مع الحديث الشريف - التقوى والأخلاق
مع الحديث الشريف - التقوى والأخلاق

نحييكم جميعا أيها الأحبة في كل مكان، في حلقة جديدة من برنامجكم "مع الحديث الشريف" ونبدأ بخير تحية، فالسلام عليكم ورحمة الله وبركاته.   عن أبي جندب بن جنادة وأبي عبد الرحمن معاذ بن جبل رضي الله عنهما عن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال: «اتَّقِ اللَّهَ حَيْثُمَا كُنْتَ، وأَتْبِعْ السَّيِّئَةَ الْحَسَنَةَ تَمْحُهَا، وخَالِقِ النَّاسَ بِخُلُقٍ حَسَنٍ» رواه الترمذي.

0:00 0:00
Speed:
April 17, 2016

مع الحديث الشريف - التقوى والأخلاق

الحديث الشريف

التقوى والأخلاق

نحييكم جميعا أيها الأحبة في كل مكان، في حلقة جديدة من برنامجكم "مع الحديث الشريف" ونبدأ بخير تحية، فالسلام عليكم ورحمة الله وبركاته.

عن أبي جندب بن جنادة وأبي عبد الرحمن معاذ بن جبل رضي الله عنهما عن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال: «اتَّقِ اللَّهَ حَيْثُمَا كُنْتَ، وأَتْبِعْ السَّيِّئَةَ الْحَسَنَةَ تَمْحُهَا، وخَالِقِ النَّاسَ بِخُلُقٍ حَسَنٍ» رواه الترمذي.

شرح الحديث:

«اتَّقِ اللَّهَ» أمر من التقوى، وهي امتثال أوامره تعالى واجتناب نواهيه، وهذا على حد قوله تعالى: (اتَّقُوا اللَّهَ) أي غضبه، وهو أعظم ما يُتقى، لما ينشأ عنه من العقاب الدنيوي والآخروي.

«حَيْثُمَا كُنْتَ»: أي في أي مكان كنت، حيث يراك الناس وحيث لا يرونك، اكتفاء بنظره عز وجل، قال سبحانه وتعالى: (إِنَّ اللّهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَقِيباً)، ومن ثم قال رسول الله صلى الله عليه وسلم لأبي ذر: "أوصيك بتقوى الله في سرائرك وعلانيتك".

«وأَتْبِعْ السَّيِّئَةَ الْحَسَنَةَ تَمْحُهَا» وجه مناسبتها لما قبلها أن العبد مأمور بالتقوى في كل حال، ولما كان ربما يفرط إما بترك بعض المأمورات أو فعل بعض المنهيات، وذلك لا ينافي وصف التقوى كما دل عليه نظم سياق (أُعِدَّتْ لِلْمُتَّقِينَ) إلى أن قال في وصفهم: (وَالَّذِينَ إِذَا فَعَلُوا فَاحِشَةً ...)، أمره بما يمحو به ما فرط فيه، وهذا الحديث على حد (إِنَّ الحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّيِّئَاتِ)، وظاهر قوله: «تَمْحُهَا» وقوله تعالى: (يُذْهِبْنَ السَّـيِّئَاتِ) أن الحسنة تمسح السيئة من الصحف، وقيل عبر به عن ترك المؤاخذة بها، فهي موجودة فيها بلا محو إلى يوم القيامة.

«وخَالِقِ النَّاسَ بِخُلُقٍ حَسَنٍ» جماعة، ينحصر كما ذكر عن الترمذي وغيره في طلاقة الوجه لهم، وكف الأذى عنهم، وبذل المعروف إليهم.

التعليق:

إن هذا الحديث العظيم الغني بالإرشادات العظيمة، يتطرق لثلاثة أمور؛ التقوى، والحسنة تمحو السيئة، والخلق الحسن.

أما التقوى فقد حرص الإسلام على الإرشاد لها في كل موضوع، حيث إن الإسلام لم يترك كبيرة ولا صغيرة إلا ووضع لها حكمًا، فإن كانت أعمالًا يرغب الإنسان في القيام بها فقد ضبطها الشرع بشكل ينسجم مع طبائع الإنسان ومكوناته الخلقية، وأما فيما يتعلق بالأشياء، فقد سخّرها الله للإنسان، ومنع منها بعضًا لحكمته عز وجل، لهذا كانت أحكام الإسلام حدودًا واضحة لكل شيء في الدنيا، وأرشدنا لفعل الصواب وسلوك الطريق المستقيم، وهذا هو عين التقوى، أي الانضباط على ما جاء به الإسلام الذي أُنزل على رسولنا الكريم، محمد صلى الله عليه وسلم، من عند الخالق الباري. فمن كان يريد التقرب من الله عز وجل فما عليه سوى التزام أوامره، واجتناب نواهيه سبحانه، وهذا ما يحب الله من عباده الصالحين. والأمر الآخر، هو الثواب أو الإثم المترتب عن الفعل، وقد رتّب الله عن التقوى ثوابًا عظيمًا، من يتقيه يدخله الجنة، الجائزة الكبرى، ومن لا يتقيه، فجزاؤه النار، وبئس المصير. 

