Hadis-i Şerif ile
Bab: Eğer tevbe ederler, namazı kılarlar ve zekatı verirlerse, yollarını serbest bırakın
Değerli dinleyiciler, her nerede olursanız olun hepinize selamlarımızı iletiyoruz. "Hadis-i Şerif ile" programınızın yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz ve en güzel selamla başlıyoruz: Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
İmam Müslim'in Sahih'inde, Nevevi'nin şerhinde "tasarrufla", "Eğer tevbe ederler, namazı kılarlar ve zekatı verirlerse, yollarını serbest bırakın" babında geçmektedir.
Abdullah bin Muhammed el-Müsnedi bize şöyle rivayet etti: Ebu Ruh el-Harami bin Ammare bize şöyle rivayet etti: Şu'be, Vakıd bin Muhammed'den şöyle rivayet etti: Babamın İbn Ömer'den şöyle rivayet ettiğini duydum: Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "İnsanlar, Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Resulü olduğuna şehadet edinceye, namazı kılıncaya ve zekatı verinceye kadar onlarla savaşmakla emrolundum. Bunu yaparlarsa, İslam'ın hakkı hariç kanlarını ve mallarını benden korumuş olurlar. Hesapları ise Allah'a aittir."
Değerli Dinleyiciler:
İşte böyle, Peygamberimiz - sallallahu aleyhi ve sellem - apaçık bir şekilde ilan etti: "İnsanlar, Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Resulü olduğuna şehadet edinceye kadar onlarla savaşmakla emrolundum"... Ne bir uzlaşma, ne ortak bir yaşam... Ne demokrasi ne de laiklik. Ne milliyetçilik ne de kavmiyetçilik. Ne sivil devlet ne de teokratik devlet, ne ben ötekiyim ne de öteki benim.
Evet, -Allah'a yemin olsun ki- küfürden bıktık, küfrün takım elbiseler ve kravatlar giyip hayatımızın her detayında aramızda dolaştığını görmekten bıktık. Evlerimizde, pazarlarımızda, sokaklarımızda, adetlerimizde ve geleneklerimizde, törenlerimizde ve kıyafetlerimizde, yemeğimizde ve içeceğimizde, oturmamızda ve gitmemizde, konuşmamızda ve susmamızda, gözlerimizde ve düşüncelerimizde, meclislerimizde ve hatta mescitlerimizde. Her detayımızda dolaşıyorlar ve her toplantılarının veya komplolarının ardından ortaya çıkıyorlar. Evet, bu kafir ve ahlaksızların süslü kıyafetler içinde karşımıza çıkmasından, Kur'an'ın diliyle konuşup ona savaş açmalarından bıktık. Kendilerine meclis dedikleri yerlerden konuşup, ümmet için değil, ümmete tuzak kurduklarını görmekten bıktık. -Allah'a yemin olsun ki- bu insanların Sykes-Picot sınırlarında yol kesen haydutlar gibi durmalarından, şurada veya burada bir bariyerin arkasından çıkmalarından bıktık. Sanki yeryüzü onlara tapulanmış da izin veriyor ve yasaklıyorlar.
Bugün soruyoruz: "İnsanlar, Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Resulü olduğuna şehadet edinceye kadar onlarla savaşmakla emrolundum" diye açıkça ilan eden kim? Yoksa kavramlar ve değerler değişti de küfrü ve ahlaksızlığıyla Batı mı alternatif oldu?
Ey Müslümanlar:
Müslüman, diniyle izzet, gurur, liderlik, zafer, yücelik, şan ve şeref duyarken... bugün -yöneticilerin yüzünden- dininden utanarak saklanıyor. Allah bize yeter, O ne güzel vekildir. Daha önce mesajı tüm dünyaya ulaştırmak zorunluyken, bugün Müslüman dinini güvende tutabileceği bir sığınak arıyor. Ne zaman gelecek ey Müslümanların halifesi, tüm dünyaya hitap edeceksin: Teslim ol kurtul. Yüce Arş'ın Rabbi olan Allah'tan bu günün yakın olmasını dileriz.
Allah'ım, Müslümanların dağınıklığını toplayacak, üzerlerindeki belayı kaldıracak bir hilafetle bize acil yardım et. Allah'ım, yeryüzünü Kerim olan yüzünün nuruyla aydınlat. Allah'ım, amin, amin.
Değerli dinleyicilerimiz, başka bir hadis-i şerifte buluşuncaya kadar, sizleri Allah'a emanet ediyoruz. Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
Radyo için yazan: Ebu Meryem