(وَجَعَلْنَاهُمْ أَئِمَّةً يَدْعُونَ إِلَى النَّارِ وَيَوْمَ الْقِيَامَةِ لَا يُنْصَرُونَ)
(وَجَعَلْنَاهُمْ أَئِمَّةً يَدْعُونَ إِلَى النَّارِ وَيَوْمَ الْقِيَامَةِ لَا يُنْصَرُونَ)

لقد جاءنا النبي ﷺ بدين الهدى ليخرجنا من الظلمات إلى النور وليهدينا في هذه الحياة الدنيا ولينجينا يوم القيامة من عذاب وعقاب الله عز وجل، فهو ﷺ الهادي المهدي الذي تركنا على المحجة البيضاء ليلها كنهارها لا يزيغ عنها إلا هالك. فهذا الدين هو دين الهداية والرشاد، دين تحرير الناس من عبادة بعضهم، إلى عبادة إله واحد واتباع شريعة سمحاء، شريعة الإسلام الحنيف، ورضي الله عن ربعي بن عامر حين سأله قائد الكفار لم جئتم؟

0:00 0:00
Speed:
April 14, 2023

(وَجَعَلْنَاهُمْ أَئِمَّةً يَدْعُونَ إِلَى النَّارِ وَيَوْمَ الْقِيَامَةِ لَا يُنْصَرُونَ)

﴿وَجَعَلْنَاهُمْ أَئِمَّةً يَدْعُونَ إِلَى النَّارِ وَيَوْمَ الْقِيَامَةِ لَا يُنْصَرُونَ

لقد جاءنا النبي ﷺ بدين الهدى ليخرجنا من الظلمات إلى النور وليهدينا في هذه الحياة الدنيا ولينجينا يوم القيامة من عذاب وعقاب الله عز وجل، فهو ﷺ الهادي المهدي الذي تركنا على المحجة البيضاء ليلها كنهارها لا يزيغ عنها إلا هالك. فهذا الدين هو دين الهداية والرشاد، دين تحرير الناس من عبادة بعضهم، إلى عبادة إله واحد واتباع شريعة سمحاء، شريعة الإسلام الحنيف، ورضي الله عن ربعي بن عامر حين سأله قائد الكفار لم جئتم؟ فرد قائلا: "جئنا لنخرج الناس من عبادة العباد إلى عبادة رب العباد، ومن ضيق الدنيا إلى سعة الدنيا والآخرة، ومن جَور الأديان إلى عدل الإسلام".

ثم ورث الدين الصحابة رضوان الله عليهم فساروا على نهج الحبيب عليه الصلاة والسلام ففتحوا البلدان ودخل الناس في دين الله أفواجا. ثم استمر الخلفاء من بني أمية وبني العباس والعثمانيين، يفتحون البلدان وينشرون الإسلام حتى صار المسلمون في زمن الخليفة سليمان القانوني يحكمون القارات ويخضعون لحكمهم الجبابرة. فجزاهم الله كل الخير على جهودهم واجتهاداتهم في نصرة دين الله عز وجل. وما زالت الأمة تذكرهم وتذكر أفعالهم ونصرتهم لدين الله كيف لا وقد ساروا على خطا الأنبياء والمرسلين في نصرة هذا الدين خير خلف لخير سلف وخير متبعين للأنبياء والمرسلين الذين هم قادة الهداة وأئمة الهدى ﴿وَجَعَلْنَاهُمْ أَئِمَّةً يَهْدُونَ بِأَمْرِنَا وَأَوْحَيْنَا إِلَيْهِمْ فِعْلَ الْخَيْرَاتِ وَإِقَامَ الصَّلَاةِ وَإِيتَاءَ الزَّكَاةِ وَكَانُوا لَنَا عَابِدِينَ﴾.

ثم هدمت دولة الإسلام عام ١٩٢٤م. فتشتت المسلمون وانقلب حالهم، واختفى الإسلام عن الحكم، ووضعت الدساتير الغربية، ومزقت البلاد في أوطان وكيانات بل قل سجون صغيرة تحبس فيها الشعوب المسلمة وتمنع من الوحدة والتواصل والتعاضد، ونهبت ثروات المسلمين وذهب إمامهم وخليفتهم وصار بدلا منه أكثر من خمسين أميراً ورئيساً وملكاً كلهم يتبعون الغرب ويأتمرون بأمره.

