama ile başlıyoruz: Es-selamu aleyküm ve rahmetullahi ve berekatuhu.

   İbn Hacer el-Askalani'nin Sahih-i Buhari şerhi Fethu'l-Bari'de -tasarruflu olarak- Kabirlere Ziyaret babında şöyle geçmektedir:

   Adam bize anlattı, Şu'be bize anlattı, Sabit Enes bin Malik'ten (Allah ondan razı olsun) rivayet etti: Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) bir kabrin başında ağlayan bir kadına rastladı ve şöyle dedi: Allah'tan kork ve sabret. Kadın: Benden uzak dur, çünkü sen benim musibetimi yaşamadın, dedi ve onu tanımadı. Ona Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) olduğu söylendi. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)'in kapısına geldiğinde yanında kapıcılar bulamadı ve: Seni tanımadım, dedi. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): Asıl sabır, ilk sarsıntıda gösterilen sabırdır, buyurdu.

Değerli dinleyiciler:

   İnsanın sevap kazandığı sabır, ancak sarsıntının başında gösterilen sabırdır. İşte bu, sahibini öven sabırdır. Çünkü o, Allah'ın verdiğinin de aldığının da O'na ait olduğunu ve her şeyin O'nun katında bir ölçüye göre olduğunu bilir. Bu yüzden Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem): Allah'tan kork ve sabret, buyurmuştur. Müslümanlardan bazıları ise ölen bir yakını olduğunda sürekli kabrine gider, sabah akşam ağlar, üzülür, kederlenir. Ölen kişi neredeyse aklından ve hayalinden çıkmaz, musibeti unutmaz. Bu ise Allah'ın (c.c.) muradına aykırıdır.

Ey Müslümanlar:

   Sabır... Sabır... Ümmetin bugünlerde yaşadığı tasa, keder, öldürme ve yerinden etme olayları, onları Resulullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem): Benden uzak dur, çünkü sen benim musibetimi yaşamadın, diyen kadının yerine geçmeye itiyor. Burada sevgili Peygamberimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) bize öğrettiğini söylüyoruz: Üzülme ey kerim ümmet, umutsuzluğa kapılma, ey Şam'daki Müslümanlar umutsuzluğa kapılmayın ve telaşlanmayın. Bilin ki başınıza gelenler Allah'tan bir ecir ve hayırdır ve asıl sabır ilk sarsıntıda gösterilen sabırdır. Gecenin son saati en karanlık ve zifiri olandır. İlk İslam devleti de Peygamberimize (sallallahu aleyhi ve sellem) karşı yapılan komploların en şiddetli olduğu zamanlarda kuruldu. Hicret oldu, devlet oldu, zafer ve güçlenme oldu.  

   Allah'ım, Müslümanların perişanlığını giderecek, üzerlerindeki belayı kaldıracak, Nübüvvet Minhacı üzere Râşid bir Hilafeti bize çabucak nasip et. Allah'ım, yeryüzünü Kerim vechine ait nurunla aydınlat. Allah'ım, amin, amin.

   Değerli dostlarımız, bir başka Nebevi hadiste buluşuncaya kadar sizleri Allah'a emanet ediyoruz. Es-selamu aleyküm ve rahmetullahi ve berekatuhu.

Radyo için yazan: Ebu Meryem

More from Hukuk

Hadis-i Şerif ile - Müflisin Kim Olduğunu Biliyor musunuz?

Hadis-i Şerif ile

Müflisin Kim Olduğunu Biliyor musunuz?

Hizb-ut Tahrir Merkezi İletişim Bürosu radyosunun değerli dinleyicileri, Allah'ın selamı üzerinize olsun. Hadis-i Şerif programımızla sizinle tekrar birlikteyiz. Bölümümüze İslam'ın selamıyla başlıyoruz: Es-Selamu Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berakatuhu.

Müsned-i Ahmed'de - El-Müksirin'in Müsnedinin Kalanı - Ümmetimden müflis o kimsedir ki, kıyamet gününde oruç, namaz ve zekât ile gelir. Ama aynı zamanda birinin namusuna sövmüş, diğerine iftira etmiş, birinin malını yemiştir.

Bize Abdurrahman, Züheyr'den, o da Ala'dan, o da babasından, o da Ebu Hureyre'den, o da Peygamber (sav)'den rivayet etti: "Müflisin kim olduğunu biliyor musunuz?" Dediler ki: Ey Allah'ın Resulü, bizde müflis, ne dirhemi ne de malı olan kimsedir. Dedi ki: "Ümmetimden müflis o kimsedir ki, kıyamet gününde oruç, namaz ve zekât ile gelir. Ama aynı zamanda birinin namusuna sövmüş, diğerine iftira etmiş, birinin malını yemiştir. Oturtulur, bu ondan iyiliklerinden alır, diğeri de ondan iyiliklerinden alır. Eğer üzerindeki günahlardan dolayı iyilikleri tükenirse, onların günahlarından alınır, ona yüklenir, sonra da ateşe atılır."

Bu hadis, anlamının anlaşılması ve idrak edilmesi gereken diğer önemli hadisler gibi kabul edilir. Çünkü insanlardan bazıları, namazı, orucu ve zekâtına rağmen müflistir. Çünkü o, buna sövmüş, buna iftira etmiş, bunun malını yemiş, bunun kanını dökmüş ve bunu dövmüştür.

