مع الحديث الشريف - باب ما جاء في صوموا لرؤيته وأفطروا لرؤيته
مع الحديث الشريف - باب ما جاء في صوموا لرؤيته وأفطروا لرؤيته

نحييكم جميعا أيها الأحبة المستمعون في كل مكان، في حلقة جديدة من برنامجكم "مع الحديث الشريف" ونبدأ بخير تحية، فالسلام عليكم ورحمة الله وبركاته.جاء في حاشية السندي، في شرح سنن ابن ماجه "بتصرف" باب "ما جاء في صوموا لرؤيته وأفطروا لرؤيته"حدثنا أبو مروانَ محمدُ بْنُ عثمانَ العُثمانيُّ حدثنا إبراهيمُ بْنُ سعدٍ عنِ الزُّهْرِيِّ عن سالمِ بنِ عبدِ الله عن ابْنِ عُمَرَ قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: "إذا رأيتم الهلال فصوموا، وإذا رأيتموه فأفطروا، فإن غم عليكم، فاقدروا له. قال: وكان ابن عمر يصوم قبل الهلال بيوم".

0:00 0:00
Speed:
June 18, 2015

مع الحديث الشريف - باب ما جاء في صوموا لرؤيته وأفطروا لرؤيته

مع الحديث الشريف 

باب ما جاء في صوموا لرؤيته وأفطروا لرؤيته

نحييكم جميعا أيها الأحبة المستمعون في كل مكان، في حلقة جديدة من برنامجكم "مع الحديث الشريف" ونبدأ بخير تحية، فالسلام عليكم ورحمة الله وبركاته.


جاء في حاشية السندي، في شرح سنن ابن ماجه "بتصرف" باب "ما جاء في صوموا لرؤيته وأفطروا لرؤيته"


حدثنا أبو مروانَ محمدُ بْنُ عثمانَ العُثمانيُّ حدثنا إبراهيمُ بْنُ سعدٍ عنِ الزُّهْرِيِّ عن سالمِ بنِ عبدِ الله عن ابْنِ عُمَرَ قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: "إذا رأيتم الهلال فصوموا، وإذا رأيتموه فأفطروا، فإن غم عليكم، فاقدروا له. قال: وكان ابن عمر يصوم قبل الهلال بيوم".


قوله (إذا رأيتم الهلال) أي هلال رمضان (فصوموا) لا دلالةَ فيه على النهي عن الصوم قبله، لا منطوقا وهو ظاهر، ولا مفهوما، (وإذا رأيتموه) أي هلال شوال. (فأفطروا) ليس المراد الإفطار من وقت الرؤية حتى يلزم أن يفطر قبل الغروب إذا رأى الهلال في ذلك الوقت، كما أنه ليس المراد الصوم من وقت الرؤية؛ بل المراد الإفطار والصوم على الوجه المشروع فلا بد في كل منهما من معرفة ذلك الوقت. قوله (فإن غم) بتشديد ميمه أي حالَ بينكم وبين الهلال غيم رقيق (فاقدروا) بضم الدال وجُوِّزَ كسرُها أي قدروا له تمام العدد ثلاثين..


أيها المستمعون الكرام:


إن ما يشير إليه الحديث وبكل وضوح، أن الرؤية العينية في الصيام والإفطار، هي ما أوجبها الشرع، ولم يوجب غيرها، فوجب القول بها، وبها وحدها. وأن لا عبرة لغيرها، كالحسابات الفلكية، التي أصبحت مكان الرؤية الشرعية هذه الأيام، فهل هذا هو ديننا أيها المسلمون؟


لقد ذهب الجمهور إلى عدم جواز الأخذ بالحساب الفلكي. إلا أننا اليوم نعيش في عصر العلم والعلوم والعلمانية، التي تُعنى بالقوانين والنظم والقواعد العلمية العقلية، دون نظر في القواعد والأحكام الدينية. فالعلمانية تعني إقصاء الدين من حياة الناس، والعمل في الحياة بمقتضى القوانين والقواعد العلمية والعقلية، التي توصلت إليها أبحاثُهم وعقولُهم، دون نظرٍ في الأحكام والقواعد الدينية. وقد أُخذ الناسُ بسحر هذه الكلمة، واتخذوها مقياسَ النهضة والتقدم، فقدسوا العلم وقدسوا العقل البشري، ورفضوا أي رأي أو حكم أو تشريع لا يصدر عن العقل البشري، لذلك نرى أن الناس قد فُتنوا بهذا الحساب الفلكي، لكونه علما من العلوم، حتى إن بعضاً من المسلمين، راح يطالب بالعمل به في سائر العبادات، ناسين أو متناسين أن الشريعة لا تُؤخذ إلا من مصادرها.


