مع الحديث الشريف - باب ما جاء في الشهادة على رؤية الهلال
مع الحديث الشريف - باب ما جاء في الشهادة على رؤية الهلال

حدثنا عمرُو بنُ عبدِ الله الأَوْدِيُّ ومحمدُ بْنُ إسماعيلَ قالا: حدثنا أبو أسامةَ حدثنا زائدةُ بْنُ قُدَامةَ، حدثنا سَمَّاكُ بْنُ حربٍ عن عكرمةَ عن ابنِ عباسٍ قال: جاءَ أعرابيٌّ إلى النبيِّ صلى الله عليه وسلم فقال: أبصرتُ الهلالَ الليلةَ، فقال: أتشهدُ أنْ لا إلهَ إلا اللهُ وأنَّ محمداً رسولُ الله؟ قال: نعم، قال: قم يا بلالُ فأذِّنْ في الناس أن يصوموا غدا، قال أبو علي: هكذا روايةُ الوليدِ بنِ أبي ثَوْرٍ والحسنِ بنِ عليٍّ ورواهُ حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، فلم يذكر ابْنَ عباس وقال: فنادى أنْ يقوموا وأن يصوموا".

0:00 0:00
Speed:
June 19, 2015

مع الحديث الشريف - باب ما جاء في الشهادة على رؤية الهلال

مع الحديث الشريف 

باب ما جاء في الشهادة على رؤية الهلال

نحييكم جميعا أيها الأحبة في كل مكان، في حلقة جديدة من برنامجكم "مع الحديث الشريف" ونبدأ بخير تحية، فالسلام عليكم ورحمة الله وبركاته.


جاء في حاشية السندي، في شرح سنن ابن ماجه "بتصرف" باب "ما جاء في الشهادة على رؤية الهلال"


حدثنا عمرُو بنُ عبدِ الله الأَوْدِيُّ ومحمدُ بْنُ إسماعيلَ قالا: حدثنا أبو أسامةَ حدثنا زائدةُ بْنُ قُدَامةَ، حدثنا سَمَّاكُ بْنُ حربٍ عن عكرمةَ عن ابنِ عباسٍ قال: جاءَ أعرابيٌّ إلى النبيِّ صلى الله عليه وسلم فقال: أبصرتُ الهلالَ الليلةَ، فقال: أتشهدُ أنْ لا إلهَ إلا اللهُ وأنَّ محمداً رسولُ الله؟ قال: نعم، قال: قم يا بلالُ فأذِّنْ في الناس أن يصوموا غدا، قال أبو علي: هكذا روايةُ الوليدِ بنِ أبي ثَوْرٍ والحسنِ بنِ عليٍّ ورواهُ حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، فلم يذكر ابْنَ عباس وقال: فنادى أنْ يقوموا وأن يصوموا".


قوله (فقال أبصرتُ الهلال) قَبُولُ خَبَرِ الواحدِ مَحمولٌ على ما إذا كانَ بالسماءِ علةٌ تَمْنَعُ إبصارَ الهلال. وقوله صلى الله عليه وسلم له: أتشهدُ أنْ لا إلهَ إلا اللهُ: تحقيقٌ لإسلامِه وفيه أنه إذا تحقق إسلامُه وفي السماءِ غَيْمٌ يُقْبَلُ خبرُهُ في هلالِ رمضانَ مطلقاً، سواءٌ أكانَ عدلاً أم لا، حُرّاً أم لا. وقد يقالُ كان المسلمون يومئذ كلُّهم عُدولٌ، فلا يلزمُ شهادةُ غيرِ العدلِ إلا أنْ يَمْنَعَ ذلكَ، لقوله تعالى: "إنْ جاءكم فاسقٌ بنبإٍ.. الآية. (فأذن في الناس) من الإيذان أو التأذين والمراد مطلق النداء والإعلام.


أيها الأحبة الكرام:


إن الفائدةَ المتحققةَ من هذا الحديث، هي أنّ ثبوت هلال رمضان وبدء الصوم، يثبت بشهادة شاهد واحد، وهذه الرؤية هي التي أوجبها الشرع، إلا أن مشكلة الأمة اليوم في العالم الإسلامي، هي أن كل دولة من دول المسلمين، تعتبر نفسها كلاً، وليس جزءا، من الأمة الإسلامية، وإن نصت بعض الدساتير فيها غير ذلك، فصارت كل دولة تتخذ قراراتها السياسية والدينية، دون مراعاة لسائر المسلمين، لأنها تعتبر نفسها كيانا مستقلا عن سائر المسلمين، لا حق للمسلمين خارج كيانها بالتدخل فيه، وهذا هو السبب في بقاء الاختلاف بين الدول في العالم الإسلامي بخصوص بدء الصوم.