الأمر الثاني الذي أرشد إليه الحديث الشريف هو أن الله يريد الخير للإنسان، ولا يريد أن يعذّبه، والله العدل، إن أخطأ المرء لا ينتهي أمره، ولا يخسر وينال الغضب الذي لا يزول، بل يحسب للإنسان عمله الصالح والسيئ، وإن أتبع المرء سيئته بعمل صالح، فإن سيئته تُمحى، فالله سبحانه وتعالى جعل لنا مجالًا للرجوع عن الخطأ، بالاستغفار والتوبة، وبالعمل الصالح، الذي ننال عليه الأجر العظيم، فيُؤخذ من هذا الأجر لتُمحى بها السيئة. ومع هذا فقد فصل الإسلام بين حق الله وحقوق العباد، فإذا كان الذنب متعلقًا بحق آدمي، فعليه أن يعيد له هذا الحق أو يحصل على مسامحته، حتى يغفر الله له ويقبل توبته.

الأمر الأخير الذي أشار إليه الحديث الشريف هو مخالقة الناس بخلق حسن، وهذا مما يدعو إلى الصفح والمسامحة، ويرشد إلى الصراط المستقيم.

إنه مما نحن في أمس الحاجة إليه هو أن نتقي الله في كل أعمالنا، ونسير على الخط المستقيم الذي رسمه الله لنا في شرعه في هذه الحياة، حتى نستحق رضا الله سبحانه وتعالى. وعلينا أن نحرص كل الحرص على التسابق لفعل الخير، وتطبيق شرع الله، ليس فقط في الأخلاق، بل كاملًا، وأن نكون إخوة في الله بكل معنى الكلمة.

أحبتنا الكرام، وإلى حين أن نلقاكم مع حديث نبوي آخر، نترككم في رعاية الله، والسلام عليكم ورحمة الله وبركاته.

كتبه للإذاعة: د. ماهر صالح

More from Hukuk

Hadis-i Şerif ile - Müflisin Kim Olduğunu Biliyor musunuz?

Hadis-i Şerif ile

Müflisin Kim Olduğunu Biliyor musunuz?

Hizb-ut Tahrir Merkezi İletişim Bürosu radyosunun değerli dinleyicileri, Allah'ın selamı üzerinize olsun. Hadis-i Şerif programımızla sizinle tekrar birlikteyiz. Bölümümüze İslam'ın selamıyla başlıyoruz: Es-Selamu Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berakatuhu.

Müsned-i Ahmed'de - El-Müksirin'in Müsnedinin Kalanı - Ümmetimden müflis o kimsedir ki, kıyamet gününde oruç, namaz ve zekât ile gelir. Ama aynı zamanda birinin namusuna sövmüş, diğerine iftira etmiş, birinin malını yemiştir.

Bize Abdurrahman, Züheyr'den, o da Ala'dan, o da babasından, o da Ebu Hureyre'den, o da Peygamber (sav)'den rivayet etti: "Müflisin kim olduğunu biliyor musunuz?" Dediler ki: Ey Allah'ın Resulü, bizde müflis, ne dirhemi ne de malı olan kimsedir. Dedi ki: "Ümmetimden müflis o kimsedir ki, kıyamet gününde oruç, namaz ve zekât ile gelir. Ama aynı zamanda birinin namusuna sövmüş, diğerine iftira etmiş, birinin malını yemiştir. Oturtulur, bu ondan iyiliklerinden alır, diğeri de ondan iyiliklerinden alır. Eğer üzerindeki günahlardan dolayı iyilikleri tükenirse, onların günahlarından alınır, ona yüklenir, sonra da ateşe atılır."

Bu hadis, anlamının anlaşılması ve idrak edilmesi gereken diğer önemli hadisler gibi kabul edilir. Çünkü insanlardan bazıları, namazı, orucu ve zekâtına rağmen müflistir. Çünkü o, buna sövmüş, buna iftira etmiş, bunun malını yemiş, bunun kanını dökmüş ve bunu dövmüştür.

Ve iflası, sermayesi sayılan iyiliklerinden alınması ve bunun için verilmesi, sövme, iftira ve dövme bedelinin ödenmesiyle olur. İyilikleri, üzerindeki borçlar ödenmeden önce tükenirse, onların günahlarından alınır, ona yüklenir, sonra da ateşe atılır.

