مع الحديث الشريف   باب ما جاء في فضل النكاح
مع الحديث الشريف   باب ما جاء في فضل النكاح

نحييكم جميعا أيها الأحبة في كل مكان، في حلقة جديدة من برنامجكم "مع الحديث الشريف" ونبدأ بخير تحية، فالسلام عليكم ورحمة الله وبركاته.   جاء في حاشية السندي، في شرح سنن ابن ماجة "بتصرف" في "باب ما جاء في فضل النكاح"

0:00 0:00
Speed:
September 07, 2015

مع الحديث الشريف باب ما جاء في فضل النكاح

 مع الحديث الشريف 

  باب ما جاء في فضل النكاح


نحييكم جميعا أيها الأحبة في كل مكان، في حلقة جديدة من برنامجكم "مع الحديث الشريف" ونبدأ بخير تحية، فالسلام عليكم ورحمة الله وبركاته.


جاء في حاشية السندي، في شرح سنن ابن ماجة "بتصرف" في "باب ما جاء في فضل النكاح"

حدثنا عبد الله بن عامر بن زرارة حدثنا علي بن مسهر عن الأعمش عن إبراهيم عن علقمة بن قيس قال: كنت مع عبد الله بن مسعود بمنى فخلا به عثمان فجلست قريبا منه فقال له عثمان: هل لك أن أزوجك جارية بكرا تذكرك من نفسكَ بعضَ ما قد مضى فلما رأى عبد الله أنه ليس له حاجة سوى هذه أشار إلي بيده، فجئت وهو يقول لئن قلت ذلك لقد قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: "يا معشر الشباب من استطاع منكم الباءة فليتزوج فإنه أغض للبصر وأحصن للفرج، ومن لم يستطع فعليه بالصوم فإنه له وجاء".

(يا معشر الشباب) المعشر: الطائفة التي يشملها وصف كالنوع والجنس ونحوه، قوله: (الباءة) بالمد والهاء على الأفصح يطلق على الجماع والعقد، ويصح في الحديث كل منهما بتقدير المضاف أي مؤنه وأسبابه، أو المراد هاهنا بلفظ الباءة هي المؤن والأسباب إطلاقا للاسم على ما يلازم مسماه، (فليتزوج) أمر ندب عند الجمهور إلا إذا خاف على نفسه، (أغض) أجسر (وأحصن) أحفظ (فإنه) أي الصوم (له) أي للفرج (وجاء) بكسر الواو والمد أي: كسر شديد يذهب بشهوته.

إنَّ الخطاب فيه توجَّه للشباب القادر على الجماع؛ لأنّ الغالب فيهم وجود قوة الداعي إلى الوطء بخلاف الشيوخ، ولأنّ العاجز عن الجماع لا يحتاج إلى الصوم لقطع شهوته، فكان معنى الاستطاعة في الحديث القدرة على تكاليف الزواج ونفقته لا على القدرة على الوطء. وقد فسرت الباءة أيضا بالوطء ، كما فسرت بمؤن النكاح.

أيها المسلمون:

إن هذا الحديث فيه تشريع وعلاج مهم في حياة الإنسان، فقاعدة الاستطاعة هي الأصل في حياة المسلمين، بحيث يستطيع أي مسلم أن يتزوج وأن يمارس حياته كأبٍ له عائلة يعولها، فيربي أبناءه ويعلمهم وينفق عليهم ويفقههم أمور دينهم ودنياهم، هذا الأصل والطبيعي في حياة كل مسلم، "فمن استطاع منكم الباءة فليتزوج"، إلا أنه أحيانا يخرج عن هذا الأصل وعن هذه القاعدة بعض المسلمين لقلة ما بين أيديهم وللفاقة والفقر، فلا يستطيعون الزواج، مع قدرتهم على الجماع، لذلك يوجههم الحديث الشريف للصوم، فالصوم يخفف من الشهوة. فما أجمل هذا التوجيه الرباني وأروعه؟! هكذا يبعد الإسلام الإنسان عن الوقوع في الفاحشة والحرام. وهذا لا يتعارض مع رعاية الدولة الإسلامية لرعاياها من توفير أسباب الحياة الكريمة الطبيعية للإنسان.

أيها المسلمون:


هذا ما نذكره عندما كان الإسلام مطبقا في ظل دولة وخلافة تطبق الإسلام على الناس، ويكفي أن التاريخ يشهد أن الخليفة عمر بن عبد العزيز قد وضع أموال الصدقات في المسجد للفقراء ولأصحاب الحاجة ولمن أراد الزواج، فبقيت الأموال كما هي لأن الأمة آنذاك كان لديها اكتفاء في كل شيء.