ومنذ ذلك الوقت ضاعت فلسطين ومزقت الصومال ثم العراق ثم الشام وقبلها البوسنة وبعدها اليمن وليبيا وصار علوج الكفر ورؤساؤهم يسرحون ويمرحون ويحكمون ويرسمون في بلادنا بمعونة الحكام الذين وضعوهم أو دعموهم لحكم تلك الكيانات الوطنية التي أنشؤوها على أنقاض دولة الخلافة. فظهر الفراعين الجدد والهامانات الكثر، وأسست مجالس الملأ والزبانية والعلماء السحرة الذين يشرعون ويحللون ويحرمون لفرعون وهامان ما يشتهون وما يريدون، ودربت الجنود لخدمتهم وحمايتهم والسهر على تنفيذ أوامرهم.

وإن كان فرعون قد قالها تصريحا دون تلميح ﴿وَقَالَ فِرْعَوْنُ يَا أَيُّهَا الْمَلَأُ مَا عَلِمْتُ لَكُم مِّنْ إِلَهٍ غَيْرِي ...﴾ فإن حكام المسلمين يقولونها بأفعالهم دون تصريح، فهم يسالمون أعداء الأمة أمريكا ويهود والإنجليز والفرنسيين وغيرهم، وينكلون بالمسلمين، ويبدلون بشرع الله دساتير غربية، ويحكمون بالكفر، ويبددون ثروات الأمة بالمجون والقمار والسفاهة وخدمة أمريكا وأعداء الأمة، وينسقون مع يهود ومع أجهزة المخابرات العالمية للقضاء على المسلمين ولتحريف دين الإسلام وتضليل شباب المسلمين وإفسادهم وحرفهم عن كل خير وفضيلة.

ولقد استعان حكام المسلمين بالعلماء الذين اشتروا ذممهم وباعوا دينهم من أجل دنيا الحكام، فباتوا كسحرة فرعون يدافعون عن الباطل ويتصدون للحق، مع الفارق الكبير أن السحرة حينما ظهر لهم الحق ألقوا ساجدين مؤمنين معترفين بذنبهم ومتحدين لفرعون وهامان وجنودهما، راجين من الله التوبة وقبول تنازلهم عن الباطل وقبولهم لدعوة موسى وهارون عليهما السلام.

أما سحرة اليوم من علماء السلطان فهم ومع أنه قد تبين لهم الحق وبعد دراسة وافية لدين الله استمروا في نفاقهم وفي غيهم وفي دعمهم لفراعين اليوم وهاماناتهم، استمروا بنسج الفتاوى ولي أعناق نصوص القرآن والحديث ليتناسب مع ما يريده فراعنتهم طمعا بجزرة يلقيها لهم الحكام والمستعمرون. فصاروا مثل فرعون وهامان وجنودهما، صاروا كما قال الله عز وجل ﴿وَجَعَلْنَاهُمْ أَئِمَّةً يَدْعُونَ إِلَى النَّارِ وَيَوْمَ الْقِيَامَةِ لَا يُنصَرُون * وَأَتْبَعْنَاهُمْ فِي هَذِهِ الدُّنْيَا لَعْنَةً وَيَوْمَ الْقِيَامَةِ هُم مِّنَ الْمَقْبُوحِينَ﴾ والعياذ بالله.

ورغم ذلك فلم يستطع الحكام ومخابراتهم والغرب من خلفهم من استمالة العديد من علماء الأمة الكرام الذين ثبتوا على طريق الحق، أمثال الشهيد سيد قطب والشيخ تقي الدين النبهاني والشيخ سفر الحوالي وعلي بالحاج وغيرهم الكثير من علماء الأمة الذين سطروا خير أمثلة للثبات على الحق ونصرة دين الله في تحديهم للطغاة والمجرمين، تأسيا بأنبياء الله بموسى وهارون ومحمد عليهم الصلاة والسلام. نسأل الله أن يجزيهم عنا خير الجزاء.