Peygamber Efendimiz (sav) ashabına "Müflisin kim olduğunu biliyor musunuz?" diye sorduğunda, "biliyor musunuz" derken, deraye'den, yani işlerin iç yüzünü bilmekten bahsediyor. "Biliyor musunuz, yani müflis kimdir gerçekte?" Bu, Hz. Ali'nin (r.a.) şu sözünü teyit eder: "Zenginlik ve fakirlik, Allah'a arz edildikten sonradır." Onlara bu soru sorulduğunda, deneyimlerinden yola çıkarak cevap verdiler: "Bizde müflis, ne dirhemi ne de malı olan kimsedir." Resulullah'ın (sav) ashabına göre müflis budur. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurdu: Hayır,... Dedi ki: "Ümmetimden müflis o kimsedir ki, kıyamet gününde oruç, namaz ve zekât ile gelir..."

Bu, Hz. Ömer'in şu sözünü teyit eder: "Dileyen oruç tutar, dileyen namaz kılar, ama önemli olan istikamettir." Çünkü namaz, oruç, hac ve zekât, insanın samimiyetle yapabileceği ibadetlerdir. Ama aynı zamanda riyakârlıkla da yapılabilir. Ancak ağırlık merkezi, Allah'ın emrine göre hareket etmektir.

Allah'tan bizi hak üzere sabit kılmasını, bizi muttakilerden kılmasını, kötülüklerimizi iyiliklere çevirmesini ve huzuruna çıktığımız gün bizi rezil etmemesini dileriz. Allah'ım, amin.

Değerli dinleyicilerimiz, başka bir hadis-i şerif ile buluşuncaya kadar, emanetleri zayi etmeyen Allah'a emanet olun. Es-Selamu Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berakatuhu.

Radyo için yazan

Afraa Turab

Hadis-i Şerif ile - Münafıklar ve Kötü İşleri

Hadis-i Şerif ile

Münafıklar ve Kötü İşleri

Her yerde bulunan sevgili dinleyicilerimiz, "Hadis-i Şerif ile" programınızın yeni bir bölümünde hepinize merhaba diyoruz ve en güzel selamla başlıyoruz: Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

Büreyde (radiyallahu anh) anlatıyor: Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdular ki: "Münafığa 'efendi' demeyin. Eğer o efendi olursa, şüphesiz Rabbinizi gazablandırmış olursunuz." Ebu Davud sahih bir isnadla rivayet etti.

Değerli dinleyicilerimiz,

En güzel söz Allah'ın kelamıdır, en güzel yol Muhammed bin Abdullah'ın (aleyhisselatu vesselam) yoludur. Bundan sonra,

Bu hadis-i şerif, tanıdığımız münafıklara nasıl davranmamız gerektiğini bize gösteriyor. Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem), münafıkların hepsini isimleriyle bilen tek kişiydi. Ancak bizler bazılarını sıfatlarından tanıyabiliriz. Kur'an'ın belirttiği gibi, farzları isteksizce ve zorla yerine getirenler, İslam'a ve Müslümanlara tuzak kuranlar, fitneleri teşvik edenler, yeryüzünde fesat çıkaranlar, fuhşiyatın yayılmasını sevenler, onu davet edenler, koruyanlar ve gözetenler, İslam ve Müslümanlar hakkında yalan söyleyenler ve münafıklıkla nitelenen diğerleri gibi.

Bu nedenle, şeriatın güzel gördüğünü ve çirkin gördüğünü anlamalıyız ki, münafığı samimiden ayırt edebilelim ve ona karşı uygun önlemi alabilelim. Şeriata aykırı davranan, ancak İslam'ı ve Müslümanları koruma adına davrandığını gösteren kişiye güvenmemeliyiz. Onun peşinden gitmemeli, onu desteklememeli, hatta onu 'efendi' olarak nitelendirmemeliyiz, aksi takdirde Allah (Subhanehu ve Teala) bize gazap eder.

Biz Müslümanlar, İslam'ı ve Müslümanları en çok koruyan insanlar olmalıyız ve münafıkların dinimize ve ailemize girmesine izin vermemeliyiz. Onlar, çoklukları ve çeşitli yüzleri nedeniyle bugünlerde karşılaşabileceğimiz en tehlikeli unsurlardır. İslam iddiasında bulunanların eylemlerini ölçmek için şeriatın ölçüsünü hazır bulundurmalıyız. Çünkü İslam, bizleri bu tür kötü insanlardan koruyan bir kalkandır.

Allah'tan ümmetimizi bu tür suçlulardan korumasını, bizleri doğru yola ve insanların davranışlarını ölçerek Allah'ın sevmediği kişilerden uzaklaşmamızı sağlayacak doğru ölçüye yöneltmesini dileriz. Allah'ım, amin.

Değerli dinleyicilerimiz, başka bir hadis-i şerif ile buluşuncaya kadar, sizi Allah'a emanet ediyoruz. Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

Radyo için yazan: Dr. Maher Salih