حديث الشريف ile
Kulların Allah üzerindeki hakkı
Değerli dinleyicilerimiz, her nerede olursanız olun, "حديث الشريف ile" programımızın yeni bir bölümünde hepinize merhaba diyoruz. En güzel selamla başlıyoruz: Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
Bize Mahmud bin Ğeylan rivayet etti dedi ki: Bize Ebu Ahmed rivayet etti dedi ki: Bize Süfyan, Ebu İshak'tan, o da Amr bin Meymun'dan, o da Muaz bin Cebel'den rivayet etti dedi ki: Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Allah'ın kulları üzerindeki hakkının ne olduğunu biliyor musun?" Ben: Allah ve Resulü daha iyi bilir dedim. Buyurdu ki: "O'nun kulları üzerindeki hakkı, O'na ibadet etmeleri ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmamalarıdır." Buyurdu ki: Bunu yaptıklarında onların O'nun üzerindeki hakkının ne olduğunu biliyor musun? Ben: Allah ve Resulü daha iyi bilir dedim. Buyurdu ki: "Onlara azap etmemesidir." Cami' الترمذي 2690
Bu şerefli hadis bize iki büyük haktan bahsediyor: Birincisi, Allah'ın kullar üzerindeki hakkı, ikincisi ise kulların Allah üzerindeki hakkı. Bu hadiste, hakların ayrılması ve detaylandırılması açısından son derece hassas bir açıklama bulunmaktadır. Birinci hak herkes için açık ve nettir ve Allah Teala bize onu peygamberimizin diliyle bildirmiştir. Bize Allah'ın iki hakkı birbirine bağladığını bildirmiştir. Birincisi, Allah Teala'ya ibadet etmemiz ve iman ve ibadetle birlikte hiç kimseyi Allah Teala'ya ortak koşmamamızdır. Bu, şer'i hükümlerin bize emredildiği ve farz kılındığı gibi fiili olarak uygulanması ve Allah Teala'nın yaratıcı ve var edici olduğuna ve O'ndan başka hak ilah olmadığına kesin olarak inanılmasıyla gerçekleşir. Bu, Allah Teala'nın bizimle kendisi arasında koyduğu şart veya sözleşmenin ilk bölümüdür.
Şartın diğer kısmı ise, Allah Teala'nın bize azap etmeyeceğine ve bizi cehenneme sokmayacağına dair verdiği sözdür. Bu, Allah Teala'nın kendi üzerine koyduğu bir haktır. Gözlemlenebilir ki, bu iki şart birbirinden ayrılamaz ve birbirini tamamlar niteliktedir. Bunlar, Allah Teala'nın kullarına olan rahmetlerinden bir rahmettir. Bu iki şartı sürekli olarak aklımızda tutmalıyız: Birincisi, Allah'ın sevdiği gibi yerine getirmemiz gereken ilk emirdir ve şüphesiz sonucu cennete girmek ve azaptan uzaklaşmaktır.
Allah'tan bizi, Allah Teala'nın emrine uyan ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayanlardan ve azaptan uzaklaşmayı hak edenlerden kılmasını niyaz ediyoruz. Allah'ım, kabul et.
Allah'ım, Müslümanların dağınıklığını toplayan, üzerlerindeki belayı kaldıran, Nübüvvet metodu üzere Râşid Halifeliği ile bize çabucak lütfet. Allah'ım, yeryüzünü Kerim zatının nuru ile aydınlat. Allah'ım, kabul et, kabul et.
Değerli dinleyicilerimiz, bir başka nebevi hadiste buluşuncaya dek, sizleri Allah'ın himayesine bırakıyoruz. Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
Radyo için yazan: Dr. Maher Salih