أيها المسلمون: إن هذا الحال الذي أصبحنا نعيشه، قارب على الزوال، فهذه الرأسمالية وتفريخاتها، من علمانية وديمقراطية، قد أصبحت تترنح، وهي آيلةٌ إلى السقوط، فلا تَغُرَّنَّكُمْ أحكامُها العفنةُ، ولا حساباتُها الفلكيةُ في تحديد بَدْءِ صومكم وعيدكم. فالله سبحانه وتعالى، قد أكمل لنا الدين، ولا يجوز إدخالُ ما ليس منه فيه، وما هذا الحال الذي نعيشه إلا بفعل حكامكم، الذين رَعَوْا مصالح الغرب الكافر خيرَ رعاية، فأدخلوا إلينا هذه المفاهيمَ النتنة، كي تَحُلَّ مَكانَ دينِنا العظيمِ، ولكنْ - والحمدُ لله - فقد خابَ فَأْلُهُم وطاشَ سَهْمُهم، فالأمةُ عادت إلى ربها، وإلى رشدها، ولم تعدْ تقبلُ بغير قرآن ربها وسنة نبيها، وما هي إلا سويعات، حتى ينبلجَ فجرُ دولتِها، فترقبوه عاملين.

مستمعينا الكرام، وإلى حين أن نلقاكم مع حديث نبوي آخر، نترككم في رعاية الله، والسلام عليكم ورحمة الله وبركاته.

More from Hukuk

Hadis-i Şerif ile - Müflisin Kim Olduğunu Biliyor musunuz?

Hadis-i Şerif ile

Müflisin Kim Olduğunu Biliyor musunuz?

Hizb-ut Tahrir Merkezi İletişim Bürosu radyosunun değerli dinleyicileri, Allah'ın selamı üzerinize olsun. Hadis-i Şerif programımızla sizinle tekrar birlikteyiz. Bölümümüze İslam'ın selamıyla başlıyoruz: Es-Selamu Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berakatuhu.

Müsned-i Ahmed'de - El-Müksirin'in Müsnedinin Kalanı - Ümmetimden müflis o kimsedir ki, kıyamet gününde oruç, namaz ve zekât ile gelir. Ama aynı zamanda birinin namusuna sövmüş, diğerine iftira etmiş, birinin malını yemiştir.

Bize Abdurrahman, Züheyr'den, o da Ala'dan, o da babasından, o da Ebu Hureyre'den, o da Peygamber (sav)'den rivayet etti: "Müflisin kim olduğunu biliyor musunuz?" Dediler ki: Ey Allah'ın Resulü, bizde müflis, ne dirhemi ne de malı olan kimsedir. Dedi ki: "Ümmetimden müflis o kimsedir ki, kıyamet gününde oruç, namaz ve zekât ile gelir. Ama aynı zamanda birinin namusuna sövmüş, diğerine iftira etmiş, birinin malını yemiştir. Oturtulur, bu ondan iyiliklerinden alır, diğeri de ondan iyiliklerinden alır. Eğer üzerindeki günahlardan dolayı iyilikleri tükenirse, onların günahlarından alınır, ona yüklenir, sonra da ateşe atılır."

Bu hadis, anlamının anlaşılması ve idrak edilmesi gereken diğer önemli hadisler gibi kabul edilir. Çünkü insanlardan bazıları, namazı, orucu ve zekâtına rağmen müflistir. Çünkü o, buna sövmüş, buna iftira etmiş, bunun malını yemiş, bunun kanını dökmüş ve bunu dövmüştür.

Ve iflası, sermayesi sayılan iyiliklerinden alınması ve bunun için verilmesi, sövme, iftira ve dövme bedelinin ödenmesiyle olur. İyilikleri, üzerindeki borçlar ödenmeden önce tükenirse, onların günahlarından alınır, ona yüklenir, sonra da ateşe atılır.

Peygamber Efendimiz (sav) ashabına "Müflisin kim olduğunu biliyor musunuz?" diye sorduğunda, "biliyor musunuz" derken, deraye'den, yani işlerin iç yüzünü bilmekten bahsediyor. "Biliyor musunuz, yani müflis kimdir gerçekte?" Bu, Hz. Ali'nin (r.a.) şu sözünü teyit eder: "Zenginlik ve fakirlik, Allah'a arz edildikten sonradır." Onlara bu soru sorulduğunda, deneyimlerinden yola çıkarak cevap verdiler: "Bizde müflis, ne dirhemi ne de malı olan kimsedir." Resulullah'ın (sav) ashabına göre müflis budur. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurdu: Hayır,... Dedi ki: "Ümmetimden müflis o kimsedir ki, kıyamet gününde oruç, namaz ve zekât ile gelir..."

