مع الحديث الشريف - التوازن الاقتصادي
مع الحديث الشريف - التوازن الاقتصادي

نحييكم جميعا أيها الأحبة في كل مكان، في حلقة جديدة من برنامجكم "مع الحديث الشريف" ونبدأ بخير تحية، فالسلام عليكم ورحمة الله وبركاته ...

0:00 0:00
Speed:
February 03, 2025

مع الحديث الشريف - التوازن الاقتصادي

مع الحديث الشريف

التوازن الاقتصادي

نحييكم جميعا أيها الأحبة في كل مكان، في حلقة جديدة من برنامجكم "مع الحديث الشريف" ونبدأ بخير تحية، فالسلام عليكم ورحمة الله وبركاته

أقطع النبيُّ صلى الله عليه وسلم  الزبيرَ أرضاً

روى البخاري في صحيحه قال: حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلَانَ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ حَدَّثَنَا هِشَامٌ قَالَ: أَخْبَرَنِي أَبِي عَنْ أَسْمَاءَ بِنْتِ أَبِي بَكْرٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا قَالَتْ: كُنْتُ أَنْقُلُ النَّوَى مِنْ أَرْضِ الزُّبَيْرِ الَّتِي أَقْطَعَهُ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَلَى رَأْسِي وَهِيَ مِنِّي عَلَى ثُلُثَيْ فَرْسَخٍ

وَقَالَ أَبُو ضَمْرَةَ عَنْ هِشَامٍ عَنْ أَبِيهِ أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَقْطَعَ الزُّبَيْرَ أَرْضاً مِنْ أَمْوَالِ بَنِي النَّضِيرِ.

جاء في كتاب فتح الباري لابن حجر:

حَدِيث أَسْمَاء بِنْت أَبِي بَكْر

"كُنْت أَنْقُل النَّوَى مِنْ أَرْض الزُّبَيْر"

قَوْله "وَقَالَ أَبُو ضَمْرَة" هُوَ أَنَس بْن عِيَاض،

وَ(هِشَام) هُوَ اِبْن عُرْوَة بْن الزُّبَيْر، وَالْغَرَض بِهَذَا التَّعْلِيق بَيَان فَائِدَتَيْنِ: إِحْدَاهُمَا أَنَّ أَبَا ضَمْرَة خَالَفَ أَبَا أُسَامَة فِي وَصْله فَأَرْسَلَهُ، ثَانِيَتهمَا أَنَّ فِي رِوَايَة أَبِي ضَمْرَة تَعْيِين الْأَرْض الْمَذْكُورَة وَأَنَّهَا كَانَتْ مِمَّا أَفَاءَ اللَّه عَلَى رَسُوله مِنْ أَمْوَال بَنِي النَّضِير فَأَقْطَعَ الزُّبَيْر مِنْهَا، وَبِذَلِكَ يَرْتَفِع اِسْتِشْكَال الْخَطَّابِيِّ حَيْثُ قَالَ: لَا أَدْرِي كَيْفَ أَقْطَعَ النَّبِيّ صَلَّى اللَّه عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَرْض الْمَدِينَة وَأَهْلهَا قَدْ أَسْلَمُوا رَاغِبِينَ فِي الدِّين، إِلَّا أَنْ يَكُون الْمُرَاد مَا وَقَعَ مِنْ الْأَنْصَار أَنَّهُمْ جَعَلُوا لِلنَّبِيِّ صَلَّى اللَّه عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَا لَا يَبْلُغهُ الْمَأْمَن مِنْ أَرْضهمْ، فَأَقْطَعَ النَّبِيّ صَلَّى اللَّه عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَنْ شَاءَ مِنْهُ.