وما نعلمه اليوم ونراه ونشاهده في هذا الزمان يخلع القلوب من مكانها، فالقاعدة أصبحت مقلوبة: "يا معشر الشباب من استطاع منكم ألا يتزوج فليفعل فإنه أنفع للبصر وأمتع للفرج، فمن لم يستطع فعليه بالزنى فإنه له دواء". فوضع الحكام قيودا على الزواج ومنعوا الشباب من العمل، بل إن بعض الدول فرضت ضريبة على من يريد الزواج، ليجد كثيرٌ من شباب المسلمين وشاباتهم أنفسهم على قارعة العنوسة أو الفاحشة.


هذا حال أمة الإسلام بكل أسف نقولها. فتح حكامها الباب واسعا لتسلك هذا الطريق، فلا عفة ولا طهارة، ولا حرمة ولا حصانة. هكذا يريدونها لتصبح بلا رسول ولا رسالة ولا دولة ولا خلافة ولا تاريخ ولا حضارة، ولكن أنّى لهم هذا، وقد أزفت الآزفة، وأصبحت الأمة على أبواب الخلافة ترتج الكرة الأرضية لمؤتمر ينادي بالخلافة، يهتزّ العالم من هذه الكلمة التي تعني فيما تعنيه حكم الأرض بما وبمن عليها بالإسلام.

اللهمَّ عاجلنا بخلافة تلم فيها شعث المسلمين، ترفع عنهم ما هم فيه من البلاء، اللهمَّ أنرْ الأرض بنور وجهك الكريم. اللهمَّ آمين آمين.


احبتنا الكرام، وإلى حين أن نلقاكم مع حديث نبوي آخر، نترككم في رعاية الله، والسلام عليكم ورحمة الله وبركاته.

كتبه للإذاعة: أبو مريم

More from Hukuk

Hadis-i Şerif ile - Müflisin Kim Olduğunu Biliyor musunuz?

Hadis-i Şerif ile

Müflisin Kim Olduğunu Biliyor musunuz?

Hizb-ut Tahrir Merkezi İletişim Bürosu radyosunun değerli dinleyicileri, Allah'ın selamı üzerinize olsun. Hadis-i Şerif programımızla sizinle tekrar birlikteyiz. Bölümümüze İslam'ın selamıyla başlıyoruz: Es-Selamu Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berakatuhu.

Müsned-i Ahmed'de - El-Müksirin'in Müsnedinin Kalanı - Ümmetimden müflis o kimsedir ki, kıyamet gününde oruç, namaz ve zekât ile gelir. Ama aynı zamanda birinin namusuna sövmüş, diğerine iftira etmiş, birinin malını yemiştir.

Bize Abdurrahman, Züheyr'den, o da Ala'dan, o da babasından, o da Ebu Hureyre'den, o da Peygamber (sav)'den rivayet etti: "Müflisin kim olduğunu biliyor musunuz?" Dediler ki: Ey Allah'ın Resulü, bizde müflis, ne dirhemi ne de malı olan kimsedir. Dedi ki: "Ümmetimden müflis o kimsedir ki, kıyamet gününde oruç, namaz ve zekât ile gelir. Ama aynı zamanda birinin namusuna sövmüş, diğerine iftira etmiş, birinin malını yemiştir. Oturtulur, bu ondan iyiliklerinden alır, diğeri de ondan iyiliklerinden alır. Eğer üzerindeki günahlardan dolayı iyilikleri tükenirse, onların günahlarından alınır, ona yüklenir, sonra da ateşe atılır."

Bu hadis, anlamının anlaşılması ve idrak edilmesi gereken diğer önemli hadisler gibi kabul edilir. Çünkü insanlardan bazıları, namazı, orucu ve zekâtına rağmen müflistir. Çünkü o, buna sövmüş, buna iftira etmiş, bunun malını yemiş, bunun kanını dökmüş ve bunu dövmüştür.

Ve iflası, sermayesi sayılan iyiliklerinden alınması ve bunun için verilmesi, sövme, iftira ve dövme bedelinin ödenmesiyle olur. İyilikleri, üzerindeki borçlar ödenmeden önce tükenirse, onların günahlarından alınır, ona yüklenir, sonra da ateşe atılır.