وبناء عليه نقول: إن المسلم في أي بلد من بلدان المسلمين، إذا سمع إعلان بدء الصوم، في أي دولة أو بلد، يجب عليه أن يصوم، ما دام الشرعُ قد عين له هذه الطريقة الواضحة، وما قام به الحكام، خلال الأعوام والعقود الماضية، من تشتيت للأمة في عباداتها، وعدم توحيد صومها، أصبح مكشوفا وظاهرا للعيان، بعد أن وقفت الأمة على حقيقة هؤلاء الحكام، وعرفت أنهم العدو الأول لها على خط المواجهة، فقامت لخلعهم من عليائهم، فمنهم من هرب ومنهم من خُلع، ومنهم من قُتل، ومنهم من ينتظر مصيرَه البائس، ولن تُخطئهم أيديْ الثوار، وستنال منهم بعون الله، بعد هذه العقود العِجاف، لتنهي فترة حكمهم النحسة من حياة الأمة.

اللهم عجل لنا بذلك، لنرى خليفة المسلمين، يقفُ خطيباً بالمسلمين قائلا: أيها المسلمون: تقبلَ الله طاعاتِكم، وكل رمضان وأنتم بخير، فقد ثبت بالرؤية الشرعية هلال رمضان، وإن غدا هو الأولُ منه، فاتقوا الله وأطيعوه، وأكثروا من فعل الخيرات قبل أن يَنفضَّ هذا السوق. اللهم كحل عيوننا برؤية هذا المشهد العظيم، اللهم آمين.


أحبتنا الكرام، وإلى حين أن نلقاكم مع حديث نبوي آخر، نترككم في رعاية الله، والسلام عليكم ورحمة الله وبركاته.

More from Hukuk

Hadis-i Şerif ile - Müflisin Kim Olduğunu Biliyor musunuz?

Hadis-i Şerif ile

Müflisin Kim Olduğunu Biliyor musunuz?

Hizb-ut Tahrir Merkezi İletişim Bürosu radyosunun değerli dinleyicileri, Allah'ın selamı üzerinize olsun. Hadis-i Şerif programımızla sizinle tekrar birlikteyiz. Bölümümüze İslam'ın selamıyla başlıyoruz: Es-Selamu Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berakatuhu.

Müsned-i Ahmed'de - El-Müksirin'in Müsnedinin Kalanı - Ümmetimden müflis o kimsedir ki, kıyamet gününde oruç, namaz ve zekât ile gelir. Ama aynı zamanda birinin namusuna sövmüş, diğerine iftira etmiş, birinin malını yemiştir.

Bize Abdurrahman, Züheyr'den, o da Ala'dan, o da babasından, o da Ebu Hureyre'den, o da Peygamber (sav)'den rivayet etti: "Müflisin kim olduğunu biliyor musunuz?" Dediler ki: Ey Allah'ın Resulü, bizde müflis, ne dirhemi ne de malı olan kimsedir. Dedi ki: "Ümmetimden müflis o kimsedir ki, kıyamet gününde oruç, namaz ve zekât ile gelir. Ama aynı zamanda birinin namusuna sövmüş, diğerine iftira etmiş, birinin malını yemiştir. Oturtulur, bu ondan iyiliklerinden alır, diğeri de ondan iyiliklerinden alır. Eğer üzerindeki günahlardan dolayı iyilikleri tükenirse, onların günahlarından alınır, ona yüklenir, sonra da ateşe atılır."

Bu hadis, anlamının anlaşılması ve idrak edilmesi gereken diğer önemli hadisler gibi kabul edilir. Çünkü insanlardan bazıları, namazı, orucu ve zekâtına rağmen müflistir. Çünkü o, buna sövmüş, buna iftira etmiş, bunun malını yemiş, bunun kanını dökmüş ve bunu dövmüştür.

Ve iflası, sermayesi sayılan iyiliklerinden alınması ve bunun için verilmesi, sövme, iftira ve dövme bedelinin ödenmesiyle olur. İyilikleri, üzerindeki borçlar ödenmeden önce tükenirse, onların günahlarından alınır, ona yüklenir, sonra da ateşe atılır.