أحبّتنا الكرام:

ما قامت الدول إلا لرعاية شؤون الجماعة الإنسانية كجماعة تعيش في مجتمع معين وكأفراد يعيشون في ذلك المجتمع .... ويقاس نجاح الدولة بقدرتها على رعاية مصالح الرعية وتوفير الأمن والأمان لهم ... ولا يشعر الفرد بالأمان إلا إن توفرت له مصادر الدخل التي تمكنه من تحصيل معيشته والارتقاء بها قدر المستطاع

وها هو رسولنا الكريم كأول رئيس لدولة الاسلام يضرب لنا المثل في كيفية رعاية مصالح الناس وتمكينهم من تحصيل معيشتهم .... فعندما جاء صلى الله عليه وسلم إلى المدينة وأقام الدولة جاء معه الكثير من المهاجرين من قريش وغير قريش ... تاركين وراءهم أموالهم وممتلكاتهم متوجهين إلى الله تعالى راغبين فيما عنده زاهدين بالدنيا وما فيها .... لكن الحياة لها متطلباتها التي لا غنى للإنسان عنها, ومهما كان الإنسان زاهداً في الحياة فإنه لا يستطيع أن يستغني عن الحاجات الأساسية فيها وهي المأكل والملبس والمسكن .... فكان أن آخى الرسول بين المهاجرين والأنصار ليمكن المهاجرين من تحصيل حاجاتهم الأساسية .... وخصص ركناً في المسجد لإيواء من ليس له مكان للإقامة .... وحث على الصدقة, كل هذا لأن الدولة لم يكن لها مصادر كافية لكفاية الفقراء جميعاً وتمكينهم من أسباب العيش فضلا عن رفاهيته

أما وقد أجلي بنو النضير وصارت أرضهم للدولة فقد بدأ الرسول يعالج مشكلة التوازن في مجتمع المدينة ... حيث الأنصار يملكون الأرض ومصادر العيش بينما لا يملك المهاجرون سوى جهدهم .... هنا رأينا الرسول صلى الله عليه وسلم يوزع أرض خيبر على المهاجرين دون الأنصار ... سوى اثنين  من الأنصار اشتكيا فقراً ... امتثالاً لقوله تعالى: "مَا أَفَاءَ اللَّهُ عَلَى رَسُولِهِ مِنْ أَهْلِ الْقُرَى فَلِلَّهِ وَلِلرَّسُولِ وَلِذِي الْقُرْبَى وَالْيَتَامَى وَالْمَسَاكِينِ وَابْنِ السَّبِيلِ كَيْ لَا يَكُونَ دُولَةً بَيْنَ الْأَغْنِيَاءِ مِنْكُمْ".

ونأخذ من عمله صلى الله عليه وسلم هذا

1- أن على الدولة أن توفر الحاجات الأساسية للأفراد توفيراً دائمياً وليس مؤقتاً وذلك بتمكينهم من تملك مصادر الثروة ...

2- أن على الدولة أن تعطي من قصرت بهم الحاجة من أموالها المنقولة وغير المنقولة لتحقيق التوازن في المجتمع ومنع حصر الثروة في فئة دون باقي أفراد المجتمع

3- لا تعالج الدولة الاختلال في التوازن الاقتصادي في المجتمع بفرض الضرائب أو بإعطاء الناس الأموال التي مصدرها أموال المسلمين لأن هذا ليس فرضاً على المسلمين وإنما هو فرض على الدولة لذا فإنها  تقتصر على الإعطاء من أموالها ... فإن لم يكن عندها أموال فتنتظر إلى أن يصبح لديها من الأموال ما يمكنها من ذلك

4- على الدولة أن تعالج مشكلة اختلال التوازن الاقتصادي في المجتمع كلما حدثت بغض النظر عن الأسباب التي أوجدت تلك المشكلة ....

