مع الحديث الشريف  بابُ فَضِيلَةِ الْإِمَامِ الْعَادِلِ وَعُقُوبَةِ الْجَائِرِ وَالْحَثِّ عَلَى الرِّفْقِ بِالرَّعِيَّةِ وَالنَّهْيِ عَنْ إِدْخَالِ الْمَشَقَّةِ عَلَيْهِمْ
مع الحديث الشريف  بابُ فَضِيلَةِ الْإِمَامِ الْعَادِلِ وَعُقُوبَةِ الْجَائِرِ وَالْحَثِّ عَلَى الرِّفْقِ بِالرَّعِيَّةِ وَالنَّهْيِ عَنْ إِدْخَالِ الْمَشَقَّةِ عَلَيْهِمْ

نحييكُم جميعا أيها الأحبةُ المستمعون في كلِ مكانٍ، في حَلْقةٍ جديدةٍ من برنامجِكُم "مع الحديثِ الشريفِ" ونبدأ بخيرِ تحيةٍ، فالسلامُ عليكُم ورحمةُ اللهِ وبركاتُه.                                                         جاءَ في صحيحِ الإمامِ مسلمٍ في شرحِ النووي "بتصرفٍ" في " بابِ فَضِيلَةِ الْإِمَامِ الْعَادِلِ وَعُقُوبَةِ الْجَائِرِ وَالْحَثِّ عَلَى الرِّفْقِ بِالرَّعِيَّةِ وَالنَّهْيِ عَنْ إِدْخَالِ الْمَشَقَّةِ عَلَيْهِمْ":

0:00 0:00
Speed:
February 20, 2025

مع الحديث الشريف بابُ فَضِيلَةِ الْإِمَامِ الْعَادِلِ وَعُقُوبَةِ الْجَائِرِ وَالْحَثِّ عَلَى الرِّفْقِ بِالرَّعِيَّةِ وَالنَّهْيِ عَنْ إِدْخَالِ الْمَشَقَّةِ عَلَيْهِمْ

مع الحديث الشريف

بابُ فَضِيلَةِ الْإِمَامِ الْعَادِلِ وَعُقُوبَةِ الْجَائِرِ وَالْحَثِّ عَلَى الرِّفْقِ بِالرَّعِيَّةِ وَالنَّهْيِ عَنْ إِدْخَالِ الْمَشَقَّةِ عَلَيْهِمْ


نحييكُم جميعا أيها الأحبةُ المستمعون في كلِ مكانٍ، في حَلْقةٍ جديدةٍ من برنامجِكُم "مع الحديثِ الشريفِ" ونبدأ بخيرِ تحيةٍ، فالسلامُ عليكُم ورحمةُ اللهِ وبركاتُه.     

جاءَ في صحيحِ الإمامِ مسلمٍ في شرحِ النووي "بتصرفٍ" في " بابِ فَضِيلَةِ الْإِمَامِ الْعَادِلِ وَعُقُوبَةِ الْجَائِرِ وَالْحَثِّ عَلَى الرِّفْقِ بِالرَّعِيَّةِ وَالنَّهْيِ عَنْ إِدْخَالِ الْمَشَقَّةِ عَلَيْهِمْ":

حدثنا شيبانُ بنُ فروخٍ حدثنا أبو الأشهبِ عن الحسنِ قالَ: عادَ عبيدُ اللهِ بنُ زيادٍ مَعْقِلَ بنَ يَسارٍ المزنيَّ في مرضِهِ الذي ماتَ فيه فقالَ معقلٌ إني مُحدِثُكَ حديثا سمعْتُهُ من رسولِ اللهِ صلى اللهُ عليه وسلمَ، لو علمْتُ أن لي حياةً ما حدثتُكَ، إني سمعتُ رسولَ اللهِ صلى اللهُ عليه وسلمَ يقولُ: "ما من عبدٍ يسترعيهِ اللهُ رعيةً يموتُ يومَ يموتُ وهو غاشٌ لرعيتِهِ، إلا حرمَ اللهُ عليه الجنةَ"  