Peygamber Efendimiz (sav) ashabına "Müflisin kim olduğunu biliyor musunuz?" diye sorduğunda, "biliyor musunuz" derken, deraye'den, yani işlerin iç yüzünü bilmekten bahsediyor. "Biliyor musunuz, yani müflis kimdir gerçekte?" Bu, Hz. Ali'nin (r.a.) şu sözünü teyit eder: "Zenginlik ve fakirlik, Allah'a arz edildikten sonradır." Onlara bu soru sorulduğunda, deneyimlerinden yola çıkarak cevap verdiler: "Bizde müflis, ne dirhemi ne de malı olan kimsedir." Resulullah'ın (sav) ashabına göre müflis budur. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurdu: Hayır,... Dedi ki: "Ümmetimden müflis o kimsedir ki, kıyamet gününde oruç, namaz ve zekât ile gelir..."

Bu, Hz. Ömer'in şu sözünü teyit eder: "Dileyen oruç tutar, dileyen namaz kılar, ama önemli olan istikamettir." Çünkü namaz, oruç, hac ve zekât, insanın samimiyetle yapabileceği ibadetlerdir. Ama aynı zamanda riyakârlıkla da yapılabilir. Ancak ağırlık merkezi, Allah'ın emrine göre hareket etmektir.

Allah'tan bizi hak üzere sabit kılmasını, bizi muttakilerden kılmasını, kötülüklerimizi iyiliklere çevirmesini ve huzuruna çıktığımız gün bizi rezil etmemesini dileriz. Allah'ım, amin.

Değerli dinleyicilerimiz, başka bir hadis-i şerif ile buluşuncaya kadar, emanetleri zayi etmeyen Allah'a emanet olun. Es-Selamu Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berakatuhu.

Radyo için yazan

Afraa Turab

Hadis-i Şerif ile - Münafıklar ve Kötü İşleri

Hadis-i Şerif ile

Münafıklar ve Kötü İşleri

Her yerde bulunan sevgili dinleyicilerimiz, "Hadis-i Şerif ile" programınızın yeni bir bölümünde hepinize merhaba diyoruz ve en güzel selamla başlıyoruz: Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

Büreyde (radiyallahu anh) anlatıyor: Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdular ki: "Münafığa 'efendi' demeyin. Eğer o efendi olursa, şüphesiz Rabbinizi gazablandırmış olursunuz." Ebu Davud sahih bir isnadla rivayet etti.

Değerli dinleyicilerimiz,

En güzel söz Allah'ın kelamıdır, en güzel yol Muhammed bin Abdullah'ın (aleyhisselatu vesselam) yoludur. Bundan sonra,

Bu hadis-i şerif, tanıdığımız münafıklara nasıl davranmamız gerektiğini bize gösteriyor. Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem), münafıkların hepsini isimleriyle bilen tek kişiydi. Ancak bizler bazılarını sıfatlarından tanıyabiliriz. Kur'an'ın belirttiği gibi, farzları isteksizce ve zorla yerine getirenler, İslam'a ve Müslümanlara tuzak kuranlar, fitneleri teşvik edenler, yeryüzünde fesat çıkaranlar, fuhşiyatın yayılmasını sevenler, onu davet edenler, koruyanlar ve gözetenler, İslam ve Müslümanlar hakkında yalan söyleyenler ve münafıklıkla nitelenen diğerleri gibi.

Bu nedenle, şeriatın güzel gördüğünü ve çirkin gördüğünü anlamalıyız ki, münafığı samimiden ayırt edebilelim ve ona karşı uygun önlemi alabilelim. Şeriata aykırı davranan, ancak İslam'ı ve Müslümanları koruma adına davrandığını gösteren kişiye güvenmemeliyiz. Onun peşinden gitmemeli, onu desteklememeli, hatta onu 'efendi' olarak nitelendirmemeliyiz, aksi takdirde Allah (Subhanehu ve Teala) bize gazap eder.

Biz Müslümanlar, İslam'ı ve Müslümanları en çok koruyan insanlar olmalıyız ve münafıkların dinimize ve ailemize girmesine izin vermemeliyiz. Onlar, çoklukları ve çeşitli yüzleri nedeniyle bugünlerde karşılaşabileceğimiz en tehlikeli unsurlardır. İslam iddiasında bulunanların eylemlerini ölçmek için şeriatın ölçüsünü hazır bulundurmalıyız. Çünkü İslam, bizleri bu tür kötü insanlardan koruyan bir kalkandır.

Allah'tan ümmetimizi bu tür suçlulardan korumasını, bizleri doğru yola ve insanların davranışlarını ölçerek Allah'ın sevmediği kişilerden uzaklaşmamızı sağlayacak doğru ölçüye yöneltmesini dileriz. Allah'ım, amin.

Değerli dinleyicilerimiz, başka bir hadis-i şerif ile buluşuncaya kadar, sizi Allah'a emanet ediyoruz. Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

Radyo için yazan: Dr. Maher Salih