أحبّتنا الكرام:

قريباً بإذن الله تعود دولة الإسلام وستواجهها هذه المشكلة ....لكنها لن تقف مكتوفة الأيدي مشدوهة, كيف لا وبين يديها كتاب الله وسنة رسوله وإرثها الفقهي .... وستبادر بمعالجة هذه المشكلة حال تمكنها منها دون تأخير ولا تسويف .... فالبلاد الإسلامية تئن تحت وطأة النظام الاقتصادي الرأسمالي ... الذي أفقر أهلها وملَّك شرذمة قليلة من أشباه البشر أرضها وأموالها .... والأمة اليوم تنتظر يوم خلاصها على أحر من الجمر .... اليوم الذي تعود فيه دولتها لتطبق شرع ربها, فتعيد لها حقوقها وتقتص لها ممن سرقها وظلمها وقهرها .... إنه يوم الهدم والبناء وإعادة التوازن إلى المجتمع المسلم من جديد .... أعان الله خليفتنا القادم على ما ينتظره من تحديات وألهمه السداد والصواب ... وجزاه عنا خير الجزاء

أحبّتنا الكرام، وإلى حين أن نلقاكم مع حديث نبوي آخر، نترككم في رعاية الله، والسلام عليكم ورحمة الله وبركاته.

More from Hukuk

Hadis-i Şerif ile - Müflisin Kim Olduğunu Biliyor musunuz?

Hadis-i Şerif ile

Müflisin Kim Olduğunu Biliyor musunuz?

Hizb-ut Tahrir Merkezi İletişim Bürosu radyosunun değerli dinleyicileri, Allah'ın selamı üzerinize olsun. Hadis-i Şerif programımızla sizinle tekrar birlikteyiz. Bölümümüze İslam'ın selamıyla başlıyoruz: Es-Selamu Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berakatuhu.

Müsned-i Ahmed'de - El-Müksirin'in Müsnedinin Kalanı - Ümmetimden müflis o kimsedir ki, kıyamet gününde oruç, namaz ve zekât ile gelir. Ama aynı zamanda birinin namusuna sövmüş, diğerine iftira etmiş, birinin malını yemiştir.

Bize Abdurrahman, Züheyr'den, o da Ala'dan, o da babasından, o da Ebu Hureyre'den, o da Peygamber (sav)'den rivayet etti: "Müflisin kim olduğunu biliyor musunuz?" Dediler ki: Ey Allah'ın Resulü, bizde müflis, ne dirhemi ne de malı olan kimsedir. Dedi ki: "Ümmetimden müflis o kimsedir ki, kıyamet gününde oruç, namaz ve zekât ile gelir. Ama aynı zamanda birinin namusuna sövmüş, diğerine iftira etmiş, birinin malını yemiştir. Oturtulur, bu ondan iyiliklerinden alır, diğeri de ondan iyiliklerinden alır. Eğer üzerindeki günahlardan dolayı iyilikleri tükenirse, onların günahlarından alınır, ona yüklenir, sonra da ateşe atılır."

Bu hadis, anlamının anlaşılması ve idrak edilmesi gereken diğer önemli hadisler gibi kabul edilir. Çünkü insanlardan bazıları, namazı, orucu ve zekâtına rağmen müflistir. Çünkü o, buna sövmüş, buna iftira etmiş, bunun malını yemiş, bunun kanını dökmüş ve bunu dövmüştür.

Ve iflası, sermayesi sayılan iyiliklerinden alınması ve bunun için verilmesi, sövme, iftira ve dövme bedelinin ödenmesiyle olur. İyilikleri, üzerindeki borçlar ödenmeden önce tükenirse, onların günahlarından alınır, ona yüklenir, sonra da ateşe atılır.

Peygamber Efendimiz (sav) ashabına "Müflisin kim olduğunu biliyor musunuz?" diye sorduğunda, "biliyor musunuz" derken, deraye'den, yani işlerin iç yüzünü bilmekten bahsediyor. "Biliyor musunuz, yani müflis kimdir gerçekte?" Bu, Hz. Ali'nin (r.a.) şu sözünü teyit eder: "Zenginlik ve fakirlik, Allah'a arz edildikten sonradır." Onlara bu soru sorulduğunda, deneyimlerinden yola çıkarak cevap verdiler: "Bizde müflis, ne dirhemi ne de malı olan kimsedir." Resulullah'ın (sav) ashabına göre müflis budur. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurdu: Hayır,... Dedi ki: "Ümmetimden müflis o kimsedir ki, kıyamet gününde oruç, namaz ve zekât ile gelir..."