قولَهُ صلى اللهُ عليه وسلمَ: ما من عبدٍ يسترعيهِ اللهُ رعيةً يموتُ يومَ يموتُ وهو غاشٌ لرعيتِهِ إلا حرمَ اللهُ عليه الجنةَ، حاصِلُهُ يحتمِلُ وجهينِ: أحدهُما: أن يكونَ مستحِلا لغِشِهِم فتَحرُمُ عليه الجنةُ، ويخلدُ في النارِ. والثاني: أنه لا يستحلُهُ فيمتنعُ من دخولِها أولَ وهلةٍ مع الفائزين، وهو معنى قولِه صلى اللهُ عليه وسلمَ في الروايةِ الثانيةِ للحديثِ. ( لم يدخلْ معَهم الجنةَ ) أي: وقتَ دخولِهِم، بل يُؤخَرُ عنهُم عقوبةً له إما في النارِ وإما في الحسابِ، وإما في غيرِ ذلك. وفي هذه الأحاديثِ: وجوبُ النصيحةِ على الوالي لرعيتِهِ، والاجتهادُ في مصالحِهِم، والنصيحةُ لهم في دينِهم ودنياهُم، وفي قولِهِ صلى اللهُ عليه وسلمَ: ( يموتُ يومَ يموتُ وهو غاشٌ لرعيتِهِ) دليلٌ على أن التوبةَ قبلَ حالةِ الموتِ نافعةٌ.

أيها المستمعون الكرامُ:

منذُ متى كان الذئبُ راعيا للغنمِ؟ منذ متى كان السارقُ أمينا على المسلمينَ وأموالِهم؟ منذ متى كان الغربُ الكافرُ رؤوفا بالمسلمينَ رحيما عطوفا حتى ينصحَ لهم ويجهدَ؟ فيأتي وزيرُ الخارجيةِ الأمريكيِ في زيارةٍ تلو الزيارةِ إلى مصرَ الكنانةِ، إلى مصرَ الثورةِ، ليقدِمَ لرئيسِها الجديدِ نصائِحَهُ وتوجيهاتِهِ، يحثُهُ على الالتزامِ بالديمقراطيةِ وبمبادئِها التي يتفاخرونَ فيها، والتي ارتفعَ الغربُ بسببِها فصارَت أمريكا أمريكا. أمريكا الكفرُ والإلحادُ الذي ما عرفَتِ الأرضُ كفرا مثلَهُ، أمريكا التي دمّرَت العراقَ وقتلَت مليونا من أهلِهِ، أمريكا التي غزَتْ أفغانستانَ ودمرتْهُ وما تزالُ تقصفُ بطائراتِها بلادَ المسلمينِ بلدا بلدا، أم تُراكَ يا سيادةَ الرئيسِ لم ترَ سجونَ أبو غريبْ وجوانتانامو ومعتقلاتِ التعذيبِ السريةَ والعلنيةَ؟ ثم ألم يسمعْ رئيسُ مصرَ الثورةِ وزيرَ العدلِ الأمريكي وهو يقولُ: "إن المشكلةَ إنما تكمنُ في الإسلامِ ذاتِهِ وليس في بعضِ من يعتنقونَهُ،...وإنّ اللهَ يحضُّ في القرآنِ على البغضِ"؟ ألم يسخروا من حجابِ نسائِنا المؤمناتِ الطاهراتِ؟ ألم يشتُموا نبيَنَا؟ ألم يُعلنْها كبيرُهم: "إنها حربٌ صليبيةٌ؟". وقائمةُ العداءِ للإسلامِ وأهلِهِ طويلةٌ طويلةٌ...

أيها المسلمونَ:

 أبعدَ هذا يجلسُ مَنْ نادى بالإسلامِ معَ رأسِ كفرِهِم، يستمعُ لنصائِحِه وإرشاداتِهِ؟ آللهٌ أمركَ بهذا يا سيادةَ الرئيسِ؟ يا من رفعْتَ شعارَ "الإسلامُ هو الحلُ" طيلةَ العقودِ الماضيةِ، أليس هذا غِشاً لرعيتِكَ؟ ألا تخشى أن يُحرِّمَ اللهُ عليكَ الجنةَ؟، إذن اتقِ اللهَ وعدْ إلى رشدِكَ وصوابِكَ، واخلعْ عنكَ ثوبَ الوطنيةِ والقوميةِ والديمقراطيةِ، وتزينْ بلباسِ التقوى فهو خيرٌ.

