Hadis-i Şerif ile
Öğretme Adabından
Değerli dinleyiciler, hepinize selamlarımızı sunar, Hadis-i Şerif ile programınızın yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz. En güzel temenni ile başlıyoruz: Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
Şakik'ten rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: Abdullah'ın kapısında oturmuş onu bekliyorduk. Yezid bin Muaviye en-Nehai yanımızdan geçti. Ona, "Onu bizim bulunduğumuz yerden haberdar et" dedik. Yanına girdi ve çok geçmeden Abdullah yanımıza geldi ve şöyle dedi: "Ben sizin bulunduğunuz yerden haberdar edildim. Sizin yanınıza çıkmama engel olan tek şey, sizi usandırmaktan çekinmemdir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, bizleri usandırmamak için belirli günlerde öğüt verirdi." Muttefekun aleyh.
((Nevevi'nin şerhinde, ufak bir tasarrufla şöyle geçmektedir:
(Es-Saame) kelimesi med ile, bıkkınlık anlamına gelir.
(Ümilleküm) kelimesi ise, sizi bıkkınlığa düşürmem, yani sıkıntıya sokmam demektir.
(Yetehavveluna) kelimesinin anlamı ise, bize göz kulak olurdu, bu kelimenin tefsirinde en meşhur olanıdır. Kadı şöyle demiştir: Denildi ki: Bizi düzeltirdi. Denildi ki: Bizi onunla şaşırtırdı. Ebu Ubeyd şöyle dedi: Bize yol gösterirdi. Denildi ki: İnsanın ailesini hapsettiği gibi bizi hapsederdi. O, bize (ha) harfi ile bize göz kulak olurdu. Ebu Amr hariç hepsi böyle söyledi. Ebu Amr ise (ha) harfi olmadan, yani hallerini ve aktif oldukları zamanları araştırırdı demiştir.
Bu hadiste, kalplerin sıkılmaması ve böylece amacın kaçırılmaması için öğüt vermede ölçülü olunması gerektiği anlatılmaktadır.))
İbn Hacer, Fethu'l-Bari'de ufak bir tasarrufla şöyle demiştir: ((Hattabi şöyle demiştir: Kastedilen, onlara öğretme ve öğüt verme zamanlarına riayet etmesi ve bıkkınlık korkusuyla her gün yapmamasıdır. Et-Tehavvul, gözetmektir. Bazılarının (ha) harfi ile rivayet ettiği ve bununla öğüt için aktif oldukları halleri araştırması, onlara öğüt vermesi ve sıkılmamaları için üzerlerine çok gitmemesi kastedildiği şeklinde tefsir ettiği söylenmiştir,
(Kerahetes-saameti aleyna) yani bizden bıkkınlık meydana gelmesi ve saame kelimesinin meşakkat anlamını içerdiği kastedilmektedir.
Bu hadiste, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in ashabına olan şefkati, onlara öğretme ve anlama konusunda güzel bir yaklaşım sergilemesi, böylece onlardan bıkkınlık ve sıkıntı olmadan, aktif bir şekilde almalarını sağlaması ve bu konuda ona uyulması gerektiği anlatılmaktadır. Çünkü tedrici öğretim, daha az zahmetli ve sürekli öğrenmeyi sağlar. İbn Mesud'un, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in söz ve fiillerini takip etmesi ve buna özen göstermesi de bir fazilettir.}
Değerli dinleyicilerimiz: Öğretme adabından biri de, öğretmenin insanları dersten usandırmaması için dersi onlara sevdirmesidir. Konuşması kısa, özlü ve etkili olmalıdır. Çünkü çok konuşmak bıkkınlık verir. Ayrıca hata, kusur ve yanlış yapma olasılığı da artar. İbn Abbas radıyallahu anhuma'dan rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: "İnsanlara her cuma bir kere hadis anlat. Eğer çok anlatırsan iki kere, eğer çok anlatırsan üç kere. İnsanları bu Kur'an'dan usandırma. Bir topluluğa konuşurlarken gitme ve onların konuşmalarını kesme, böylece onları usandırırsın. Ancak dinle. Sana emrettiklerinde ve istediklerinde onlara hadis anlat. Duanızda seci'den sakının. Çünkü ben Resulullah r ve ashabının bunu yapmadığını gördüm." Buhari rivayet etmiştir.
Değerli dinleyicilerimiz, başka bir Nebevi hadiste buluşmak dileğiyle, sizleri Allah'a emanet ediyor, Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun diyoruz.