Hadis-i Şerif ile
İslam'dan Selamı Yaymak Babı
Her yerdeki değerli dinleyicilerimizi, "Hadis-i Şerif ile" programınızın yeni bir bölümünde selamlıyoruz ve en güzel selamla başlıyoruz: Es-selamu aleyküm ve rahmetullahi ve berakatuhu.
İmam Müslim'in Sahih'inde Nevevi'nin "İslam'dan Selamı Yaymak Babı"ndaki şerhinde (tasarruflu olarak) geçmektedir.
Kuteybe bize tahdis etti, dedi ki: Leys, Yezid bin Ebi Habib'den, o da Ebu'l-Hayr'dan, o da Abdullah bin Amr'dan tahdis etti ki, bir adam Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e sordu: Hangi İslam daha hayırlıdır? Dedi ki: "Yemek yedirirsin ve tanıdığın tanımadığın herkese selam verirsin."
Değerli Dinleyicilerimiz:
"Selamı yayın", herkese selam vermeyi talep etmeyi ifade eder. Burada yayma ifadesi, yayılma ve çokluğu belirtmek için kullanılmıştır. İstenen, selamın Müslümanlar arasında yayılması ve çoğalmasıdır. Bu kavram, Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in: "Tanıdığın ve tanımadığın herkese selam verirsin" sözüyle teyit edilmektedir. Bu aslında, bireyin toplumla olan ilişkisine dair bir vizyonu yansıtmaktadır; Müslüman kendini toplumun bir parçası olarak görür, İslam'ın hükümleri böyledir: "İslam'ın bir sınır noktasındasın, sakın senin tarafından gedik açılmasın." İnsanlar İslam'ı bir din olarak sevdikleri kadar, günlük yaşamlarında uygulanmasını da görmek isterler, bu yüzden "Din, muameledir" buyurmuştur Peygamber Efendimiz. Bu nedenle İslam, toplumu bir bütün olarak, birbirine zıt ve her biri dar bir bencillik dairesinde kendini arayan bireyler olarak değil, parçalardan oluşan bir bütün olarak ele almıştır. Müslümanlar tek bir vücut gibidir, gözü ağrırsa bütün vücut ağrır, başı ağrırsa bütün vücut ağrır. İslam, her insanı dar birey dairesinden aile dairesine, mahalle ve şehir dairesinden daha geniş olan cemaat ve devlet dairesine çıkarmaya heveslidir. Başkaları için yaşar ve bu, zalim kapitalist sistemlerin insanı hayvan mertebesine, hatta daha aşağıya düşürdüğü günümüzde kayıp olan mutluluktur.
Ömer bin Hattab -radiyallahu anh-, selamı yaymayı, Medine pazarlarında yaptığı günlük gezilerinde böyle anlamıştı. Tufeyl kendisine bu davranışını sorduğunda: "Biz sadece selam vermek için sabahlıyoruz, karşılaştığımız herkese selam veriyoruz" demiştir.
Ey Müslümanlar, işte hedefimiz budur: Yemek yedirmek ve tanıdığımız tanımadığımız herkese selam vermek."
Allah'tan bizi İslam ile aziz kılmasını ve İslam'ı bizimle aziz kılmasını dileriz.
Allah'ım, Müslümanların dağınıklığını toplayacak, üzerlerindeki belayı kaldıracak bir hilafeti bize çabuklaştır. Allah'ım, yeryüzünü keremli yüzünün nuruyla aydınlat. Allah'ım, amin, amin.
Değerli dinleyicilerimiz, başka bir nebevi hadiste buluşuncaya kadar sizi Allah'a emanet ediyoruz. Es-selamu aleyküm ve rahmetullahi ve berakatuhu.
Radyo için yazan: Ebu Meryem