اللهم لا تجعلنا أئمة يدعون إلى النار واجعلنا من أولئك الذين يدعون إلى الهدى ونصرة دينك، اللهم خلص الأمة الإسلامية من علماء السوء وكثر وبارك يا ربي في علماء الخير الثابتين الصادقين الأتقياء، الداعين للخير والآمرين بالمعروف والناهين عن المنكر، اللهم اهد علماء أمتنا اليوم لطريق الصواب والحق وطريق نصرة دعوة إقامة الخلافة الراشدة الثانية على منهاج النبوة التي يحملها حزب التحرير يا الله. اللهم حرر علماء أمتنا من قبضة الحكام، واهدهم لأن ينحازوا لأمتهم ودينهم يا رب العالمين، اللهم من أراد بدين الله وأمة نبيه خيرا فوفقه إلى كل خير، ومن أراد بدين الله وأمة نبيه شرا فخذه أخذ عزيز مقتدر، فإنهم لا يعجزونك يا رب العالمين، اللهم اهدنا واهد بنا واجعلنا من عتقاء شهرك الفضيل يا رب العالمين.

كتبه لإذاعة المكتب الإعلامي المركزي لحزب التحرير

د. فرج ممدوح

More from null

Devletin Sağlık Felaketiyle Mücadeledeki Rolünün Yokluğu: Dang Humması ve Sıtma

Devletin Sağlık Felaketiyle Mücadeledeki Rolünün Yokluğu

Dang Humması ve Sıtma

Sudan'da dang humması ve sıtmanın yaygın bir şekilde yayılmasıyla, Sağlık Bakanlığı'nın etkili rolünün yokluğunu ve devletin her geçen gün can alan bir salgınla başa çıkma konusundaki yetersizliğini ortaya koyan ciddi bir sağlık krizi ortaya çıkıyor. Hastalık bilimi alanındaki bilimsel ve teknolojik ilerlemeye rağmen, gerçekler ortaya çıkıyor ve yolsuzluk kendini gösteriyor.

Net Bir Planın Yokluğu:

Vaka sayısının binleri aşmasına ve bazı medya kaynaklarına göre toptan ölümlerin kaydedilmesine rağmen, Sağlık Bakanlığı salgınla mücadele için net bir plan açıklamadı. Sağlık kurumları arasında koordinasyon eksikliği ve salgın krizlerle başa çıkmada önleyici vizyon eksikliği dikkat çekiyor.

Tıbbi Tedarik Zincirlerinin Çöküşü

"Parol" gibi en basit ilaçlar bile bazı bölgelerde nadir hale geldi, bu da tedarik zincirlerindeki bir çöküşü ve ilaç dağıtımı üzerindeki denetim eksikliğini yansıtıyor, bu da kişinin en basit yatıştırıcı ve destek araçlarına ihtiyaç duyduğu bir zamanda.

Toplumsal Bilinçlendirme Eksikliği

İnsanları sivrisineklerden korunma yöntemleri veya hastalığın belirtileri hakkında eğitmek için etkili medya kampanyaları yok, bu da enfeksiyonun yayılmasını artırıyor ve toplumun kendini koruma yeteneğini zayıflatıyor.

Sağlık Altyapısının Zayıflığı

Hastaneler, tıbbi personel ve ekipman, hatta temel teşhis araçları konusunda ciddi bir eksiklik çekiyor, bu da salgına yanıtı yavaş ve rastgele hale getiriyor ve binlerce kişinin hayatını tehlikeye atıyor.

Diğer Ülkeler Salgınlarla Nasıl Başa Çıktı?

 Brezilya:

- Modern böcek ilaçları kullanarak yer ve hava yoluyla ilaçlama kampanyaları başlattı.

- Sinekliği dağıttı ve toplumsal bilinçlendirme kampanyalarını etkinleştirdi.

- Salgın bölgelerinde acil olarak ilaç sağladı.

Bangladeş:

- Yoksul mahallelerde geçici acil durum merkezleri kurdu.

- Bildirimler için yardım hatları ve mobil müdahale ekipleri sağladı.

Fransa:

- Erken uyarı sistemlerini etkinleştirdi.

- Taşıyıcı sivrisinekler üzerindeki denetimi yoğunlaştırdı ve yerel bilinçlendirme kampanyaları başlattı.

Sağlık En Önemli Görevlerden Biridir ve Devletin Sorumluluğu Tamdır

Sudan hala etkili tespit ve raporlama mekanizmalarından yoksun, bu da gerçek rakamların açıklanandan çok daha yüksek olmasına neden oluyor ve krizi daha da karmaşık hale getiriyor. Mevcut sağlık krizi, devletin insan hayatını önceliklerinin en üst sırasına koyan sağlık hizmetlerinde etkili rolünün yokluğunun doğrudan bir sonucudur. İslam'ı uygulayan ve Ömer bin Hattab'ın "Irak'ta bir katır tökezlese, Allah Kıyamet Günü'nde ondan beni hesaba çeker" sözünü uygulayan bir devlet.