نسألُ اللهَ العظيمَ ربَ العرشِ العظيمِ أن يجعلَنا من الذينَ يستمعونَ القولَ فيتبعونَ أحسَنَهُ، اللهم آمين.

مستمعينا الكرام، وإلى حين أن نلقاكم مع حديث نبوي آخر، نترككم في رعاية الله، والسلام عليكم ورحمة الله وبركاته.

كتبه للإذاعة: أبو مريم

More from Hukuk

Hadis-i Şerif ile - Müflisin Kim Olduğunu Biliyor musunuz?

Hadis-i Şerif ile

Müflisin Kim Olduğunu Biliyor musunuz?

Hizb-ut Tahrir Merkezi İletişim Bürosu radyosunun değerli dinleyicileri, Allah'ın selamı üzerinize olsun. Hadis-i Şerif programımızla sizinle tekrar birlikteyiz. Bölümümüze İslam'ın selamıyla başlıyoruz: Es-Selamu Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berakatuhu.

Müsned-i Ahmed'de - El-Müksirin'in Müsnedinin Kalanı - Ümmetimden müflis o kimsedir ki, kıyamet gününde oruç, namaz ve zekât ile gelir. Ama aynı zamanda birinin namusuna sövmüş, diğerine iftira etmiş, birinin malını yemiştir.

Bize Abdurrahman, Züheyr'den, o da Ala'dan, o da babasından, o da Ebu Hureyre'den, o da Peygamber (sav)'den rivayet etti: "Müflisin kim olduğunu biliyor musunuz?" Dediler ki: Ey Allah'ın Resulü, bizde müflis, ne dirhemi ne de malı olan kimsedir. Dedi ki: "Ümmetimden müflis o kimsedir ki, kıyamet gününde oruç, namaz ve zekât ile gelir. Ama aynı zamanda birinin namusuna sövmüş, diğerine iftira etmiş, birinin malını yemiştir. Oturtulur, bu ondan iyiliklerinden alır, diğeri de ondan iyiliklerinden alır. Eğer üzerindeki günahlardan dolayı iyilikleri tükenirse, onların günahlarından alınır, ona yüklenir, sonra da ateşe atılır."

Bu hadis, anlamının anlaşılması ve idrak edilmesi gereken diğer önemli hadisler gibi kabul edilir. Çünkü insanlardan bazıları, namazı, orucu ve zekâtına rağmen müflistir. Çünkü o, buna sövmüş, buna iftira etmiş, bunun malını yemiş, bunun kanını dökmüş ve bunu dövmüştür.

Ve iflası, sermayesi sayılan iyiliklerinden alınması ve bunun için verilmesi, sövme, iftira ve dövme bedelinin ödenmesiyle olur. İyilikleri, üzerindeki borçlar ödenmeden önce tükenirse, onların günahlarından alınır, ona yüklenir, sonra da ateşe atılır.

Peygamber Efendimiz (sav) ashabına "Müflisin kim olduğunu biliyor musunuz?" diye sorduğunda, "biliyor musunuz" derken, deraye'den, yani işlerin iç yüzünü bilmekten bahsediyor. "Biliyor musunuz, yani müflis kimdir gerçekte?" Bu, Hz. Ali'nin (r.a.) şu sözünü teyit eder: "Zenginlik ve fakirlik, Allah'a arz edildikten sonradır." Onlara bu soru sorulduğunda, deneyimlerinden yola çıkarak cevap verdiler: "Bizde müflis, ne dirhemi ne de malı olan kimsedir." Resulullah'ın (sav) ashabına göre müflis budur. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurdu: Hayır,... Dedi ki: "Ümmetimden müflis o kimsedir ki, kıyamet gününde oruç, namaz ve zekât ile gelir..."

