Hadis-i Şerif ile
"Günah Olmayan Konularda Yöneticilere İtaat Etmenin Vacip, Günahta İtaat Etmenin Haram Olması Babı"
Değerli dinleyicilerimiz, her nerede olursanız olun, hepinizi "Hadis-i Şerif ile" programımızın yeni bir bölümünde selamlıyoruz. En güzel selamla başlıyoruz: Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
İmam Müslim'in Sahih'inde, Nevevi'nin şerhinde "tasarruf ile", "Günah olmayan konularda yöneticilere itaat etmenin vacip, günahta itaat etmenin haram olması babında" şöyle geçmektedir:
Yahya bin Yahya bize haber verdi, Muğire bin Abdurrahman el-Hizami, Ebu'z-Zinad'dan, o el-A'rec'den, o da Ebu Hureyre'den, o da Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'den nakletti: "Kim bana itaat ederse Allah'a itaat etmiştir, kim bana isyan ederse Allah'a isyan etmiştir. Kim yöneticiye itaat ederse bana itaat etmiştir, kim yöneticiye isyan ederse bana isyan etmiştir."
Sözü: Kim bana itaat ederse Allah'a itaat etmiştir, kim amirime itaat ederse bana itaat etmiştir. Günah konusunda da aynı şeyi söyledi; çünkü Allah Teala Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e itaati emretmiştir, o sallallahu aleyhi ve sellem de amire itaati emretmiştir, böylece itaat birbirini takip etmiştir.
Değerli dinleyiciler:
Bu dinin büyüklüğü, hayata geçirildiğinde uygulayanı mutlu eden ve huzur veren, insanlığını hisseden ve değerler merdiveninde yükselerek rızaya ulaşan inancında ve hükümlerinde yatmaktadır. İslam tarihimiz buna şahittir. Müslümanlar hükümlerinin gölgesinde yaşadılar, meyvelerini topladılar ve huzur, kalbi ve zihinsel rahatlık, bu hayattaki varlıklarının başlığı oldu. Bu sayede her alanda yaratıcılıklarını gösterdiler ve bize fıkıh, düşünce, dil, bilim ve daha nice hazineler bıraktılar...
Ey Müslümanlar: Bu, çok önemli bir şey olmasaydı gerçekleşmezdi, o da itaattir. Evet, ey Müslümanlar, o itaattir, bu günlerde Müslümanların kaybettiği şeydir. O, öncelikle kendi nefislerine ve sonra da düşmanlarına karşı zaferlerinin sırrıdır. Hadis-i Şerif'te Allah'a itaat ile Resul'e -sallallahu aleyhi ve sellem- itaat arasında ve ulul emre itaat arasında güzel bir bağ kurulmuştur. Ulul emre itaat, Allah'a ve Resul'e itaattir, ulul emre isyan, Allah'a ve Resul'e isyandır. Ancak bugün itaat edilmesi gereken ulul emr nerede? Şüphesiz ki onlar mevcut değiller. Çünkü bugün Müslümanları yönetenlerin hiçbiri ulul emr olarak kabul edilemez. Çünkü onlar bir çete veya eşkıyadır, ümmetin gafletinde, efendileri olan kafirlerin desteğiyle zorla iktidara gelmişler ve Allah'ın indirdiğiyle değil, İngilizlerin, Fransızların ve Amerikalıların yasalarıyla hükmetmişlerdir. Sözümüzün kanıtı, bu hükümdarların devrimlerin yaşandığı ülkelerde ümmetlerini öldürmeleridir. Bu da, ümmetin bugün büyük bir görevi ve farzı olduğunu gösterir: O da kendilerini Allah'ın indirdiğiyle yönetecek bir yönetici atamaktır. Allah Teala Müslümanlara şöyle hitap ediyor: "Allah'a itaat edin, Resul'e itaat edin ve sizden olan ulul emre itaat edin." Bu farz -itaat farzı- bir farz olarak kalır ve yöneticinin yokluğunda ertelenmez, iptal edilmez veya askıya alınmaz. Bu, Müslümanların itaat farzının gerçekleşeceği bir yönetici bulmak için çalışma yükümlülüğü olduğu anlamına gelir. Vacip olmadan tamamlanmayan şey de vaciptir. O halde kalkın ey Müslümanlar... Ey henüz bu yöneticiyi bulmak için çalışmayanlar, bu büyük farzı yerine getirmek için çalışan samimi ve bilinçli kişilerle birlikte çalışmaya kalkın. Allah'a ve Resulüne -sallallahu aleyhi ve sellem- onu bularak ve ona itaat ederek itaat edelim. Allah'ım, bunu bize hızlandır ve bizi sözü dinleyip en güzeline uyanlardan eyle. Allah'ım, amin.
Değerli dinleyicilerimiz, başka bir hadis-i şerifte buluşuncaya kadar sizi Allah'a emanet ediyoruz. Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.