Bu, Hz. Ömer'in şu sözünü teyit eder: "Dileyen oruç tutar, dileyen namaz kılar, ama önemli olan istikamettir." Çünkü namaz, oruç, hac ve zekât, insanın samimiyetle yapabileceği ibadetlerdir. Ama aynı zamanda riyakârlıkla da yapılabilir. Ancak ağırlık merkezi, Allah'ın emrine göre hareket etmektir.

Allah'tan bizi hak üzere sabit kılmasını, bizi muttakilerden kılmasını, kötülüklerimizi iyiliklere çevirmesini ve huzuruna çıktığımız gün bizi rezil etmemesini dileriz. Allah'ım, amin.

Değerli dinleyicilerimiz, başka bir hadis-i şerif ile buluşuncaya kadar, emanetleri zayi etmeyen Allah'a emanet olun. Es-Selamu Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berakatuhu.

Radyo için yazan

Afraa Turab

Hadis-i Şerif ile - Münafıklar ve Kötü İşleri

Hadis-i Şerif ile

Münafıklar ve Kötü İşleri

Her yerde bulunan sevgili dinleyicilerimiz, "Hadis-i Şerif ile" programınızın yeni bir bölümünde hepinize merhaba diyoruz ve en güzel selamla başlıyoruz: Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

Büreyde (radiyallahu anh) anlatıyor: Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdular ki: "Münafığa 'efendi' demeyin. Eğer o efendi olursa, şüphesiz Rabbinizi gazablandırmış olursunuz." Ebu Davud sahih bir isnadla rivayet etti.

Değerli dinleyicilerimiz,

En güzel söz Allah'ın kelamıdır, en güzel yol Muhammed bin Abdullah'ın (aleyhisselatu vesselam) yoludur. Bundan sonra,

Bu hadis-i şerif, tanıdığımız münafıklara nasıl davranmamız gerektiğini bize gösteriyor. Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem), münafıkların hepsini isimleriyle bilen tek kişiydi. Ancak bizler bazılarını sıfatlarından tanıyabiliriz. Kur'an'ın belirttiği gibi, farzları isteksizce ve zorla yerine getirenler, İslam'a ve Müslümanlara tuzak kuranlar, fitneleri teşvik edenler, yeryüzünde fesat çıkaranlar, fuhşiyatın yayılmasını sevenler, onu davet edenler, koruyanlar ve gözetenler, İslam ve Müslümanlar hakkında yalan söyleyenler ve münafıklıkla nitelenen diğerleri gibi.

Bu nedenle, şeriatın güzel gördüğünü ve çirkin gördüğünü anlamalıyız ki, münafığı samimiden ayırt edebilelim ve ona karşı uygun önlemi alabilelim. Şeriata aykırı davranan, ancak İslam'ı ve Müslümanları koruma adına davrandığını gösteren kişiye güvenmemeliyiz. Onun peşinden gitmemeli, onu desteklememeli, hatta onu 'efendi' olarak nitelendirmemeliyiz, aksi takdirde Allah (Subhanehu ve Teala) bize gazap eder.

Biz Müslümanlar, İslam'ı ve Müslümanları en çok koruyan insanlar olmalıyız ve münafıkların dinimize ve ailemize girmesine izin vermemeliyiz. Onlar, çoklukları ve çeşitli yüzleri nedeniyle bugünlerde karşılaşabileceğimiz en tehlikeli unsurlardır. İslam iddiasında bulunanların eylemlerini ölçmek için şeriatın ölçüsünü hazır bulundurmalıyız. Çünkü İslam, bizleri bu tür kötü insanlardan koruyan bir kalkandır.

Allah'tan ümmetimizi bu tür suçlulardan korumasını, bizleri doğru yola ve insanların davranışlarını ölçerek Allah'ın sevmediği kişilerden uzaklaşmamızı sağlayacak doğru ölçüye yöneltmesini dileriz. Allah'ım, amin.

Değerli dinleyicilerimiz, başka bir hadis-i şerif ile buluşuncaya kadar, sizi Allah'a emanet ediyoruz. Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

Radyo için yazan: Dr. Maher Salih