Bu, Hz. Ömer'in şu sözünü teyit eder: "Dileyen oruç tutar, dileyen namaz kılar, ama önemli olan istikamettir." Çünkü namaz, oruç, hac ve zekât, insanın samimiyetle yapabileceği ibadetlerdir. Ama aynı zamanda riyakârlıkla da yapılabilir. Ancak ağırlık merkezi, Allah'ın emrine göre hareket etmektir.

Allah'tan bizi hak üzere sabit kılmasını, bizi muttakilerden kılmasını, kötülüklerimizi iyiliklere çevirmesini ve huzuruna çıktığımız gün bizi rezil etmemesini dileriz. Allah'ım, amin.

Değerli dinleyicilerimiz, başka bir hadis-i şerif ile buluşuncaya kadar, emanetleri zayi etmeyen Allah'a emanet olun. Es-Selamu Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berakatuhu.

Radyo için yazan

Afraa Turab

Hadis-i Şerif ile - Münafıklar ve Kötü İşleri

Hadis-i Şerif ile

Münafıklar ve Kötü İşleri

Her yerde bulunan sevgili dinleyicilerimiz, "Hadis-i Şerif ile" programınızın yeni bir bölümünde hepinize merhaba diyoruz ve en güzel selamla başlıyoruz: Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

Büreyde (radiyallahu anh) anlatıyor: Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdular ki: "Münafığa 'efendi' demeyin. Eğer o efendi olursa, şüphesiz Rabbinizi gazablandırmış olursunuz." Ebu Davud sahih bir isnadla rivayet etti.

Değerli dinleyicilerimiz,

En güzel söz Allah'ın kelamıdır, en güzel yol Muhammed bin Abdullah'ın (aleyhisselatu vesselam) yoludur. Bundan sonra,

Bu hadis-i şerif, tanıdığımız münafıklara nasıl davranmamız gerektiğini bize gösteriyor. Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem), münafıkların hepsini isimleriyle bilen tek kişiydi. Ancak bizler bazılarını sıfatlarından tanıyabiliriz. Kur'an'ın belirttiği gibi, farzları isteksizce ve zorla yerine getirenler, İslam'a ve Müslümanlara tuzak kuranlar, fitneleri teşvik edenler, yeryüzünde fesat çıkaranlar, fuhşiyatın yayılmasını sevenler, onu davet edenler, koruyanlar ve gözetenler, İslam ve Müslümanlar hakkında yalan söyleyenler ve münafıklıkla nitelenen diğerleri gibi.

Bu nedenle, şeriatın güzel gördüğünü ve çirkin gördüğünü anlamalıyız ki, münafığı samimiden ayırt edebilelim ve ona karşı uygun önlemi alabilelim. Şeriata aykırı davranan, ancak İslam'ı ve Müslümanları koruma adına davrandığını gösteren kişiye güvenmemeliyiz. Onun peşinden gitmemeli, onu desteklememeli, hatta onu 'efendi' olarak nitelendirmemeliyiz, aksi takdirde Allah (Subhanehu ve Teala) bize gazap eder.

Biz Müslümanlar, İslam'ı ve Müslümanları en çok koruyan insanlar olmalıyız ve münafıkların dinimize ve ailemize girmesine izin vermemeliyiz. Onlar, çoklukları ve çeşitli yüzleri nedeniyle bugünlerde karşılaşabileceğimiz en tehlikeli unsurlardır. İslam iddiasında bulunanların eylemlerini ölçmek için şeriatın ölçüsünü hazır bulundurmalıyız. Çünkü İslam, bizleri bu tür kötü insanlardan koruyan bir kalkandır.

Allah'tan ümmetimizi bu tür suçlulardan korumasını, bizleri doğru yola ve insanların davranışlarını ölçerek Allah'ın sevmediği kişilerden uzaklaşmamızı sağlayacak doğru ölçüye yöneltmesini dileriz. Allah'ım, amin.

Değerli dinleyicilerimiz, başka bir hadis-i şerif ile buluşuncaya kadar, sizi Allah'a emanet ediyoruz. Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

Radyo için yazan: Dr. Maher Salih