Peygamber Efendimiz (sav) ashabına "Müflisin kim olduğunu biliyor musunuz?" diye sorduğunda, "biliyor musunuz" derken, deraye'den, yani işlerin iç yüzünü bilmekten bahsediyor. "Biliyor musunuz, yani müflis kimdir gerçekte?" Bu, Hz. Ali'nin (r.a.) şu sözünü teyit eder: "Zenginlik ve fakirlik, Allah'a arz edildikten sonradır." Onlara bu soru sorulduğunda, deneyimlerinden yola çıkarak cevap verdiler: "Bizde müflis, ne dirhemi ne de malı olan kimsedir." Resulullah'ın (sav) ashabına göre müflis budur. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurdu: Hayır,... Dedi ki: "Ümmetimden müflis o kimsedir ki, kıyamet gününde oruç, namaz ve zekât ile gelir..."

Bu, Hz. Ömer'in şu sözünü teyit eder: "Dileyen oruç tutar, dileyen namaz kılar, ama önemli olan istikamettir." Çünkü namaz, oruç, hac ve zekât, insanın samimiyetle yapabileceği ibadetlerdir. Ama aynı zamanda riyakârlıkla da yapılabilir. Ancak ağırlık merkezi, Allah'ın emrine göre hareket etmektir.

Allah'tan bizi hak üzere sabit kılmasını, bizi muttakilerden kılmasını, kötülüklerimizi iyiliklere çevirmesini ve huzuruna çıktığımız gün bizi rezil etmemesini dileriz. Allah'ım, amin.

Değerli dinleyicilerimiz, başka bir hadis-i şerif ile buluşuncaya kadar, emanetleri zayi etmeyen Allah'a emanet olun. Es-Selamu Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berakatuhu.

Radyo için yazan

Afraa Turab

Hadis-i Şerif ile - Münafıklar ve Kötü İşleri

Hadis-i Şerif ile

Münafıklar ve Kötü İşleri

Her yerde bulunan sevgili dinleyicilerimiz, "Hadis-i Şerif ile" programınızın yeni bir bölümünde hepinize merhaba diyoruz ve en güzel selamla başlıyoruz: Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

Büreyde (radiyallahu anh) anlatıyor: Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdular ki: "Münafığa 'efendi' demeyin. Eğer o efendi olursa, şüphesiz Rabbinizi gazablandırmış olursunuz." Ebu Davud sahih bir isnadla rivayet etti.

Değerli dinleyicilerimiz,

En güzel söz Allah'ın kelamıdır, en güzel yol Muhammed bin Abdullah'ın (aleyhisselatu vesselam) yoludur. Bundan sonra,

Bu hadis-i şerif, tanıdığımız münafıklara nasıl davranmamız gerektiğini bize gösteriyor. Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem), münafıkların hepsini isimleriyle bilen tek kişiydi. Ancak bizler bazılarını sıfatlarından tanıyabiliriz. Kur'an'ın belirttiği gibi, farzları isteksizce ve zorla yerine getirenler, İslam'a ve Müslümanlara tuzak kuranlar, fitneleri teşvik edenler, yeryüzünde fesat çıkaranlar, fuhşiyatın yayılmasını sevenler, onu davet edenler, koruyanlar ve gözetenler, İslam ve Müslümanlar hakkında yalan söyleyenler ve münafıklıkla nitelenen diğerleri gibi.

Bu nedenle, şeriatın güzel gördüğünü ve çirkin gördüğünü anlamalıyız ki, münafığı samimiden ayırt edebilelim ve ona karşı uygun önlemi alabilelim. Şeriata aykırı davranan, ancak İslam'ı ve Müslümanları koruma adına davrandığını gösteren kişiye güvenmemeliyiz. Onun peşinden gitmemeli, onu desteklememeli, hatta onu 'efendi' olarak nitelendirmemeliyiz, aksi takdirde Allah (Subhanehu ve Teala) bize gazap eder.

Biz Müslümanlar, İslam'ı ve Müslümanları en çok koruyan insanlar olmalıyız ve münafıkların dinimize ve ailemize girmesine izin vermemeliyiz. Onlar, çoklukları ve çeşitli yüzleri nedeniyle bugünlerde karşılaşabileceğimiz en tehlikeli unsurlardır. İslam iddiasında bulunanların eylemlerini ölçmek için şeriatın ölçüsünü hazır bulundurmalıyız. Çünkü İslam, bizleri bu tür kötü insanlardan koruyan bir kalkandır.

Allah'tan ümmetimizi bu tür suçlulardan korumasını, bizleri doğru yola ve insanların davranışlarını ölçerek Allah'ın sevmediği kişilerden uzaklaşmamızı sağlayacak doğru ölçüye yöneltmesini dileriz. Allah'ım, amin.

Değerli dinleyicilerimiz, başka bir hadis-i şerif ile buluşuncaya kadar, sizi Allah'a emanet ediyoruz. Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

Radyo için yazan: Dr. Maher Salih