Hadis-i Şerif ile
"Yemek ve İçme Adabı ve Hükümleri"
Değerli dinleyiciler, her nerede olursanız olun, "Hadis-i Şerif ile" programınızın yeni bir bölümünde hepinize hoş geldiniz diyor ve en güzel selamla başlıyoruz: Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
İmam Müslim'in Sahih'inde, Nevevi'nin şerhinde "tasarrufla", "Yemek ve İçme Adabı ve Hükümleri" başlığı altında yer almaktadır.
Muhammed b. el-Müsenna el-Anzi bize rivayet etti, Dahhak yani Ebu Asım, İbn Cüreyc'den, o da Ebu'z-Zübeyr'den, o da Cabir b. Abdullah'tan haber verdi ki, o Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle derken işitti: "Bir adam evine girdiğinde ve yemek yerken Allah'ı zikrederse, şeytan: 'Sizin için ne geceleme ne de akşam yemeği var' der. Eğer girdiğinde Allah'ı zikretmezse, şeytan: 'Gecelemeyi elde ettiniz' der. Yemek yerken de Allah'ı zikretmezse: 'Gecelemeyi ve akşam yemeğini elde ettiniz' der."
Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şu sözü: (Bir adam evine girdiğinde ve yemek yerken Allah'ı zikrederse, şeytan: 'Sizin için ne geceleme ne de akşam yemeği var' der. Eğer girdiğinde Allah'ı zikretmezse, şeytan: 'Gecelemeyi elde ettiniz' der. Yemek yerken de Allah'ı zikretmezse: 'Gecelemeyi ve akşam yemeğini elde ettiniz' der.) Anlamı şudur: Şeytan, kardeşlerine, yardımcılarına ve arkadaşlarına söyler.
Bu hadis, eve girerken ve yemek yerken Allah'ı zikretmenin müstehap olduğuna işaret eder.
Değerli Dinleyiciler:
Bu hadis-i şerif, şeytanla olan savaşımızı, şeytanın Âdemoğullarıyla başlattığı temel savaşı bize hatırlatıyor. Her gün, her saat, her an yaşadığımız bu savaşı nasıl unutabiliriz? Şeytan bize hakim olduğunda ve bu savaşı yönetmeye başladığında çektiğimiz sıkıntıları nasıl unutabiliriz? Evet ey Müslümanlar, şeytanı nasıl yeneceğimizi öğrenmezsek, şeytanla olan halimiz budur. Bir soran sorabilir, onu nasıl yenebiliriz? Cevaben deriz ki: Bu, tek bir kelimeyle mümkündür: "Euzu billahi mineşşeytanirracim". Sadece bu kelimeyle kovulur ve yoldan uzaklaştırılır. Ancak Müslümanların çoğu, şeytanla nasıl başa çıkacağını bilmezler, çünkü onun hileli yollarını ve yöntemlerini bilmezler. Onlardan bazıları ona lanet eder, bazıları ona söver ve hakaret eder, bazıları ise ona karşı herhangi bir tavır almaz. Hatta bazıları onu görmediği sürece varlığına inanmaz bile.
Ey Müslümanlar: Bu gerçek, herkes tarafından açıkça anlaşılamaz, ancak Müslümanlar İslamî kavramlarına geri döner, onları inceler ve şeytanın insanın doğumundan ölümüne kadar ona eşlik ettiğini öğrenirlerse anlaşılabilir. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şu söz rivayet edilmiştir: "Doğan her çocuk, şeytan tarafından dürtülür, bu dürtme nedeniyle ağlayarak dünyaya gelir, Meryem'in oğlu ve annesi hariç." Ebu Hureyre rivayet etmiştir. Ve yine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şu söz rivayet edilmiştir: "Ölüm anında şeytanın beni saptırmasından sana sığınırım." Ayrıca şeytanın insanın farklı hallerindeki, örneğin namaz kılarken, pazarlarda, eve girerken, yemek yerken veya uyurken ona kurduğu tuzakları anlatan birçok hadis bulunmaktadır.
Soru şudur: Müslümanlar dinlerinin bu hükmünü ne zaman anlayacaklar? Hatta namaz, zekat, evlilik, boşanma, alışveriş veya dinin tüm hükümlerini ne zaman anlayacaklar? Buna cevap olarak deriz ki: Müslümanlar bu hükümleri, onları İslami kültürle değil, şeytanın düşmüş kültürüyle değiştiren yöneticilerine karşı ayaklanmadıkça anlayamazlar. Bugün seksen yaşında bir şeyhin namazı usulüne göre kılamadığını görmemiz, bu ümmetin çoğunun namaza önem vermediğini, diğer İslam hükümlerini önemsememesini görmemiz garip değildir. Bu yöneticiler, ümmetin bu zamanda yaşadığı ve yaşayacağı tüm sorunların temel nedenidir. Acaba ümmet bunu anlar mı? Ve değişimi gerçekleştirmenin farziyetini ve yolunu anlar mı? Allah'tan bunun olmasını dileriz, Allah'ım amin.
Değerli dinleyicilerimiz, başka bir nebevi hadiste görüşmek üzere, sizleri Allah'a emanet ediyoruz. Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.