Önerilen Çözümler

- İnsan hayatında Allah'tan korkan ve her şeyden önce etkili, hisse senedi veya yolsuzluğa tabi olmayan bir sağlık sistemi kurmak.

- Ücretsiz sağlık hizmetini her reayanın temel hakkı olarak sağlamak. Özel hastanelerin ruhsatlarını iptal etmek ve tıp alanındaki yatırımları engellemek.

- Bilinçlendirme kampanyaları ve sivrisineklerle mücadele yoluyla tedaviden önce önlemenin rolünü etkinleştirmek.

- Sağlık Bakanlığı'nı insanların hayatından sorumlu olacak şekilde yeniden yapılandırmak, sadece bir idari kurum olmaktan çıkarmak.

- İnsan hayatını ekonomik ve siyasi çıkarların üstüne koyan bir siyasi sistem benimsemek.

- Suç örgütleri ve ilaç mafyasıyla bağları koparmak.

Müslümanların tarihinde, hastaneler insanlara ücretsiz hizmet vermek için kurulurdu, yüksek verimlilikle yönetilir ve insanların cebinden değil, devlet hazinesinden finanse edilirdi. Sağlık hizmetleri devletin sorumluluğunun bir parçasıydı, ne bir lütuf ne de bir ticaret.

Bugün Sudan'da salgınların yayılması ve devletin sahnede olmaması, göz ardı edilemeyecek bir tehlike işaretidir. Gerekli olan sadece Parol sağlamak değil, aynı zamanda insan hayatıyla ilgilenen ve krizin semptomlarını değil, köklerini tedavi eden gerçek bir refah devleti kurmaktır, insanın değerinin, hayatının ve yaratılış amacının (yalnızca Allah'a ibadet etmek) farkında olan bir devlet. İslami devlet, sağlık hizmetleri konularını ancak Nübüvvet metoduna göre ikinci Raşid Halifeliği devletinin gölgesinde uygulanabilen sağlık sistemi aracılığıyla çözebilir, bu devlet Allah'ın izniyle yakında kurulacaktır.

﴿Ey iman edenler! Sizi diriltecek şeylere çağırdığı zaman Allah'a ve Resul'e icabet edin

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi Radyosu İçin Yazılmıştır

Hatem El-Attar – Mısır Vilayeti

Ebu Üsame, Ahmed Bekir (Hezim) rahmetullahi aleyh ile Arkadaşlığın Şerefi

Ebu Üsame, Ahmed Bekir (Hezim) rahmetullahi aleyh ile Arkadaşlığın Şerefi

22 Rebiülevvel 1447 Hicri, miladi 14 Eylül 2025 sabahı, seksen yedi yaşına yakın bir yaşta, Hizb-ut Tahrir'in ilk neslinden Ahmed Bekir (Hezim), Rabb'inin rahmetine kavuştu. Davayı uzun yıllar taşıdı, bu uğurda uzun hapisler ve şiddetli işkenceler çekti, ancak Allah'ın lütfu ve yardımıyla ne gevşedi, ne zayıfladı, ne değiştirdi, ne de dönüştürdü.

Seksenli yıllarda Suriye'de, rahmetli Hafız'ın hükümeti döneminde uzun yıllar gizlenerek yaşadı. 1991 yılında Hava İstihbaratı tarafından bir grup Hizb-ut Tahrir genciyle birlikte tutuklandı ve suçlular Ali Memluk ve Cemil Hasan'ın gözetiminde en ağır işkencelere maruz kaldı. Ebu Üsame ve bazı arkadaşlarının sorgusundan sonra sorgu odasına giren bir kişi bana, sorgu odasının duvarlarında et parçaları ve kan gördüğünü söyledi.

Mezze'deki Hava İstihbarat Şubesi'nin hücrelerinde bir yıldan fazla kaldıktan sonra, geri kalan arkadaşlarıyla birlikte Seydnaya hapishanesine gönderildi ve ardından on yıl hapis cezasına çarptırıldı. Sabırla ve mükafatını Allah'tan bekleyerek yedi yılını geçirdi, sonra Allah ona kurtuluş nasip etti.