Ve iflası, sermayesi sayılan iyiliklerinden alınması ve bunun için verilmesi, sövme, iftira ve dövme bedelinin ödenmesiyle olur. İyilikleri, üzerindeki borçlar ödenmeden önce tükenirse, onların günahlarından alınır, ona yüklenir, sonra da ateşe atılır.

Peygamber Efendimiz (sav) ashabına "Müflisin kim olduğunu biliyor musunuz?" diye sorduğunda, "biliyor musunuz" derken, deraye'den, yani işlerin iç yüzünü bilmekten bahsediyor. "Biliyor musunuz, yani müflis kimdir gerçekte?" Bu, Hz. Ali'nin (r.a.) şu sözünü teyit eder: "Zenginlik ve fakirlik, Allah'a arz edildikten sonradır." Onlara bu soru sorulduğunda, deneyimlerinden yola çıkarak cevap verdiler: "Bizde müflis, ne dirhemi ne de malı olan kimsedir." Resulullah'ın (sav) ashabına göre müflis budur. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurdu: Hayır,... Dedi ki: "Ümmetimden müflis o kimsedir ki, kıyamet gününde oruç, namaz ve zekât ile gelir..."

Bu, Hz. Ömer'in şu sözünü teyit eder: "Dileyen oruç tutar, dileyen namaz kılar, ama önemli olan istikamettir." Çünkü namaz, oruç, hac ve zekât, insanın samimiyetle yapabileceği ibadetlerdir. Ama aynı zamanda riyakârlıkla da yapılabilir. Ancak ağırlık merkezi, Allah'ın emrine göre hareket etmektir.

Allah'tan bizi hak üzere sabit kılmasını, bizi muttakilerden kılmasını, kötülüklerimizi iyiliklere çevirmesini ve huzuruna çıktığımız gün bizi rezil etmemesini dileriz. Allah'ım, amin.

Değerli dinleyicilerimiz, başka bir hadis-i şerif ile buluşuncaya kadar, emanetleri zayi etmeyen Allah'a emanet olun. Es-Selamu Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berakatuhu.

Radyo için yazan

Afraa Turab

Hadis-i Şerif ile - Münafıklar ve Kötü İşleri

Hadis-i Şerif ile

Münafıklar ve Kötü İşleri

Her yerde bulunan sevgili dinleyicilerimiz, "Hadis-i Şerif ile" programınızın yeni bir bölümünde hepinize merhaba diyoruz ve en güzel selamla başlıyoruz: Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

Büreyde (radiyallahu anh) anlatıyor: Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdular ki: "Münafığa 'efendi' demeyin. Eğer o efendi olursa, şüphesiz Rabbinizi gazablandırmış olursunuz." Ebu Davud sahih bir isnadla rivayet etti.

Değerli dinleyicilerimiz,

En güzel söz Allah'ın kelamıdır, en güzel yol Muhammed bin Abdullah'ın (aleyhisselatu vesselam) yoludur. Bundan sonra,

Bu hadis-i şerif, tanıdığımız münafıklara nasıl davranmamız gerektiğini bize gösteriyor. Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem), münafıkların hepsini isimleriyle bilen tek kişiydi. Ancak bizler bazılarını sıfatlarından tanıyabiliriz. Kur'an'ın belirttiği gibi, farzları isteksizce ve zorla yerine getirenler, İslam'a ve Müslümanlara tuzak kuranlar, fitneleri teşvik edenler, yeryüzünde fesat çıkaranlar, fuhşiyatın yayılmasını sevenler, onu davet edenler, koruyanlar ve gözetenler, İslam ve Müslümanlar hakkında yalan söyleyenler ve münafıklıkla nitelenen diğerleri gibi.

Bu nedenle, şeriatın güzel gördüğünü ve çirkin gördüğünü anlamalıyız ki, münafığı samimiden ayırt edebilelim ve ona karşı uygun önlemi alabilelim. Şeriata aykırı davranan, ancak İslam'ı ve Müslümanları koruma adına davrandığını gösteren kişiye güvenmemeliyiz. Onun peşinden gitmemeli, onu desteklememeli, hatta onu 'efendi' olarak nitelendirmemeliyiz, aksi takdirde Allah (Subhanehu ve Teala) bize gazap eder.

Biz Müslümanlar, İslam'ı ve Müslümanları en çok koruyan insanlar olmalıyız ve münafıkların dinimize ve ailemize girmesine izin vermemeliyiz. Onlar, çoklukları ve çeşitli yüzleri nedeniyle bugünlerde karşılaşabileceğimiz en tehlikeli unsurlardır. İslam iddiasında bulunanların eylemlerini ölçmek için şeriatın ölçüsünü hazır bulundurmalıyız. Çünkü İslam, bizleri bu tür kötü insanlardan koruyan bir kalkandır.

Allah'tan ümmetimizi bu tür suçlulardan korumasını, bizleri doğru yola ve insanların davranışlarını ölçerek Allah'ın sevmediği kişilerden uzaklaşmamızı sağlayacak doğru ölçüye yöneltmesini dileriz. Allah'ım, amin.

Değerli dinleyicilerimiz, başka bir hadis-i şerif ile buluşuncaya kadar, sizi Allah'a emanet ediyoruz. Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

Radyo için yazan: Dr. Maher Salih