Bu, Hz. Ömer'in şu sözünü teyit eder: "Dileyen oruç tutar, dileyen namaz kılar, ama önemli olan istikamettir." Çünkü namaz, oruç, hac ve zekât, insanın samimiyetle yapabileceği ibadetlerdir. Ama aynı zamanda riyakârlıkla da yapılabilir. Ancak ağırlık merkezi, Allah'ın emrine göre hareket etmektir.

Allah'tan bizi hak üzere sabit kılmasını, bizi muttakilerden kılmasını, kötülüklerimizi iyiliklere çevirmesini ve huzuruna çıktığımız gün bizi rezil etmemesini dileriz. Allah'ım, amin.

Değerli dinleyicilerimiz, başka bir hadis-i şerif ile buluşuncaya kadar, emanetleri zayi etmeyen Allah'a emanet olun. Es-Selamu Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berakatuhu.

Radyo için yazan

Afraa Turab

Hadis-i Şerif ile - Münafıklar ve Kötü İşleri

Hadis-i Şerif ile

Münafıklar ve Kötü İşleri

Her yerde bulunan sevgili dinleyicilerimiz, "Hadis-i Şerif ile" programınızın yeni bir bölümünde hepinize merhaba diyoruz ve en güzel selamla başlıyoruz: Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

Büreyde (radiyallahu anh) anlatıyor: Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdular ki: "Münafığa 'efendi' demeyin. Eğer o efendi olursa, şüphesiz Rabbinizi gazablandırmış olursunuz." Ebu Davud sahih bir isnadla rivayet etti.

Değerli dinleyicilerimiz,

En güzel söz Allah'ın kelamıdır, en güzel yol Muhammed bin Abdullah'ın (aleyhisselatu vesselam) yoludur. Bundan sonra,

Bu hadis-i şerif, tanıdığımız münafıklara nasıl davranmamız gerektiğini bize gösteriyor. Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem), münafıkların hepsini isimleriyle bilen tek kişiydi. Ancak bizler bazılarını sıfatlarından tanıyabiliriz. Kur'an'ın belirttiği gibi, farzları isteksizce ve zorla yerine getirenler, İslam'a ve Müslümanlara tuzak kuranlar, fitneleri teşvik edenler, yeryüzünde fesat çıkaranlar, fuhşiyatın yayılmasını sevenler, onu davet edenler, koruyanlar ve gözetenler, İslam ve Müslümanlar hakkında yalan söyleyenler ve münafıklıkla nitelenen diğerleri gibi.

Bu nedenle, şeriatın güzel gördüğünü ve çirkin gördüğünü anlamalıyız ki, münafığı samimiden ayırt edebilelim ve ona karşı uygun önlemi alabilelim. Şeriata aykırı davranan, ancak İslam'ı ve Müslümanları koruma adına davrandığını gösteren kişiye güvenmemeliyiz. Onun peşinden gitmemeli, onu desteklememeli, hatta onu 'efendi' olarak nitelendirmemeliyiz, aksi takdirde Allah (Subhanehu ve Teala) bize gazap eder.

Biz Müslümanlar, İslam'ı ve Müslümanları en çok koruyan insanlar olmalıyız ve münafıkların dinimize ve ailemize girmesine izin vermemeliyiz. Onlar, çoklukları ve çeşitli yüzleri nedeniyle bugünlerde karşılaşabileceğimiz en tehlikeli unsurlardır. İslam iddiasında bulunanların eylemlerini ölçmek için şeriatın ölçüsünü hazır bulundurmalıyız. Çünkü İslam, bizleri bu tür kötü insanlardan koruyan bir kalkandır.

Allah'tan ümmetimizi bu tür suçlulardan korumasını, bizleri doğru yola ve insanların davranışlarını ölçerek Allah'ın sevmediği kişilerden uzaklaşmamızı sağlayacak doğru ölçüye yöneltmesini dileriz. Allah'ım, amin.

Değerli dinleyicilerimiz, başka bir hadis-i şerif ile buluşuncaya kadar, sizi Allah'a emanet ediyoruz. Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

Radyo için yazan: Dr. Maher Salih