Hapisten çıktıktan sonra doğrudan davayı taşımaya devam etti ve Suriye'de 1999 yılının Aralık ayının ortasında yüzlerce Hizb gençliğini kapsayan tutuklamalar başlayana kadar devam etti. Beyrut'taki evi basıldı ve kaçırılarak Mezze havaalanındaki Hava İstihbarat Şubesi'ne götürüldü, böylece yeni bir korkunç işkence aşaması başladı. Allah'ın yardımıyla yaşına rağmen sabırlı, sebatlı ve mükafatını Allah'tan bekleyen biriydi.

Yaklaşık bir yıl sonra yeniden Seydnaya hapishanesine nakledildi ve Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde yargılandı. Daha sonra on yıl hapis cezasına çarptırıldı ve Allah ona yaklaşık sekiz yılını geçirmeyi nasip etti, sonra Allah ona kurtuluş nasip etti.

2001 yılında Seydnaya hapishanesinde onunla tam bir yıl geçirdim, hatta beşinci koğuşta (A) üçüncü katın solunda tam yanındaydım, ona sevgili amcam diye hitap ederdim.

Birlikte yemek yerdik, yan yana uyurduk, kültürü ve fikirleri müzakere ederdik. Kültürü ondan öğrendik, sabrı ve sebatı ondan öğrenirdik.

İnsanları seven, hoşgörülü, gençlere düşkün, onlara zafere ve Allah'ın vaadinin yakın zamanda gerçekleşeceğine dair güven aşılardı.

Allah'ın Kitabını ezberlemişti ve her gün ve gece okurdu. Gecenin çoğunu ibadetle geçirirdi ve şafak yaklaştığında beni kıyam namazı ve ardından sabah namazı için uyandırırdı.

Hapisten çıktım ve 2004 yılında geri döndüm. 2005'in başlarında yeniden Seydnaya hapishanesine nakledildik ve 2001'in sonunda ilk kez çıktığımızda hapiste kalanlarla yeniden buluştuk. Onlardan biri de sevgili amcam Ebu Üsame Ahmed Bekir (Hezim) rahmetullahi aleyh idi.

Koğuşların önünde uzun süreler yürüyerek hapishane duvarlarını, demir parmaklıkları, aile ve sevdiklerinden ayrılığı unutmaya çalışırdık. Nasıl unutabilirdik ki o, uzun yıllarını hapiste geçirmiş ve neler yaşamıştı!

Ona yakınlığıma ve uzun süre arkadaşlık etmeme rağmen, onu asla şikayet ederken veya sızlanırken görmedim. Sanki hapiste değilmiş de hapishane duvarlarının dışında uçuyormuş gibiydi; çoğu zaman okuduğu Kur'an ile uçuyordu, Allah'ın vaadine olan güven ve Peygamberimiz ﷺ'in zafer ve iktidar müjdesi kanatlarıyla uçuyordu.

En karanlık ve en zorlu koşullarda bile, Peygamberimiz ﷺ'in «Sonra Nübüvvet Minhacı Üzere Hilafet Olacak» müjdesinin gerçekleşeceği büyük zafer gününü özlüyorduk. Hilafetin gölgesinde ve ak sancak dalgalanırken bir araya gelmeyi arzuluyorduk. Ancak Allah, senin bu sıkıntı diyarından ebediyet ve beka diyarına göçmeni takdir etti.

Allah'tan Firdevs-i Ala'da olmanı dileriz ve Allah katında kimseyi temize çıkarmıyoruz.

Sevgili amcamız Ebu Üsame:

Allah'tan sana engin rahmetiyle muamele etmesini, seni cennetlerinin en geniş yerine yerleştirmesini, seni sıddıklar ve şehitlerle birlikte kılmasını, çektiğin eziyet ve azaba karşılık cennetteki en yüksek dereceleri vermesini dileriz. Yüce Allah'tan havuz başında Peygamberimiz ﷺ ile ve rahmetinin karar yerinde bizi seninle bir araya getirmesini dileriz.

Tesellimiz, Rahmet Edenlerin En Merhametlisinin huzuruna varman ve biz ancak Allah'ı razı eden sözleri söyleriz. Biz Allah'a aitiz ve O'na döneceğiz.

Hizb-ut Tahrir Merkezi İletişim Ofisi Radyosu İçin Yazılmıştır

Ebu Suteyf Cicu